Brent petrolün fiyatıyla Amerikan tipi petrolün arasında dört dolarlık gizli bir denge vardır. Amerikan petrolü 55 doların altına inerse, Teksas’taki üretim kuyularında kilit sesleri duyulabilir. Bu fiyat, üretimin bir nevi nefes alma eşiğidir. Bu hesaba göre, Brent petrolde 59 dolar seviyesi Türkiye için bugün bir maliyet lütfu gibi görünse de aslında yarının enflasyonunu besleyebilir.
Petrol denkleminden süzülen bu belirsizlikler, TCMB Başkanı Karahan’ın son günlerdeki açıklamalarındaki özenle kurgulanmış ihtiyat payında yankı buluyor. Ocak ve şubat aylarının enflasyon yörüngesi sadece dönemsellikle değil, enerji kalemlerinin her an yön değiştirebilecek rüzgârlarıyla şekilleniyor. Jeopolitik gerilimlerin gölgesindeki bu mali yük, kurumun fiyat istikrarı hedefindeki o hassas tavrını besleyen en kritik damardır. Ankara’nın gözü etiketlerde ve çatışma hatlarındayken, nabzı varillerin ritmiyle atıyor.
Bir yandan iç talebin dizginleri sıkı tutulmaya çalışılırken, diğer yandan petrol fiyatının sürdürülemez düşüklüğü ve jeopolitik satrancın hamleleri arasında biriken o derin sessizlik tartılıyor. Para politikası enerji piyasalarındaki bu tehlikeli dalgalanmayla çarpışırken, Merkez’in bu hafta piyasalara vereceği mesajlar küresel fırtınalara karşı örülen bir savunma hattı olacak. Enflasyonun ateşi henüz sönmemişken, enerji fiyatlarının hazırladığı bu potansiyel geleceğe karşı en güçlü kalkan, sarsılmaz bir kararlılık ve ihtiyatlı bir duruş olacaktır.