2025-2026 sezonu için açıklanan 310 bin tonluk zeytinyağı rekolte tahmini, sektörün hemen her kesiminde “çok yüksek” olduğu gerekçesiyle eleştirildi, doğru olmadığı dile getirildi. Zeytin üreticileri, ihracatçılar, sanayiciler, sektörle ilgili herkes üretimin çok az olduğunu, 150 bin ton ile 180 bin ton arasında bir rekolte olacağını dile getirdi.
Türkiye’de pek çok üründe oldu gibi zeytinyağı rekolte (üretim miktarı) tahmini de çok tartışılıyor. Açıklanan rekolte tahmini inandırıcı bulunmuyor.
Birkaç yıl öncesine kadar Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin (UZZK) koordinasyonunda odalar, borsalar, üretici birlikleri yani sektör temsilcilerinin katılımı ile rekolte tespiti yapılır ve kamuoyuna açıklanırdı. O zaman da rekolte tahmini tartışılırdı ama bugünkü kadar değildi.
Sanırım ilk kez Bekir Pakdemirli’nin bakanlığı döneminde bu bağımsız rekolte tespitine son verildi. Pakdemirli, 2018 yılında rekolteyi kendisinin açıklayacağını söyledi. Eylül ayı sonunda İzmir’e gelerek rekolteyi açıkladı. Sektörde bakanlık tarafından rekolte tahminine müdahale edildiği iddiaları konuşulmaya başlandı. Ondan sonraki yıllarda da Tarım Bakanlığı rekolte tespitinin tamamlanmasından sonra raporun kendilerine gönderilmesini ve açıklama yapılmamasını emretti. Son iki sezona bakarsak 2024-2025 sezonu rekoltesini Tarım ve Orman Bakanlığı açıkladı. 2025-2026 sezonunda, rekolte önceki sezona göre yüzde 35 az olunca bakanlık talimatı ile Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından açıklandı.
Türkiye’de rekolte tespiti nasıl yapılıyor?
Rekolte tespit çalışmaları, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin koordinasyonunda, üretim bölgelerindeki odalar, borsalar, Ege İhracatçı Birlikleri ile üretici birlikleri vb. sektörün tüm paydaşlarını içeren komisyonlar tarafından 41 ilde, zeytin üretim alanları dikkate alınarak tahmini ağaç sayısı, ağaç başına tahmini verim esas alınarak bilgiler toplanır ve masada yapılan görüşmelerle nihai rekolte belirleniyor. Hazırlanan rapor Tarım ve Orman Bakanlığı’na sunuluyor. Bakanlık kendisi veya Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’ne açıklattırıyor.
Yapılan son rekolte tahminine göre, Türkiye’nin 2025-2026 sezonunda, zeytin üretiminin 2 milyon 450 bin ton olacağı, bu zeytinin 740 bin tonunun sofralık olarak değerlendirileceği, kalan 1 milyon 710 bin ton zeytinin de sıkılarak 310 bin ton zeytinyağı elde edileceği açıklandı. Bir önceki sezona göre zeytin üretiminde yüzde 35 kayıp olduğu ifade edildi.
Rekolte tahmini kimseye inandırıcı gelmedi
2025-2026 sezonu için açıklanan 310 bin tonluk zeytinyağı rekolte tahmini, sektörün hemen her kesiminde “çok yüksek” olduğu gerekçesiyle eleştirildi, doğru olmadığı dile getirildi. Zeytin üreticileri, ihracatçılar, sanayiciler, sektörle ilgili herkes üretimin çok az olduğunu, 150 bin ton ile 180 bin ton arasında bir rekolte olacağını dile getirdi.
Rekolte neden önemli? Doğru verilerle doğru politika uygulayabilirsiniz. Fiyat oluşumu, iç tüketim, ihracat, destekleme başta olmak üzere politikalar bu verilere göre şekilleniyor. Örneğin, üretimin çok olduğu yıllar fiyat düşük oluşurken, üretimin az olduğu yıllar fiyat daha yüksek seyreder.
