Yapılan hesaplamalara göre akaryakıt harcamalarının 2026 tüketici sepetindeki payı yüzde 3,21. Akaryakıt harcamalarının enflasyon üzerindeki etkisi doğrudan olduğu kadar, ulaştırma ve gıda fiyatlarındaki girdi maliyetlerine bağlı olarak da dolaylı. Açıkçası her kalemde enerji izi var.
28 Şubat 2026 günü ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla ilk önemli tepki petrol fiyatlarında ortaya çıktı. 60 dolar bandında istikrarlı bir şekilde seyreden petrol fiyatları aniden yükselişe geçti. Savaşın tansiyonu arttıkça ve kalıcılık ihtimali yükseldikçe petrol de daha yukarı fiyatlarda demir atmaya ya da park etmeye başladı.
Bugünlerde varilin resmi fiyatı 115 dolar civarında iken amiyane deyimiyle karaborsa piyasada 140 dolara çıkmış durumda. Yani 2 ayda bir katı aşan artış…
Eşel mobil sisteme geçiş…
Hükümet, bu savaşın hemen başlamasının hemen ardından çok hızlı bir adım attı ve 4 Mart 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımladığı 10995 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile petrolde “eşel mobil” sisteme geçti. Bu kapsama benzin, motorin ve LPG alındı.
Yani uluslararası petrol fiyatları veya döviz kuru yükseldiğinde akaryakıta gelmesi kaçınılmaz olan zammın tamamının pompa fiyatlarına yansımasını önlemek ve dolayısıyla dezenflasyon programına zarar vermemek üzere Hükümet vergi gelirlerinden kısmi olarak vazgeçme kararı aldı. Devlet, devreye girerek akaryakıta gelen zammın yüzde 75’inin Özel Tüketim Vergisinden (ÖTV) karşılanacağını ve dolayısıyla fiyata yansımalarının yüzde 25 ile sınırlı kalacağını duyurdu. Baz olarak da 2 Mart 2026 tarihli akaryakıt fiyatlarını aldı.
Yapılan düzenlemeye göre azami ÖTV indirim tavanı şöyle oluştu:
- Benzinde litre başına 14,8277 lira
- Motorinde litre başına 13,9006 lira
- LPG’de litre başına 11,3830 lira.
Yani yukarıda belirtilen tutarlar aşılmayacak. Petrol fiyatları 2 Mart tarihli baz fiyatın altına indiğinde de düşüşün yüzde 75’ine kadar kısmı ÖTV zammı olarak pompa fiyatlarına yansıyacak.
Eşel mobil sistem devam ederse maliyeti ne olur?
Eğer atlamadıysak en son 29 Nisan 2026 tarihli akaryakıt zammı yapılırken, yine zammın yüzde 75’i ÖTV indirimiyle karşılandı ve pompa fiyatlarına benzinde 98 kuruş, motorinde 2,29 lira yansıdı.
Yani eşel mobil sistem aynen devam ediyor, yetkililer de şimdilik devam edeceği düşüncesinde.
Ancak işin maliyeti de çok uzun süreli katlanılabilir görülmüyor. Gelin rakamlara bakalım.
2026 yılının ilk 3 ayında petrol ve doğalgazdan alınan ÖTV tutarı 130 milyar lira. Ocak ayında 49.4 milyar lira, Şubat ayında 44.3 milyar lira iken Mart ayında sert bir düşüşle 36.2 milyar lira olmuş.
Oysa bu kalemden 2026 yılı için beklenen gelir 656.5 milyar lira olarak hedeflenmiş. Yani vergi gelirlerinin yüzde 3.8 kısmı için ÖTV’ye bel bağlanmış.
Görüldüğü gibi Mart ayında eşel mobil sistem nedeniyle ÖTV gelirleri erozyona uğramış. Tam olarak hesabını yapamıyoruz, ama çok ciddi bir vergi hedefinden sapma söz konusu. Yani şimdilik birkaç yüz milyar lira kayıp.
Dezenflasyon programı nasıl etkilenecek?
Eşel mobil için limit kalmazsa ya da durdurulursa elbette olumsuz etkilenecek.
Yapılan hesaplamalara göre akaryakıt harcamalarının 2026 tüketici sepetindeki payı yüzde 3,21. Akaryakıt harcamalarının enflasyon üzerindeki etkisi doğrudan olduğu kadar, ulaştırma ve gıda fiyatlarındaki girdi maliyetlerine bağlı olarak da dolaylı. Açıkçası her kalemde enerji izi var.
Merkez Bankası Araştırmacılarının çalışmasına göre; brent petrol fiyatlarında yüzde10’luk bir artış 12 ay sonunda tüketici enflasyonunu yüzde 1 etkiliyor. Artık zayıf bir ihtimalle de olsa Mart 26 – Şubat 27 dönemi brent petrol fiyatı 70-90 dolar arası olduğunda yıllık enflasyon yüzde 1.9 yukarı yönlü değişiyor. Eşel mobil uygulaması devam ederse enflasyon artış yüzde 1.3 puan daha düşük şekilleniyor. Yani eşel mobil sistemi dezenflasyonu olumlu etkiliyor. Petrolün varili 90 dolar olduğunda da eşel mobili sistemin enflasyonu düşürücü etkisi yüzde 2.7’ye çıkıyor.
Eşel mobil yetmedi, yine ve yeni eşelenmeler başladı!
Vergide erozyon tam gaz devam ediyor. Yani enflasyon dönemlerinde vergiyi artırma ve böylece tüketim harcamalarını kısma yönündeki klasik maliye politikası tedbirleri yine rafa kaldırılıyor.
Yine ve yeni vergi indirimleri başlıyor. İşte bunlardan birkaçı…
- Konaklama vergisi yüzde 2’den 1’e indiriliyor. 2025 yılında sadece 16.1 milyar lira getirisi olan bu kalem ile vergi kaybına bir yenisi ekleniyor.
- Yurt dışından el edilen (gerçek kişiler için kar payı ve tüzel kişiler için iştirak kazançları) istisna koşulları hafifletilerek vergi dışı bırakılıyor. Yüzde 50 olan sahiplik oranı yüzde 20’ye indirilerek vergi istisnası da yüzde 100 yapılıyor.
- Kripto varlık alım satımından doğan kazançlar için öngörülen vergilendirme ikinci kez erteleniyor, üçüncüsünü de görebiliriz.
- İşsizlik sigortası devlet payı yarı yarıya azaltılarak bütçeye güya gelir yaratılıyor.
- Sınırları ve dolayısıyla sonuçları belirsiz “Türkiye Yüzyılı için Güçlü Merkez Programı” adıyla devasa bir vergi düzenlemesi de yola çıkmış bulunuyor. Bu başlığın içinde çok anlamsız ve tehlikeli düzenlemeler olduğunu ve bu konuyu ayrıca ele almak gerektiğini belirtelim.