Cevdet Akçay’ın gidişi, Merkez Bankası’ndaki tek şahin sesin kesildiği gibi bir yanılsama yaratıyor. Bu ayrılık üzerinden bugünkü karar metnine peşinen ‘‘güvercin’’ etiketi yapıştırmak büyük bir hatadır. Zira enflasyonun ateşi artık bir ismin varlığıyla değil, sokağın ve savaşın yarattığı yakıcı tabloyla ölçülüyor. Merkez Bankası bugün sadece bir faiz kararı vermeyecek. Kurumsal ciddiyeti kişilerin ötesine taşıyacak.
Enerji ve gıda fiyatlarında oluşan tahribat tazedir. Ancak TCMB Başkanının şubat ayındaki Enflasyon Raporu sunumunu unutmamak gerekiyor. Fatih Karahan; ortada ne bir füze ne de kapalı bir Hürmüz Boğazı varken, enflasyonun alt kalemlerindeki katılık nedeniyle ‘‘Gerekirse daha da sıkılaşırız’’ uyarısını yapmıştı. Dolayısıyla Merkez’in önündeki ajanda, savaşın oluşturduğu şartlarla mecburi şahinlik safhasına çoktan geçti. Sıkılaşma artık ekonomik istikrarı korumak için vazgeçilmez bir çıpadır. Merkez Bankası rezervlerindeki haftalık dalgalanmalara göre görüş tazelemek ise akademik formasyonun gerektirdiği entelektüel derinlikle bağdaşmamaktadır.
Enflasyon beklentilerindeki hızlı yükseliş, savaşın getirdiği maliyet artışlarının fiyatlara ne kadar kolay yansıdığını kanıtlıyor. Para Politikası Kurulu, politika faizini sabit tutsa dahi faiz koridorunda yukarı yönlü bir ayarlama yapabilir. Metnin, tavizsiz ve sert bir tonda gelmesi şaşırtıcı olmaz. Eylemsizlik, piyasadaki gevşeme algısını pekiştirir.