Bizim memlekette işler genelde tersine ilerler. Millet aya giderken biz yaya gideriz. TFF, ligin kalitesini yükseltmek için politika ve uygulamalar geliştirmek yerine, GS ile diğer kulüplerin arası açılmasın derdinde. Bu tutum ülke futbolunu bitirir.
Futbol hiçbir zaman sadece futbol değildir. Dünyanın en fazla izlenen sporu olarak ekonomiler için bir kaldıraç ve ülkeler için eşsiz bir tanıtım fırsatı. Futboldaki başarınız arttıkça dünyanın her yerinden iyi oyuncuları çekersiniz. İyi oyuncular geldikçe başarınız daha da artar. Başarı bütçenizi büyütür. Büyük bütçeler büyük ekonomiler demektir.
Sadece spor kulüplerinin yönetimleri değil, hükümetler de meseleye bu pencereden bakmalı ve altyapıya yatırım yapmalıdır. Kuşkusuz futbolun en önemli vitrini Şampiyonlar Ligi. Dünyanın en güçlü futbol kulüpleri Şampiyonlar Ligi’nde. Burada final oynamak, Dünya Kupası kadar değerli.
Başarı; istikrarlı bir şekilde, on yıllarca süren yatırım ve stratejik sabırla gelir ve bu süreçte ölümcül hatalar yapmamanız gerekir. Galatasaray dünya futbol arenasında bilinen bir isim, fakat global marka olma fırsatını 25 yıl önce tepti. Avrupa’nın en iyi 5 kulübü arasına girmek için tekrar bir fırsat eline geldi. Yaptığı hataları tekrar etmemeli. Öncelikle başarılı kadro dağıtılmamalıdır. Yeni takviyelerle daha güçlü bir şekilde ilerlenmeli.
Galatasaray’ın başta analiz ve scout olmak üzere teknik ekibi güçlendirilmeli. Okan Buruk’a 1. yardımcı antrenör olarak Avrupa’da bilinen bir isim getirilmeli. Bu, eski bir Galatasaraylı veya büyük teknik direktörlerle çalışmış bir isim olabilir. Her takımın karakteristik bir oyunu ve oyun felsefesi vardır. GS, on yıllardır hücum futbolu oynuyor. Bu nedenle, tüm mevkilerden önce iyi bir 10 numaraya ihtiyaç var. Forma satışlarını yükseltecek, dikkat çekecek bir isim olmalı. Ayrıca oyun felsefesini geliştirmeli. GS sponsorluk konusunda başarılı işler yapıyor, aynı başarıyı “influencer marketing” konusunda da yakalamalı. Dünyanın her yerinden influencerlarla çalışmalı.
Arabistan’a gitmek istemeyen oyuncular için son durak oluyoruz
Bazı konuları GS’nin tek başına çözmesi mümkün değil. Süper Lig maalesef Avrupa’nın en iyi 5 ligi olmaktan oldukça uzak. Belgian Pro League, Primeira Liga (Portekiz) ve Eredivisie (Hollanda) dahil birçok lig bizim önümüzde. Ligimiz bu denli kalitesiz olunca genç yıldızları çekmek mümkün değil. Ancak 30 yaş üstü, Arabistan’a gitmek istemeyen oyuncular için son durak oluyoruz. Bu, TFF tarafından çözülmesi gereken bir mesele. Ligin kalitesini GS tek başına artıramaz. Hatta ligin kalitesi yükselmediği sürece GS’nin başarısı da sönümlenir. İyi rakipler sizi diri tutar. Bu sezon GS’li futbolcularda bunu gördük. Lig maçlarını önemsemezken Şampiyonlar Ligi’nde çok farklı oynadılar. “Nasıl olsa kazanırız” düşüncesi, en başta o takıma zarar verir.
Gelişen bir futbol, gelişen bir ekonomi demektir
Bizim memlekette işler genelde tersine ilerler. Millet aya giderken biz yaya gideriz. TFF, ligin kalitesini yükseltmek için politika ve uygulamalar geliştirmek yerine, GS ile diğer kulüplerin arası açılmasın derdinde. Bu tutum ülke futbolunu bitirir. Bayern Munich ve Paris Saint-Germain gibi kendi liglerini domine eden takımlar her zaman oldu ama Almanya ya da Fransa federasyonları bu takımları aşağı çekmek için uğraşmadı. Global oynuyorsak artık bu lokal kafaları ve Bizans ayak oyunlarını bırakmalıyız. GS Avrupa’da başarılı oldukça diğer takımlara daha çok yıldız gelir ve futbolumuz gelişir. İyi niyet göstergesi olarak 10+4 kuralı esnetilmeli. En azından Avrupa için “istisnai” olabilir. Bu kuralla Avrupa’da başarılı olmak mümkün değil.
Benim için konunun nirengi noktası, sporun ekonomik kalkınma ile ilişkisidir. Gelişen bir futbol, gelişen bir ekonomi demektir. Bu yüzden bazen futbol, tarafsızlığı gölgeye düşmüş yöneticilere bırakılmayacak kadar futboldan fazlasıdır. Top of FormBottom of Form