İstanbul Sanayi Odası'nın İkinci 500 2025 sonuçları, sanayicinin zorlu koşullara rağmen üretim ve karlılıkta büyümeyi sürdürdüğünü, ancak bu büyümenin henüz güçlü bir toparlanmaya işaret etmediğini gösteriyor. En yüksek iki sorun olarak enflasyonist ortamın etkisi ile yüksek maliyet ve finansa erişim ortaya konuyor. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin katma değer içindeki payının yüzde 4,9’a, orta-yüksek ve yüksek teknoloji gruplarının payının yüzde 32,1’e çıkması dönüşüm açısından umut verici. Reel büyümenin binde 2’de kalması, ihracatın yüzde 0,3 gerilemesi ve finansman giderlerinin büyümesi, sanayicinin ne kadar yüksek bir maliyet taşıdığını da ortaya koyuyor.
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, hiper küreselleşme ve devleti ekonomiden çıkaran anlayışın, pandemi arz şokları, jeopolitik riskler, teknolojik gelişmeler ile korumacılık gibi etkenlerle son bulduğuna ve yapısal bir dönüşümü dayattığına dikkati çekti. Dönüşümün, güçlü bir kurumsal koordinasyon gerektirdiğini vurgulayan Bahçıvan, “Kamu-özel sektör iş birliğinde yeni nesil bir sanayi planlaması yapılmalı.” dedi. Bahçıvan, “Aşırı merkezileşme piyasa ekonomisinin prensiplerini geri plana atmaktan bahsetmiyoruz. Tümüyle piyasa güçlerine emanet edilmiş, kuralsız ve plan-programsız bir modelin sınırlarını da gördük. Kastettiğimiz planlama; uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda daha proaktif bir rol almasına dayanıyor. Kamu ile özel sektör arasında yeni bir iş birliği kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda, ‘girişimci devlet’ kavramını ülkemizde de yeniden düşünmek için doğru bir zamandayız” dedi.
Eurostat'ın 2. çeyrek verilerinde Türkiye, Avrupa Birliği'nin en fazla ithalat ve ihracat yaptığı ülkeler arasında 5. sırada yer aldı.
Finansal Kurumlar Birliği çatısı altında faaliyet gösteren beş sektörün toplam aktif büyüklüğünün 2. çeyrekte yıllık bazda yüzde 68 artışla 2,2 trilyon liraya yükseldiği bildirildi. Başkan Ali Emre Ballı "İlk yarı verileri sektörlerimizin yalnızca ölçek olarak değil, işlev olarak da güçlendiğini gösteriyor." dedi.
İhracatçıya sağlanan döviz dönüşüm desteği ve destekteki değişim hazırlıklarını değerlendiren Vergi Uzmanı Deniz Eresen, bu desteğin sadece teknik bir uygulama değil, ihracatçının finansman ve nakit akışı açısından önemli bir araç olduğunu söyledi. Hâlen yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteğinin kapsamının genişletileceği yönündeki açıklamaları hatırlatan Eresen, bunun ihracatçı için bir ek gelir olmadığının altını çizdi, söz konusu firmaların kur riskini de yönetmek zorunda olduklarını vurguladı.
Avrupa Birliği’nin hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı yılın ilk 5 ayında yüzde 11,9 daralırken, Türkiye’den alımlarda düşüş yüzde 15,8’i buldu. Türkiye, 3,4 milyar euroluk satışla AB’nin üçüncü büyük tedarikçisi olmayı sürdürmesine karşın pazar payı yüzde 9,2’den yüzde 8,8’e indi.
TEPAV verilerine göre, Türklerin yurt dışı gayrimenkul yatırımları, yılın ikinci çeyreğinde 2,6 milyar dolara ulaşarak son beş yıl ortalamasının 10 katını aştı.
TCMB’nin haftalık repo ihalelerine geçmesi 2 ve 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizlerinde aşağı yönlü harekete yol açarken uzun vadeli tahvilde anlamlı bir tepki yaşanmadı. Uzmanlar yüksek enflasyon ve gevşeme beklentileriyle kısa vadeli tahvillere ilginin arttığını belirtti.
Ticaret Bakanlığı, yılın 7 aylık döneminde 22 ilin ihracatının 1 milyar doları aştığını, 54 ilde de ihracat artışı kaydedildiğini açıkladı.