Bilimsel rekolte tespit yöntemleri
Rekolte tahmini ile ilgili tartışmalar büyüyünce ve üretim miktarı ile ilgili belirsizlik artınca, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği her yıl düzenlediği “Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması”nın ana gündem konularından birisini rekolte tespiti olarak belirledi. İkinci konu da yine yıllardır gündemde olan Avrupa Birliği zeytinyağı kotaları oldu.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin 25 Mart’ta Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ta düzenlediği sektör buluşması ve ödül töreni “Sürdürülebilir Zeytin Tarımı İçin Bilimsel Rekolte Tespit Yöntemleri” başlıklı panel ile başladı. Moderatörlüğünü yaptığım panele dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi olan İspanya’dan iki uzman uzaktan bağlantı ile katılarak bu ülkede rekolte tespitinin nasıl yapıldığını ayrıntılı olarak anlattı. Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden ziraat yüksek mühendisi Dr. Murat Özaltaş ve Doktar’ın kurucu ortağı Tanzer Bilgen de konuşmacı olarak katıldı.
Dünya zeytinciliğine İspanya ve Türkiye’nin yeri
İspanya Tarım Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı Tarım Üretimi ve Pazarları Genel Müdürlüğü Zeytin Sektörü Birim Alanı Başkanı Fernando Mosquera Escribano ile Endülüs Bölgesel Hükümeti Tarım Departmanı Araştırma ve İstatistik Başkanı Juan Bascon Fernandez‘in sunumlarından İspanya’da zeytin ve zeytinyağı sektörü ile rekolte tespitinin nasıl yapıldığını özetleyerek paylaşıyorum.
İspanya’nın toplam zeytinlik alanı 2,83 milyon hektar. Dünya zeytinlik alanının yüzde 24'ü. Zeytinliklerin yüzde 88'i zeytinyağı üretimi, yüzde 3’ü sofralık zeytinler için ve yüzde 9’u hem sofralık hem de yağ üretimi için kullanılıyor. Organik üretim alanı, 284 bin 335 hektar. Toplam alanın yüzde 10’u. İspanya’da 100'den fazla farklı zeytin çeşidi var. Zeytin sektörünün üretim değeri 2,5 milyar Euro. Ülke toplam tarımsal üretiminin yüzde 4’üne denk geliyor. Zeytinliklerin yüzde 32’si sulanıyor.
Zeytinyağında İspanya, dünyanın bir numaralı üreticisi, ihracatçısı ve tüketicisi konumunda. Dünya üretiminin yüzde 40'ını gerçekleştiriyor. Türkiye, dünyada ikinci büyük üretici, dördüncü büyük tüketici ve dördüncü büyük ihracatçı ülke. Dünya üretiminin yüzde 10'u Türkiye’de üretiliyor.
İspanya’nın son 5 yıllık ortalama zeytinyağı üretimi 1 milyon 134 bin ton. 2022-2023 sezonunda kuraklık nedeniyle üretim 657 bin tona kadar gerilerken ertesi sezon 2023-2024 sezonunda 838 bin ton oldu. 2024-2025 sezonunda 1 milyon 403 bin ton ve 2025-2026 sezonunda tahmini olarak 1 milyon 371 bin ton olarak tahmin edildi.
Üretilen zeytinyağının yüzde 68’i, 170’ten fazla ülkeye ihraç edilirken bu ihracatın yüzde 42’si Avrupa Birliği dışındaki ülkelere yapılıyor. Yağ üretiminin yüzde 32’si iç piyasada tüketiliyor.
Sofralık zeytinde dünya üretiminin yüzde 17’sini karşılayan İspanya, dünyada üçüncü büyük üretici, beşinci büyük tüketici ve ihracatta lider. Türkiye, Mısır’dan sonra zeytin üretiminde dünyada ikinci büyük üretici konumunda. Tüketimde ikinci sırada yer alırken ihracatta dördüncü. Dünya sofralık zeytin üretiminin yüzde 18'ini Türkiye üretiyor.
