Özellikle ekonomi ile ilgili kararlarda konunun tarafları dinlenmeden bir sabah aniden yeni bir reform paketi açılıyor. İlgili kesimin hiçbir haberinin olmadığı, yasal düzenlemelerin Meclise gittiği gibi değiştirilmeden oylandığı gelişmeler birbirini izliyor.
Önce bu ifadeye ilişkin birkaç yazı başlığı…
Nedense “Arabayı atların önüne koşmak” ifadesi hoşuma gidiyor. Zaman zaman çeşitli resmi toplantılarda, televizyon programlarında ve sohbetlerde kullanıyorum. Bir yanlışın veya tersliğin bu kadar veciz bir ifadeyle anlatılmasını çok anlamlı buluyorum.
Google üzerinden açık kaynaklara bakınca bu ifadenin ya da başlığın bir kaç yazıda kullanıldığını gördük.
İlki Dünya gazetesindeki 24 Temmuz 2019 tarihli yazı başlığı…
“…Aslında -atlar arabanın önüne koşulur- ifadesi geçerlidir, yani atlar arabayı çekmek için önde yer alır.
Oysa “arabayı atların önüne koşmak…” deyince, işe tersten başlandığı akla gelir. Yani daha önce yapılması gereken işleri daha sonraya bırakmak ve dolayısıyla işe sondan ya da tersten başlamak anlamına gelir.”
İkincisi, 17 Mart 2009 tarihli Yeni Şafak gazetesinde Abdullah Muradoğlu’na ait yazı...
“…Gilles Deleuze'ün dediği gibi, / Hukukun gerçek yaratıcısı, içtihatlardır: Yargıçlara emanet edilmemesi gerekirdi." İçtihatlar, arabaların önüne koşulan yağız atlar gibidirler.
Ama bizde tam tersi oluyor sevgili okurlar, arabaları atların önüne koşuyorlar.
İdeolojiler hukukun önüne geçtiği için bir türlü yol alamıyoruz.
Kimi hukukçuların ve kimi yüksek yargıçların ifade ettikleri görüşler çözümü kolaylaştırmayı bir kenara bırakın, tam aksine kitleyici bir rol oynamaktan öteye gitmiyor”.
Önümüze çıkan bir üçüncü yazı da İbrahim Güçlü’ye ait Kurdistan24.net/tr adlı dijital yayındaki makale.
“…Türklerde meşhur bir söz var. O söz de, “Arabaları atların önüne koşmak” sözüdür. Bu söz, arabaların atların önüne koşulması halinde, arabanın hareket etmeyeceği, yerinde duracağı anlamındadır. Türk siyasetçileri bu sözü, tersini yapmak için sık sık kullanırlar. Ama kendileri de çoğu zaman aynı yanlışa düşerler, arabayı atların önüne koşarak, suyu bulandırırlar, gerçekleri alt üst ederler”.
… Ve nihayet Hasan Öztürk’ün 21 Mayıs 2025 tarihli Haber7com.’daki “Arabayı atın önüne koşmak” isteyenlere inat, işimizin sıralamasını ıskalamayacağız, başlıklı makalesi…
Bu başlığı yapay zekanın bizim için tanımlamasını istedik…
"Arabayı atların önüne koşmak" deyimi, bir işi sondan başa doğru, mantıksız veya yanlış sırayla yapmak; öncelikleri karıştırarak sonucu tehlikeye atmak anlamına gelir. İşe sondan başlamak veya temelden önce detayları halletmeye çalışmak şeklinde yorumlanan bu ifade, genellikle işlerin ters gitmesine neden olan plansızlık durumlarını anlatır.
“Arabayı atların önüne koşmak”, işleri yanlış sırayla yapmak, öncelikleri karıştırmak veya bir sürece sondan başlamak anlamına gelen bir deyimdir.
İngilizcedeki "To put the cart before the horse" ifadesinin Türkçedeki karşılığı olan bu deyim, şu durumları ifade etmek için kullanılır:
- Yanlış Sıralama: Bir işin doğası gereği önce yapılması gereken kısmını sonraya bırakmak.
- Mantıksal Hata: Henüz ispatlanmamış bir iddiayı, başka bir iddianın kanıtı olarak sunmak gibi mantık hataları.
- Verimsizlik: Atın arabayı çekmesi gerekirken arabanın önüne geçirilmesi durumunda hareketin imkansızlaşması gibi, yanlış yöntem nedeniyle sonuç alamamak.
Örneğin; bir evin temeli atılmadan çatısının nasıl olacağını planlamak veya bir ürün üretilmeden reklam bütçesini harcamak "arabayı atın önüne koşmak" olarak nitelendirilebilir.
Gelelim bu başlığı niçin kullandığımıza…
Yarım yüzyıla yaklaşan AK Parti iktidarının en dikkate değer ve belki de başarı getiren yönlerinden birisi çok hızlı refleksler ortaya koyması, kararlar alması. Toplumu, kesimleri ilgilendiren sosyal, ekonomik, siyasi, hukuki, kültürel tüm konularda tavır belirleyerek eyleme dönüştürmesi.
Ancak konunun neden-sonuç ilişkisi belirlenmiyor ve etki analizi yapılmıyor. Niçin sorusuna cevap aranmıyor. Sosyolojik ve uzun dönemli değerlendirmelere yer verilmiyor.
Örneğin;
- Toplumda uyuşturucu bağımlılığının bu denli yükselmesinin sosyolojik, ekonomik, kültürel gerekçeleri sorgulanmıyor; onun yerine dönemin İçişleri Bakanlarının ağzından uyuşturucu mücadelesinin kesintisiz sürdürüleceği ya da amansız (!) bir şekilde mücadeleye devam edileceği vurgulanıyor.
- Lise çağındaki çocukların suça sürüklenmesinin ve küçük baronların boy salmasının kök nedenleri araştırılmadan operasyonlar yoğun bir şekilde medyaya yansıtılıyor.
- Yargı reformu adına Meclis’ten geçen paket düzenlemelerin sayısı onları ve madde sayısı yüzleri geçmiş durumda. Şimdi de çiçeği burnunda genç ve yeni Adalet Bakanımızın ses getiren düzenlemeleri sırada…
- Özellikle ekonomi ile ilgili kararlarda konunun tarafları dinlenmeden bir sabah aniden yeni bir reform paketi açılıyor. İlgili kesimin hiçbir haberinin olmadığı, yasal düzenlemelerin Meclise gittiği gibi değiştirilmeden oylandığı gelişmeler birbirini izliyor.
- Örneğin yaklaşık 2 yılda bir yenilenen ve sayısı 10’u geçen, son birkaç yıldır ara verilen “yeniden yapılandırma, af, tahsilatın hızlandırılması, bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması…” gibi ambalajlarla yinelenen paketlerden birisinin hazırlığı yapılıyor.
- Ne yazık ki bu düzenlemelerin başlangıçta sağlıklı etki analizi yapılmadığı gibi sonuçları da paylaşılmıyor.
Bütün bu çabalar yanlış kurgu ve yaklaşım nedeniyle sağlıklı sonuç vermiyor. Onun için arabayı atların önüne değil, atları arabanın önüne koşmak gerekiyor.