Görüşmelerde somut bir ilerleme olmamasına rağmen, finansal piyasalar şaşırtıcı bir iyimserlikle hareket ediyorlar. Öyle ki ABD’de S&P 500 endeksi dün rekor tazeledi. Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapalılık sekizinci haftasına giriyor. Brent petrolün gösterge fiyatı 95 dolar civarında dalgalanıyor. Diğer taraftan Orta Doğu’da fiziki petrol, Brent fiyatının 40-50 dolar üzerinde el değiştiriyor. Aradaki bu uçurum, arz tarafındaki stresin derinliğini ortaya koyuyor.
Ekonomiler, hayatın her alanına sirayet eden maliyet artışlarına uyum sağlamaya çalışıyor. Ürün fiyatları bir kez yükseldiğinde, nadiren eski seviyelerine döner. Enerji fiyatlarındaki sert hareketler önümüzdeki dönemde yavaşlayabilir. Ancak bu durumun üretim zincirleri ve son tüketici üzerindeki etkisi kalıcıdır. Bu iklimde oluşan yüksek fiyatlar, hanehalkı ve işletmeler açısından artık hayatın bir parçası hâline geliyor.
Türkiye bir direnç ekonomisi kurmak zorundadır. Bulunduğumuz coğrafya, dört yıl gibi kısa bir zaman diliminde ikinci büyük savaşın ağır sarsıntılarını yaşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının nereye evrileceği belirsizdir. Tedarik hatları büyük riskler barındırıyor. Bu kırılganlık, ham madde ve enerji ürünü stoklamayı bir mecburiyet kılıyor. Ülkenin stratejik rezervlerinin güçlendirilmesi hayatidir. Kısıtlı kaynaklar, yerli üretimi ve ithal ikamesini pekiştiren kritik alanlara aktarılmalıdır. Bu fırtınalı kuşakta ayakta kalmanın yolu hazırlıklı olmaktan geçiyor.