İspanya’da rekolte tahmin nasıl yapılıyor?
İspanya'da zeytincilik konusunda bağımsız ancak birbirini tamamlayıcı iki büyük kayıt sistemi var. Birincisi, Zeytinyağı Piyasa Bilgi Sistemi, diğeri de, Zeytinyağı ve Zeytinyağı Posası Yağının Toplu Hareketleri Kaydı.
Zeytinyağı üretiminin tahmininde kullanılan bilgi kaynakları ise şöyle:
1- Gıda Bilgi ve Kontrol Ajansı (AICA): Her kampanya döneminde zeytinyağı işleyen yetkili zeytinyağı fabrikalarının listesini sağlar. İşlenen zeytinler, elde edilen endüstriyel verim ve üretilen yağ hakkında veriler içerir.
2- Zeytinyağı fabrikalarına yapılan telefon ve e-posta anketi: Bu anket, zeytin ve zeytinyağı üretiminin tahminini ele alan bir rapor hazırlamak için kullanılıyor.
3- Bölgesel Alan ve Üretim Paneli: Bölgesel Panel, üretim alanı ve verim araştırmasının (ESYRCE) bir parçası. Bu araştırma, 1990 yılından beri Tarım Bakanlığı ve çeşitli Özerk Bölgelerin Tarım Daireleri tarafından yürütülüyor.
4- Bitki Sağlığı Uyarı ve Bilgi Ağı (RAIF): Tarımda Entegre Mücadele Grupları(ATRIA), Tarımsal Fiyat Endeksleri(API) ve RAIF'ten teknisyenlerin saha ziyaretlerini içerir.
5- Bölgesel Temsilciliklerin Çalışmaları: Bölgesel Temsilcilikler, çiftçiler, bölgedeki en önemli zeytinyağı fabrikalarından teknisyenler ve Bölgesel Tarım Ofisleri (OCA)'nden teknisyenler gibi uzmanlara danışarak üretim tahmini yapıyor.
6- Belediye, yerel yönetimler: Bu bilgi kaynağı, belediye düzeyinde kuru tarım veya sulama altında yetiştirilen zeytinliklerin (zeytinyağı veya sofralık zeytin) verimli alanlarını gösterir.
Rekolte tahmininde kooperatiflerin rolü büyük
İspanya’da hasat sezonu 1 Ekim'de başlıyor. İlk tahmini elde etmek için çalışmalar Eylül ayında yapılır ve sonuçlar Eylül ayı sonunda yayınlanır.
Rekolte tespiti için çok farklı kurum ve kuruluşlardan bilgiler derlenir ve sonuçta hepsi birleştirilerek ülke rekoltesi tahmin edilir. Bunlardan bazıları şöyle:
- İspanya’da zeytinyağı üretiminin çok büyük bölümünün gerçekleştiği Endülüs'te yaklaşık 857 aktif zeytinyağı fabrikası var ve bunların yüzde 49'u kooperatif olup üretimin yüzde 65'ini gerçekleştiriyor. Rekolte tespitinde kooperatif zeytinyağı fabrikaları öne çıkıyor. Üyelerinin arazi alanlarının daha istikrarlı olduğu düşünüldüğü için seçilmiş. Bu kuruluşlara, almayı bekledikleri zeytin miktarı ve diğer illerden almayı bekledikleri ürün yüzdesi soruluyor.
- Tahmin yönteminde, Endülüs topraklarını homojen bölgelere ayırarak ele alınıyor. Bu alanlar, daha küçük bölgelere ayrılmış Bölgesel Tarım Ofislerine (OKA) karşılık gelen bölgelerle tanımlanıyor. Her bölge için, tahmini zeytin üretimi, kooperatif anketlerinden elde edilen tahmini üretim varyasyonunun önceki kampanyanın üretimine uygulanmasıyla hesaplanıyor. Tahmini zeytinyağı üretimi, son dört kampanyanın endüstriyel verimlerinin ortalaması kullanılarak hesaplanır.
