Hayatta fark yaratan insanların ortak özelliklerinden biri, psikolojiyi iyi bilmeleri ve çevrelerindeki insanların zihinlerine girebilmeleridir. Burada kastım manipülasyon değil, empatidir. Birlikte çalıştığınız ya da çalışacağınız insanların penceresinden olaylara bakamaz ve kararlarınızı buna göre şekillendiremezseniz başarılı olamazsınız.
İnovasyon kolektif bir iş
İnovasyon eğitimi/danışmanlığı verdiğim firmalardaki yöneticilerin ya da ilgili ekiplerin temel sorunlarından biri tam da bu. Konu çok minör gibi algılanabilir, ancak bu aşama başarıyla geçilemediğinde ilerlemek mümkün olmuyor. İnovasyonu yapacak olan insandır. En iyi teknolojileri, fiziksel şartları ve maddi imkânları sağlasanız dahi, eğer insanları doğru ve etkili bir şekilde süreçlerde konumlandıramaz ve onların sinerjisinden yararlanamazsanız başarılı olamazsınız.
İnovasyon kolektif bir iş. Sanat ya da icattan temel farklarından birisi budur; bireysel olarak başarmak imkânsızdır. Ortaya çıkan inovasyonun hedef kitlesi yine insandır. Potansiyel kullanıcıyla empati kuramayan hiçbir ürün başarılı olamaz. Bu nedenle inovasyonun temel aşamalarından biri empati fazıdır. Ancak birçok inovasyon projesi, pazardaki potansiyel müşteriler yerine inovasyon yapan kişinin subjektif fikirlerine ve ihtiyaçlarına göre şekillendiği için başarısız olur. Bazı girişimler doğmadan ölür, bazıları ise pazara çıktıktan kısa süre sonra yok olur.
İnsan psikolojisini anlamak en kritik eşiklerden biri
İnovasyonu şimdilik insan, insan için yapıyor. Bu nedenle insan psikolojisini anlamak en kritik eşiklerden biri. Elbette yapay zekâ ile birlikte ilerleyen yıllarda durum değişebilir. Yapay zekâ önce insanlar için, daha sonra kendisi için inovasyon yapacaktır. O aşamada ise “makine psikolojisini” anlamamız gerekecek; ancak henüz oraya oldukça uzağız.
Psikoloji okuma yetkinliği, sadece inovasyon çalışmalarında değil; ekonomiden siyasete hayatın her alanında gerekli olan en kritik becerilerden biridir, birincisi değilse. İnsan psikolojisini anlamayan (yalnızca olaylar gerçekleştikten sonra değil, gerçekleşmeden önce kestirimde bulunabilmek), insanlarla empati kuramayan ve buna göre karar almayan bir kişi ne ekonomide, ne bilimde ne de siyasette başarılı olabilir.
İnsanlarla etkileşime girmeden ve ortak üretim/tüketim süreçlerine dahil olmadan icra edilebilecek meslek sayısı bir kaçı geçmez. Belki sanatsal üretim buna örnek gösterilebilir; ancak günün sonunda bir tabloyu sergilemek ya da satmak istiyorsanız, diğer alanlardaki kadar olmasa bile yine de koleksiyonerin ya da potansiyel alıcının beklentilerini anlamanız gerekir.
Peki empati kurabilmek ve insan psikolojisini yönetebilmek doğuştan gelen bir yetenek midir, yoksa sonradan kazanılan bir yetkinlik mi?