Yedi dev teknoloji şirketinin S&P 500 endeksindeki ağırlığı yüzde 35 seviyesine ulaştı. Google, Meta, Microsoft, Apple ve Amazon’un bu hafta açıkladıkları ilk çeyrek bilançoları genel olarak iyiydi. Fakat daha da artacak sermaye harcamalarının kâr marjlarına yapabileceği baskı tamamen göz ardı ediliyor. Kısacası, hızla yükselen enerji fiyatlarına karşın yapay zekâ hikâyesi endeksi bir kez daha sırtlıyor.
Bu asimetrik yapının bir yansıması da Asya’da görülüyor. Yarı iletken sektörü, bölgesel getiri haritasını baştan çiziyor. Güney Kore ve Tayvan borsaları, çip üreticilerinin güçlü performanslarıyla rekor üstüne rekor kırıyor. BİST 100 endeksi de yılbaşından beri pozitif anlamda müthiş ayrışıyor. Sene başından itibaren dolar bazında yüzde 22’lik bir getiri karşımıza çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin endekslerini açık ara geride bırakmış durumdayız. Güney Kore ve Tayvan borsalarının ardından üçüncü sıradayız. Teknoloji rüzgârını arkasına almadan gösterilen performans önemlidir.
Merkez Bankası’nın uyguladığı kontrollü kur politikası, dolar bazındaki bu getiriye katkıda bulunuyor. Dolar/TL paritesi ilk dört ayda sadece yüzde 5 yükseldi. Pazartesi açıklanacak nisan ayı rakamıyla, aynı zaman dilimi için yüzde 13’lük bir enflasyon gerçekleşecek. Yani reel anlamda değerli bir Türk lirası var. Para otoritesinin bu tercihi kuvvetle muhtemel devam edecektir. Teknoloji çılgınlığının gölgesinde, borsamızın çapası bu dengedir.