Strateji, kaynaklarınızı etkin kullanarak sonuca ulaşma sanatıdır. Kaynaklarınıza göre hedef belirlersiniz, hedeflerinize göre strateji geliştirirsiniz. Kaynaklar arasında yetişmiş iş gücü, bilgi, deneyim, doğal kaynaklar, iklim ve coğrafya gibi unsurlar gösterilebilir. Dolayısıyla her ülkenin eğitimli insan gücü, coğrafi konumu, iklimi, yer altı ve yer üstü kaynakları farklılık arz ettiği için avantajlı olacağı sektörler de farklılık gösterir. Peki, kaynak kısıtımız olan sektörlere giremez miyiz? Elbette mümkündür; ancak bu kaynakların oluşturulması için yatırım yapılması gerekir.
Bazen finansal imkânlar olsa dahi istenilen sonuç alınmaz; çünkü know-how eksikliği vardır. İnsan yetiştirmek ya da yetişmiş insanı çekebilmek en zor olanı. Sektörel kümelenmeler ve ekosistemin büyüklüğü bu anlamda oldukça belirleyicidir. Tüm bu parametreler ışığında, bana göre Türkiye’nin inovasyon bağlamında avantajlı olduğu sektörleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Tarım ve gıda: Coğrafi konumumuz büyük bir avantajdır. Güneş, su ve ısı; birçok sebze ve meyve yetiştirmek için uygun. Nitekim fındık, incir, kiraz, mercimek, nohut ve üzüm gibi pek çok ürünün üretiminde ilk 3-5 ülke arasında yer alıyoruz. Yetişmiş insan gücümüz ve büyük gıda firmalarımız da var. Ancak eksik olan inovasyon. Büyük teknoloji yatırımları gerektirmeden, küçük dokunuşlarla birçok yenilik yapılabilir bu sektörde. Son zamanlarda güzel örnekler görülse de sayılarının artması gerekir. Tarım ve gıda, Türkiye’nin kesinlikle ihmal etmemesi gereken, güçlü rekabet avantajına sahip olduğu alanlardan biri.
Otomotiv: Türkiye zaten önemli bir otomotiv üretim üssü. Ancak artık kendi markalarıyla, otomotivin ötesine geçen yüksek teknoloji araçlar geliştirmeliyiz. Otomotiv sektörü hızla “donanım merkezli üretim”den “yazılım tanımlı mobilite ekosistemine” dönüşüyor. Elektrikli ve otonom araçlar, akıllı bileşenler, veriyle sürekli güncellenen sistemler ve cihazlar arası bağlantı; tedarik zincirinden ürün geliştirmeye kadar her aşamayı şekillendiriyor. Bu süreçte mevcut ürünlerin yeni nesil araç platformlarına entegrasyonu, yazılım tabanlı bileşen geliştirme kabiliyetinin artırılması, araç-veri, araç-bulut ve araç-telefon ekosistemlerinde iş birliklerinin kurulması, elektrikli ve otonom sistemlerde maliyet, güvenlik ve dayanıklılığın dengelenmesi gerekiyor. TOGG önemli bir adım. Ancak TOGG’u ve binek araçların ötesinde, diğer çözümleri besleyecek bir ekosistem inşa etmemiz şart.
Oyun: Türkiye oyun sektöründe birden fazla unicorn girişim çıkarmayı başarmıştır (Peak Games, Dream Games gibi). Türkiye’de yaklaşık 50 milyon aktif oyuncunun bulunması, geniş bir kullanıcı tabanı ve güçlü bir test pazarı avantaj sağlamakta. Ayrıca ülkede 700’ün üzerinde oyun stüdyosu faaliyet gösteriyor. Oyun sektörü, doğası gereği küresel pazarlara doğrudan erişim sağlayan nadir alanlardan. Güçlü yazılım yetkinlikleri, genç nüfus, görece düşük maliyetli ancak yüksek kaliteli geliştirme kapasitesi ve girişimcilik ekosisteminin olgunlaşması, Türkiye’yi bu alanda rekabetçi kılıyor. Bu nedenle oyun sektörü, yüksek katma değer üretme ve küresel ölçekte büyüme potansiyeliyle Türkiye’nin inovasyon açısından en güçlü sektörlerinden biridir.
Her çiçek her iklimde yetişmez. Her ülke de tüm sektörlerde aynı anda dünyanın en iyisi olamaz. Odak alanlarımızı netleştirmeliyiz. Sonrasında adım adım büyümeliyiz. Odak alanlarda küresel bir güç haline gelindiğinde elbette yeni alanlara da açılabiliriz. Haftaya devam edeceğim.