Serinin son yazısında, kurumsal firmaların dış paydaşlarla iş birliği modellerini inceleyelim. Büyük ölçekli firmalar ile startuplar arasındaki asimetrik ilişkiyi ve tansiyonu yönetmek kolay değildir; fakat her iki taraf da başarılı olmak istiyorsa buna mecbur. Startuplar yeni teknolojiler, çeviklik ve yalın iş yapma kültürüne sahipken, kurumsal firmalar bütçe, insan kaynakları ve inovasyonları hızlı ölçekleme kapasitesine sahiptir. Bütçe dahil gerekli kaynakların tahsisi çok daha kolaydır. Dolayısıyla, startuplarla kurumsalların verimli iş birlikleri her iki tarafa da kazandırır.
Hangi iş birliği modelinin seçileceği önemli bir soru. Yaptığımız bir bilimsel araştırma sonucunda 9 farklı model belirlemiştik. Bunlardan bazıları CVC (Corporate Venture Capital) ve Accelerator (Hızlandırıcı) gibi çok bilinen modellerken, Venture Clienting ve Outpost gibi diğerleri daha yeni ortaya çıkan modellerdir. Strateji, hisse, zaman ve risk gibi 7 kriter eşliğinde doğru model seçilebilir. Literatüre kazandırdığımız model seçim çerçevesine isteyenler, Review of Managerial Science dergisinden ulaşabilir.
Startuplarla iş birliklerini genel olarak Açık İnovasyon şemsiyesi altında toplarız. Açık İnovasyon elbette sadece startuplarla olmak zorunda değildir. Üniversiteler, KOBİ’ler ve pek çok paydaşla açık inovasyon projeleri yürütülebilir. Hatta kurumsal firmalar bu tip farklı aktörlerin bir araya geldiği kendi ekosistemlerini yaratabilirler. Ekosistem kurasyonu ve ölçeklenmesi, stratejik bir tasarım ve etkin yönetişim gerektiren bir uzmanlık alanıdır. Açık İnovasyonun dıştan dışa (outside-out) dediğimiz yeni modu, tam olarak ekosistem etkisini artırmak için geliştirilmiş bir süreçtir. Klasik dıştan içe ya da içten dışa yaklaşımlar genelde merkezde kurumun çıkarlarına odaklanırken, dıştan dışa modeli ekosistemdeki tüm oyunculara değer yaratmayı önceler. Kurumsal firmaların liderlik ederek ekosistemdeki startuplarla farklı iş modelleri geliştirmesi amaçtır. Bu şekilde, kendileri her teknolojiyi içeride geliştirmek zorunda kalmadıkları gibi, startuplar da geliştirdikleri teknolojileri kurumsalların imkânlarıyla hızlı ölçekleyebilir. Genelde kurumsallar, startupların uzun vadeli müşterisinden öte stratejik partneri olarak konumlanır.
Ülkemizde, sair olumsuzluklara rağmen oldukça değerli işler yapılıyor. Girişimcilik ve inovasyon ekosistemi eskisine göre çok daha güçlü. Dinamik modeller deneniyor. Örneğin bunlardan biri, İş Bankası Workup hızlandırma programının geliştirdiği ekosistem ve hızlandırıcı süreçleri öncesi, sonrası ve program boyunca yapılan çalışmalardır. Akademik bir vaka analizi şeklinde etüt ettiğimiz bu örnek, dıştan dışa açık inovasyonun güzel bir yansıması. Bu tip değerli işleri sadece yapmakla kalmayıp dünyaya tanıtmamız gerekiyor. Bunun en etkili yolu, sıralaması yüksek bilimsel dergilerde yayımlamaktır. Blog ya da köşe yazıları bir gün unutulur; fakat çift hakemli, seçkin akademik çevrelerin kabul ettiği bilimsel dergilerdeki makaleler literatüre girerek yüz yıllarca orada kalır. Aynı şekilde, bu makalemize de Technological Forecasting and Social Change dergisinden ulaşılabilir ilgili okuyucular.
Yazımızı şu özetle kapatabiliriz: Kurumsal firmalarda inovasyon elbette mümkündür; fakat stratejik, sistematik ve metodolojik bir yaklaşım gerektirir. Hem kurum içi çalışanlarla hem de kurum dışı paydaşlarla farklı modeller hayata geçirilmelidir. İnovasyonu dünyadan izole bir şekilde yapmamız mümkün değil. İnovasyon için solo sonatlara değil korolara, kahramanlara değil orkestratörlere ihtiyacımız var.