- Üretim alanı ve verim araştırması (ESYRCE) yıllık olarak hazırlanmakta olup, 1990 yılında Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı (MAPA) tarafından Özerk Bölgelerin İstatistik Hizmetleri ile işbirliği içinde başlatılmıştır. Arazi ziyaretlerine ve alan çerçeve metodolojisine dayanmaktadır. Bu araştırmanın amaçları, alanın belirlenmesi, verim tahmini, meyve ağaçları hakkında bilgi toplama, bahçe bitkileri ve seralar hakkında bilgi toplama, plantasyonlar ve nadas alanları için toprak bakım tekniklerinin belirlenmesi. Saha ziyaretleri yoluyla, Endülüs genelinde dağıtılmış toplam 3 bin 207 parselden verim bilgisi elde ediliyor; bunların 1.849'u kuru tarım arazisi ve 1.358'i sulama arazisi. Daha sonra, kuru tarım arazileri ve sulanan araziler arasında ayrım yapılarak, belediye alanları kullanılarak illere göre zeytin üretimi tahmin edilir. Son olarak, her bir ildeki zeytinyağı üretimini tahmin etmek için, son dört sezondaki ortalama zeytinyağı verimleri il bazındaki zeytin üretimine uygulanır.
- Bitki Sağlığı Uyarı ve Bilgi Ağı (RAIF) teknisyenleri tarafından düzenli olarak ziyaret edilen bir zeytinlik ağı bulunmaktadır. Endülüs'te toplam 928 zeytinlik incelenmektedir (425 sulamalı ve 526 kuru tarım). Bu veriler, hem kuru tarım hem de sulama yapılan her il için ortalama verimi belirlemek için kullanılır.
- Son olarak, bu il verimi ve her ildeki toplam verimli zeytinlik alanları kullanılarak, zeytinyağı üretimi için ayrılan tahmini zeytin miktarı hesaplanır. Daha sonra, her il için son dört hasadın ortalama zeytinyağı verimleri kullanılarak zeytinyağı üretimi hesaplanır. İl temsilciliklerinden alınan bilgiler. Ana üretim ili olan Jaén Bölge Temsilciliği, 30 yılı aşkın süredir uygulanan ve saha ziyaretlerine dayanan bir metodoloji kullanmaktadır. Ağaçların ve meyvelerin durumu, sulama yapılan ve kuru tarım yapılan zeytinlikler arasında ayrım yapılarak homojen alanlarda analiz edilir. Jaén ilindeki bu ilk hasat tahmini için, ilin zeytinliklerini temsil eden 134 parselden 8.673 zeytin ağacından oluşan bir örneklem analiz edilmiştir; bu örneklem 7.446 hektarlık bir alanı kapsamakta ve 656.918 zeytin ağacı içermektedir. Zeytinyağı miktarını tahmin etmek için, son 10 yıldaki il bazındaki zeytinyağı veriminin kısaltılmış ortalaması kullanılır.
- Diğer illerde ise, Bölgesel Temsilcilikler, en önemli zeytinyağı fabrikalarından ve Bölgesel Tarım Ofislerinden çiftçiler ve teknisyenler de dahil olmak üzere uzmanlarla istişarede bulunur.
- İl düzeyinde doğrulama ve teyit. Bahsedilen çeşitli kaynaklardan elde edilen veriler derlenip il düzeyinde yüklendikten sonra, sonuçlar Bölgesel Temsilciliklerin İstatistik Departmanları tarafından değerlendirilir. Bu adım, verilerin önceki yıllardaki deneyimlere ve ilgili bölgelerde toplanan ek bilgilere dayanarak karşılaştırılmasını ve doğrulanmasını içerir.
Sonuçta; her yıl tahmini üretim ile nihai üretim arasındaki ilişki, zeytinyağı üretim tahmini sonuçlarının nihai üretimle karşılaştırılarak rekolte tahmininin ne kadar gerçekçi tespit edildiği kontrol ediliyor. Son yıllarda, farklı değişkenler (yüzeyler, hava durumu, fenoloji, zeytin değirmenlerinin tarihsel üretim serileri vb.) kullanılarak zeytin veya zeytinyağı üretimini tahmin etmek için farklı yapay zeka modelleri üzerinde çalışılıyor. Ancak, bu konuda henüz istenen başarı elde edilmiş değil.
