YENER KARADENİZ
İstihdam korumaya yönelik destek programında yapılan yeni düzenleme, önceki uygulamada tartışma yaratan belirsizlikleri önemli ölçüde ortadan kaldırdı. Özellikle SGK prim gün sayısının nasıl hesaplanacağı ve hangi dönemlerin referans alınacağı konusundaki soru işaretleri, güncellenen kriterlerle daha net bir çerçeveye kavuştu. Önceki uygulamada, 2025 yılı Kasım-Aralık dönemine ait prim günlerinin esas alınması, ancak bu hesaplamanın devamsızlık, takvim farklılıkları ve çalışma modelleri gibi unsurlardan nasıl etkileneceğinin açık olmaması, sektör temsilcileri tarafından eleştiriliyordu. Özellikle emek yoğun sektörlerde, bir günlük devamsızlığın dahi aylık prim gününü doğrudan düşürmesi, hedeflerin pratikte zorlayıcı hale gelmesine ve binlerce şirketin bu destekten faydalanamamasına neden oluyordu. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin durumu ilgili kurumlara iletmesi sonrasında belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı.
Bilgi notu ile belirsizlik giderildi
KOSGEB tarafından TGSD’ye iletilen bilgi notunda, destekten yararlanma kriterleri daha açık tanımlandı. Buna göre işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarına ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise istihdam koruma şartının yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalaması alınarak da sağlanabilmesi oldu. Bu esneklik sayesinde işletmeler, yıl içindeki dalgalanmaları dengeleyerek destek kriterlerini karşılayabilecek.
Mahsuplaşma imkanı tanındı
Sektör temsilcileri, özellikle aylar arası mahsuplaşma imkânı sağlayan bu yaklaşımın, önceki dönemde yaşanan uygulama belirsizliklerini önemli ölçüde giderdiğini belirtiyor. Yeni sistemle birlikte, işletmelerin tek bir aya bağlı kalmadan performanslarını daha geniş bir zaman diliminde yönetebilecek olması, destek mekanizmasının daha öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Buna karşın, emek yoğun sektörlerde devamsızlık ve saat ücretli çalışma yapısından kaynaklanan yapısal farklılıkların tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor. Ancak yapılan düzenleme, önceki modele kıyasla daha esnek ve uygulanabilir bir çerçeve sunarak, destekten yararlanma koşullarını daha anlaşılır hale getirmiş durumda. Sonuç olarak yeni düzenleme, hem referans dönemini netleştirmesi hem de ortalama ve mahsuplaşma imkânı tanımasıyla, uygulamada yaşanan belirsizlikleri büyük ölçüde gideren bir adım olarak değerlendiriliyor.
TGSD’DEN KOSGEB’E “SAHA GERÇEĞİ” UYARISI
TGSD’nin KOSGEB Teşvik Uygulama Birimi’ne ilettiği yazıda, emek yoğun sektörlerde prim günü hesaplamasının mevcut haliyle sahadaki çalışma düzenini tam yansıtmadığına dikkat çekildi. Özellikle saat ücretli çalışan mavi yakada bir günlük devamsızlığın doğrudan prim gününü düşürdüğü, 30 ve 31 gün çeken aylar ile Şubat ayı arasındaki farkların ise aynı devamsızlığın farklı sonuçlar doğurmasına yol açtığı vurgulandı. Bu yapının yıl geneline yayıldığında yalnızca takvim ve çalışma modeli kaynaklı yaklaşık yüzde 1,9’luk doğal bir sapma oluşturduğuna işaret edilirken, devamsızlıktan arındırılmış 30 gün hedefinin işletmelerin gerçek performansını değil, teknik bir farkı yansıttığı ifade edildi. Kadın istihdamının yüksek olduğu sektörlerde devamsızlığın yüzde 5 seviyelerinde seyrettiği hatırlatılarak, mevcut sistemle çok sayıda işletmenin desteğe erişimde zorlanabileceği belirtildi. TGSD, desteğin daha adil, gerçekçi ve yaygın kullanılabilir hale gelmesi için bu doğal farkın dikkate alınmasını ve uygulamada yüzde 3 tolerans tanınmasını önerdi. KOSGEB tarafından iletilen bilgi notuyla istihdam desteği kriterlerine ilişkin belirsizlikler önemli ölçüde giderildi. Buna göre destekten yararlanmak için işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık dönemine ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Düzenleme kapsamında ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Böylece geçmiş performansa dayalı bir alt eşik de tanımlanmış oldu. En dikkat çekici unsur ise istihdam koruma şartına getirilen esneklik oldu. Buna göre işletmeler, şartı yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalamasını alarak da sağlayabilecek. Bu yaklaşım, yıl içindeki dalgalanmaların dengelenmesine imkân tanıyarak uygulamada daha öngörülebilir bir çerçeve sunuyor.