DUYGU GÖKSU/İZMİR
Ege Bölgesi, özellikle futbolun Türkiye’de ilk adımını attığı İzmir’in Bornova ilçesi ile Türk futbol tarihinin beşiği konumunda bulunuyor. 1890’lı yıllarda Bornova’da oynanan ilk maçlarla başlayan bu serüven, bölgeyi Türk spor tarihinin önemli bir merkezi haline getirdi. Altay’dan Göztepe’ye, Karşıyaka’dan Denizlispor’a kadar spor tarihine yön veren kulüpleriyle Ege; sadece yetiştirdiği yıldızlarla değil, futbol kültürünün bu topraklarda kök salmasını sağlayan öncü vizyonuyla da kritik bir rol oynadı. Ege Bölgesi, Türk futbolunun köklü çınarları ve taraftar kültürüyle Türk spor tarihinin vazgeçilmez bir kalesi olmayı sürdürse de, futbol kulüplerinin büyük bölümü günü kurtarma politikalarının bedelini ödüyor.
Başarılarıyla Türk futboluna damga vurmuş Ege takımları bugün yönetim zafiyetleri nedeniyle alt liglerde tutunmaya çalışıyor. "Büyük Altay" olarak bilinen, Türkiye Kupası şampiyonlukları bulunan ve Süper Lig tarihinin en köklü ekiplerinden biri olan Altay, tarihinin en zor dönemini yaşıyor. Bir dönem Süper Lig’de yer alan Denizlispor, geçtiğimiz sezon profesyonel liglere veda etti. Bodrum FK, 2024 yılında Süper Lig’e yükselmişti, sezon sonunda tekrar 1. Lig'e düştü. Karşıyaka Spor Kulübü, İzmirspor, Altınordu, Manisaspor ve Süper Kupa sahibi olan Akhisarspor da Süper Lig geçmişi olan ancak bugün alt liglerde mücadele veren Ege ekiplerinden.
İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı (İZVAK) ve spor dünyasının temsilcileri; asırlık çınarların kurtuluşunun, günü kurtaran hamlelerde değil; profesyonel yönetim, 365 gün yaşayan stadyumlar ve 200 milyon euroyu aşabilecek bir şehir ekonomisi ekosisteminde olduğu görüşünü paylaşıyorlar.
ALİ ERTEN: BAĞIŞ DEĞİL, VARLIK YÖNETEN MODEL ŞART

İzmir kulüplerinin son dönemde hem ekonomik hem de sportif açıdan zor durumda olmalarının arkasında birikmiş, yapısal bir sorunlar zinciri olduğunu söyleyen İZVAK Yönetim Kurulu Başkanı Ali Erten, “İzmir kulüpleri, Türk futbolunun hafızasını ve kültürünü taşıyan çok değerli kurumlar. Ancak ne yazık ki son 20 yılda futbol ekonomisi bambaşka bir boyuta geçti. Yayın gelirleri, sponsorluk yapıları, tesisleşme, veri yönetimi, kurumsal yapı, yatırımcı ilgisi ve marka yönetimi çok daha profesyonel bir seviyeye çıktı. Bizim kulüplerimizin önemli bir bölümü ise bu dönüşümü aynı hızda gerçekleştiremedi” dedi.
Kulüplerin çoğu zaman günlük nakit krizini yönetmeye odaklanırken, uzun vadeli ekonomik model kurmakta geciktiklerini, sportif başarısızlığın da ekonomik zayıflığı büyüttüğünü söyleyen Erten, “Ekonomisi bozulan kulüp kadro kalitesini koruyamıyor, sportif gerileme yaşandıkça gelirler daha da düşüyor. Bugün yaşadığımız tablo, Türkiye’de futbolun merkezileşen ekonomik yapısı içinde Anadolu ve özellikle İzmir kulüplerinin yeterince desteklenememesinden de kaynaklanıyor” diye konuştu.
Günümüzde klasik gelir kalemleriyle ayakta kalmanın mümkün olmadığını, bilet, kombine, forma ve locaların tek başına yeterli gelmediğini, kulüplerin çok daha geniş bir ekonomik bakış açısına ihtiyacı olduğunu dile getiren Erten’e göre çıkış yolu gayrimenkul yönetimi, yerel ekonomi entegrasyonu ve akademik iş birliklerinden geçiyor. Erten, “İzmir kulüplerinin geleceği, sadece daha çok bağışta değil, varlık yöneten, veri kullanan, şehirle ekonomik ilişki kuran ve 12 aya yayılmış gelir üreten kulüp modelinde yatıyor” dedi.
