
Uluslararası finans piyasalarında son günlerde doların hegemonyasına yönelik yeni bir tartışma yaşanıyor. Bu tartışmaların fitilini ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD’den dolar swap hattı talep ettiği yönünde geçtiğimiz günlerde gündeme gelen haberler ateşledi. Bu talep, küresel finans sisteminde dengelerin değişebileceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yüzeyde teknik bir likidite aracı gibi görünen bu talep finans uzmanları tarafından perde arkasında çok daha büyük bir dönüşümün sinyali olarak okunuyor. Zira petrol ticaretinde doların hakimiyetine alternatif arayış olarak yorumlanıyor ve bu noktada Çin para birimi yuan önemli bir para alternatif olarak ortaya çıkıyor.
Dolara dayalı stres senaryosu
BAE’nin swap hamlesi, küresel finans sisteminin dönüşüm sürecinde önemli bir işaret olarak görülüyor. Doların hakimiyeti kısa vadede sarsılmayacak olsa da, enerji ticaretinde alternatif para birimlerinin konuşulmasına neden oluyor.
ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Körfez ekonomilerinin kırılgan noktalarını yeniden gündeme taşıdı. Petrol gelirlerine dayalı dolar akışında yaşanabilecek kesintiler, bölgenin finans merkezleri için ciddi bir stres senaryosu anlamına geliyor.
BAE sigorta mekanizması peşinde
BAE’nin hamlesi, klasik anlamda bir kriz çağrısından çok “sigorta mekanizması” olarak görülüyor. Zira ülkenin yüz milyarlarca dolarlık rezervi ve güçlü egemen varlık fonları bulunuyor. Ancak asıl mesele rezervlerin büyüklüğü değil, bu rezervlere erişimin sürekliliği.
Körfez ülkeleri için petrol gelirlerinin dolar üzerinden akması, finansal istikrarın temel taşı konumunda. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ya da enerji ihracatının sekteye uğraması halinde dolar likiditesinin azalması, bankacılık sistemi üzerinde baskı yaratabilir. Swap hattı da bu noktada devreye girerek merkez bankasına doğrudan dolar erişimi sağlar ve piyasalardaki güveni korur. Ancak uzmanlara göre asıl dikkat çekici olan, bu talebin zamanlaması. Çünkü bu hamle, dolar sistemine duyulan güvenin sorgulanmaya başladığı bir döneme denk geliyor.
Çin parasına yönelim
BAE’li yetkililerin, ABD’den swap hattı talebi sonrasında dolar erişiminde sorun yaşanması halinde petrol ticaretinde ticaretinde Çin yuanı kullanılabileceğine dair imalarda bulunması, “petroyuan” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Petrolün dolar üzerinden fiyatlanması, ABD para birimine küresel talep yaratırken aynı zamanda ABD tahvil piyasasına sürekli sermaye akışı sağladı. Ancak jeopolitik kırılmalar ve ticaret dengelerindeki değişim, bu yapıda çatlaklar oluşabileceğine işaret ediyor.
Altın ile dolar rekabetinde iddialı tahmin
Alman bankacılık devi Deutsche Bank, küresel finans sisteminde dengelerin değiştiğini ve doların egemenliğinin yerini altının yükselişine bıraktığını belirten çarpıcı bir rapor yayımladı. Merkez bankalarının rezervlerinde altının payının üç kat artarak yüzde 30'a ulaştığına dikkat çekilen raporda, altının önümüzdeki 5 yıl içerisinde 8 bin dolara kadar çıkabileceği öngörüldü. Amerikalı siyaset bilimci ve ekonomist Francis Fukuyama'nın 1989'da ortaya attığı "tarihin sonu" tezine atıfta bulunan rapor, ABD öncülüğünde şekillenen liberal ticaret sisteminin ve "ılımlı" dönemin yerini artık dalgalı bir sürece bıraktığını vurguladı. Uzun yıllar gelişmiş ülkelerin altın rezervlerini azalttığı, gelişmekte olanların ise yoğun dolar biriktirdiği düzenin artık tersine döndüğü belirtildi. Deutsche Bank, gelişmekte olan ekonomilerin döviz rezervlerini 5 trilyon dolara düşürmesi ve altının payını yüzde 40'a çıkarması durumunda, altın fiyatlarının önümüzdeki beş yıl içinde 8 bin dolara kadar yükselebileceğini öngördü.