Açık söylemek gerekirse Türkiye’nin çıpaya endekslenmiş, hedeflere bağlanmış, yol haritası belirlenmiş ve zaman takvimine oturtulmuş bir dezenflasyon programının olduğunu söylemek zor. Hem politika tedbirleri ve hem de sonuçlar bunu gösteriyor.
2023 Haziran ayından bu tarafa neredeyse 3 yıl geçmek üzere... Az gitmişiz, uz gitmişiz; dere tepe yol gitmişiz; bugün itibariyle enflasyonda bir arpa boyu yol almışız.
Zaten savaş bizim programımızı dinamitlemeye müsait!
O zaman programı ya da daha doğru ifadeyle dezenflasyon programını gözden geçirmek gerekir diye düşünüyoruz. Ancak zamanlamanın da iç politik gündem itibariyle uygun olmadığını da biliyoruz. İşte bu noktada kararlı olma ve karar alma cesareti ortaya çıkıyor.”
Yukarıdaki satırlar, bundan iki hafta önceki 11 Mart 2026 tarihinde yine bu sütunlarda kaleme aldığımız “Türkiye, savaş gerekçesiyle dezenflasyon programını gözden geçirmeli mi?” Başlıklı yazıdan… Bayram öncesinde konuyu ilk kez gündeme getiren yazılardan biri idi.
Peki neden dezenflasyon programı revize edilmeli?
Çünkü 2026-2028 yıllarına ait Orta Vadeli Program hedefleri sapmış durumda.
Gelin bunlara 2026 yılı büyüklükleri olarak bir bakalım…
- Her şeyden önce brent ham petrol fiyatları varil başına 65 USD olarak öngörülmüştü. Şimdi zaman zaman bu rakam yüzde 50 ile yüzde 100 arası değişebiliyor. Değişmeyen şey fiyatların artık 65 USD olarak kalamayacağı. 100 USD bile olsa bu yüzde 50 fiyat artışı anlamına geliyor.
- Petrol fiyatlarındaki her 10 USD artışın enflasyon üzerine yüzde 4’lere kadar çıkan etkisi de hesaplanan veriler arasında.
- Dolayısıyla 2026 yılında enerji ithalatı için öngörülen tutar 63 milyar USD. Bu rakamın da burada kalamayacağı 100 milyar USD tutara kadar çıkacağı tahminleri var. Yani ödemeler dengesi en az 30-40 milyar USD sapacak gibi duruyor.
- Cari işlemler dengesi 22,3 milyar USD açık verecek şekilde planlanmışken şimdi bu açığın 40-50 milyar USD kadar artış yönünde sapacağı anlaşılıyor.
- 2026 yılı sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak öngörülmüştü. Bu rakamın zaten minimum yüzde 50 sapacağı netleşmişti. Şimdi yeni petrol krizi ve diğer tedarik zinciri ve gıda, taşımacılık faaliyetlerindeki fiyat artışları nedeniyle enflasyon hedefi neredeyse yüzde 100 artış sergileyecek gibi.
- Bütçe rakamları da sapacak. Her şeyden önce bütçe harcamaları, petrol fiyatları ve diğer girdi fiyatları nedeniyle artacak. Yani 2026 yılında bütçe ödeneklerinin içerisinde kalınamayacak.
- Bu tespitler ücret ve diğer kalemlerde artış olmayacağı varsayımına dayanıyor. Oysa artık vatandaşın ücret ve emekli aylıklarında dayanılacak nokta aşılmış görünüyor.
- Bütçede faiz giderleri artık 2 trilyon 714 trilyon lirayı aşacak, bu da bütçe gider kalemlerini olumsuz etkileyecek.
- Maliye’nin vergi gelirlerinde de beklenen performans sağlanamayacak. Tarım yüzde 8 küçülmüş, sanayi sürekli kan kaybeder hale gelmiş, tekstil gibi sektörler zaten çoktan kepenk indirmiş, turizmde çanlar çalmaya başlamış… bunlara bağlı olarak vergi gelirleri ne yazık ki düşüş sergileyecek.
- İhracatta ne kadar sıkıntı yaşandığı ortada…
- Döviz kurlarındaki baskı daha ne kadar sürdürülebilecek belli değil.
- Enflasyonda yönetilmiş ve yönlendirilmiş fiyatlar başat hale gelmiş.
Bu gerçekler karşısında yapılması gereken şey, çok süratle gerçekçi ve bütüncül bir dezenflasyon programı olacak. Bunun için de;
- Sadece para politikalarıyla çözüm olmadığı ve olamayacağı görüldüğüne göre politika setini çeşitlendirmek ve bütün yapmak lazım.
- Çok etkili maliye politikaları uygulamak zorunlu. Gerçekten faiz dışı fazla verebilecek bir gelir artışı ve harcama kısıtı yoluna gidilmeli.
- Vergide çok radikal düzenlemeler yapılmalı. Açıkçası vergiyle tanışık olmayanlar tanıştırılmalı.
- Yapısal düzenlemelere bir yerden başlamalı.
Ancak seçimlere hızla yaklaşılırken bu tedbirleri de almak kolay değil. Fakat tedbir alınmazsa sonuçlarının daha ağır olacağını da bilmemek mümkün değil.