Özetle, İspanya’dan katılan uzmanların anlattıklarına göre, ülkede çok iyi bir kayıt sistemi var. Rekolte tespiti yapılırken sadece ağaç sayısı ve verim üzerinden değil, en önemlisi zeytinyağı fabrikaları üzerinden yani fabrikaya ne kadar zeytin girdi, ne kadar işlendi, elde edilen yağ, prina ve benzeri tüm veriler dikkate alınarak bilimsel rekolte tespiti yapılıyor. Sezon sonunda da rekoltenin doğruluğu test ediliyor.Türkiye’de de katılımcı bir rekolte tespiti yapılıyor. Ancak kayıt sisteminin yetersizliği, ağaç sayısının net olarak bilinmemesi ve en önemlisi fabrika, zeytin sıkım tesislerindeki verilerin hesaba pek katılmaması rekolte tespitinin sağlıklı olmasını engelliyor. Daha da önemlisi rekolte tespitinden sonra ortaya çıkan verilere müdahale edildiği endişesi güvenirliliği ortadan kaldırıyor.
Yarınki yazıda “Türk Zeytinyağının Rekabet Gücü ve AB Kotaları”nı yazacağım.
Öngörülebilir ihracat ortamı tesis edilmeli
Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’nın açılışında konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, zeytin ağacının tarladan başlayan serüvenini bilimsel temellere oturtarak uluslararası pazarlardaki konumunu ele alma gayreti içinde olduklarını belirterek, sektörün gelişimi için Bakanlıklar, odalar, borsalar, ihracatçı birlikleri dâhil tüm paydaşların omuz omuza hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinin öngörülebilir bir ihracat ortamının tesis edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve ambalajlı ihracatı destekleyen mekanizmaların güçlendirilmesi olacağını vurgulayan Uygun, “Sektörümüz, ithal girdiye bağımlı olmayan yapısı ile ülkemize net döviz kazandıran stratejik bir sektör. Bu gücün sürdürülebilir biçimde ihracata yansıtılması hem üretici hem de ihracatçı açısından hayati önem taşımaktadır. Bu öngörülebilirliği sağlamanın, başarılı bir ihracat stratejisinin ilk adımı; eldeki ürünün, yani rekoltenin doğru tespit edilmesinden geçiyor. Maalesef eksik veya hatalı rekolte verileri, sektörümüz açısından telafisi güç zararlar doğurabilecek yanlış politikaların temelini oluşturuyor” diye konuştu.
Hassas bir dönemden geçiyoruz
Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç, dünya ekonomisinin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın hassas bir dönemden geçtiğini belirterek, ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin her geçen gün güç kazandığını vurguladı.
Dünyada öngörülebilir dış ticaret politikalarının pandemi ve savaşlar ortamında yıkıldığını aktaran Kılıç, “Belirsizlikler üzerine kurulan dünya dış ticareti devam ediyor. Her sabah Çin ile Amerika Birleşik Devletleri arasında ticaret savaşları devam ederken bölgemizdeki savaşlarla karşı karşıya kaldık. Bölgemizdeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler gıdanın artık sadece bir ticaret kalemi olmadığını bizlere bir kez daha göstermiştir. Gıda bugün toplumsal istikrarın ve ulusal güvenliğin en stratejik parçası haline gelmiştir. Birçok ülkenin gıda ihracatına kısıtlama getirdiği, gıda milliyetçiliği kavramının öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreci geçici bir kriz olarak değil, küresel ticaretin yeni ve yapısal bir gerçeği olarak okuyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak bu riskli ortamda hem iç piyasa dengemizi korumak hem de Türkiye'yi dünyanın en güvenilir gıda tedarikçisi olarak konumlandırmanın çalışmalarını yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