“Yabancı yatırımcı doğru kullanılırsa fırsat doğurur”
Yabancı yatırımcı modelinin, doğru kurgulanmasıyla fırsat doğabileceğini söyleyen Erten, “Göztepe örneği, sermaye, kurumsallık, yönetim disiplini ve stratejik akıl birleşirse kulübün daha sağlam bir zemine kavuşabildiğini gösterdi. Dernek statüsünün çok önemli bir tarihi ve sosyolojik değeri var. Dernek yapısının tamamen terk edilmesi doğru olmaz. Günümüz futbol ekonomisinde sadece klasik dernek yapısıyla büyük ölçekli rekabeti sürdürmek de imkansız. Dernek kültürü korunmalı, ama profesyonel futbol ekonomisi kurumsal ve çağdaş araçlarla yönetilmeli” diye konuştu.
“Başkan odaklı değil, kurumsal akıl odaklı model”
Pek çok kulübün, transfer döneminde taraftar baskısı, seçim baskısı, sportif sonuç baskısı gibi kısa vadeli bakış açılarıyla hareket ettiğini söyleyen Erten, “Kulüpler uzun vadeli plan yapamıyor. Şeffaflık eksikliği de büyük sorun. Güven de üretemeyen kulüplerin, sponsorluk ilişkileri olumsuz etkileniyor. Çıkış yolu, radikal ama gerçekçi bir yeniden yapılanma. Her kulübün gerçek mali tablosu cesaretle ortaya konmalı, borç yapılandırması, gider disiplini ve kadro maliyet kontrolü sağlanmalı. Tesis, altyapı, marka ve şehir iş birliği ekseninde gelir modeli kurulmalı. Yönetim kültürü değişmeli, başkan odaklı değil, kurumsal akıl odaklı bir model benimsenmeli” ifadelerini kullandı.
“Kulüpler, bölgesel ekonominin aktörleri”
Başarının, sadece kulüplerin değil, aynı zamanda şehir, bölgesel kalkınma ve kültürel miras meselesi olduğunu söyleyen Erten, “Günü kurtaran değil, geleceği kuran bakış açısı gerekiyor. İzmir futbolunun yeniden ayağa kalkması; kulüp, taraftar, yerel yönetim, iş dünyası, akademi ve merkezi kurumların ortak iradesiyle mümkün. Kulüpler sadece puan tablosunun unsurları değil, kentin hafızası, gençliğin umudu ve bölgesel ekonominin önemli aktörleri. Modern futbol ekonomisinde stadyumun artık sadece maç oynanan bir yer değil, aynı zamanda bir ekonomik merkez. Bu alanlar yılın 365 günü yaşayan, ticari faaliyetlerin sürdüğü, sosyal hayatın içinde yer alan kompleksler. Modern bir stadyum, kulübün finansal sürdürülebilirliğinin temel taşlarından biri” dedi.
Türkiye’de futbol ekonomisinin büyük ölçüde İstanbul merkezli olduğu yönünde eleştirilerin tamamen haksız olmadığını söyleyen Erten, “Oysa futbolun gerçek gücü, ülke geneline yayılan güçlü kulüp yapısından gelir. Anadolu ve İzmir kulüplerinin rekabet gücünü artırmak için öncelikle futbol ekonomisinin daha dengeli bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. Anadolu ve İzmir kulüpleri güçlü olduğunda Türk futbolu da güçlü olur” ifadelerini kullandı.
TALAT PAPATYA: MODERN SPOR EKONOMİSİ GENİŞ BİR EKOSİSTEM GEREKTİRİYOR

Ege kulüplerinin hem ekonomik hem sportif olarak zor bir dönemden geçmesini birkaç temel nedene bağlayan Göztepe Spor Kulübü Başkan Vekili ve İZVAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Talat Papatya, “Kulüplerin büyük bölümü hâlâ sürdürülebilir bir ekonomik model kuramadı. Türkiye’de futbol uzun yıllardır daha çok harcama yaparak başarı arama modeli üzerine kurulu. İkincisi, kurumsallaşma eksikliği. Kulüpler çoğu zaman bir yönetim döneminin bakış açısıyla yönetiliyor. Oysa spor kulübü yönetmek uzun vadeli bir strateji gerektirir. Üçüncü önemli konu da gelir çeşitliliğinin olmaması. Bugün birçok kulübün gelir kalemleri hâlâ bilet, forma ve sınırlı sponsorluktan ibaret. Modern spor ekonomisi ise çok daha geniş bir ekosistem gerektiriyor” diye konuştu.
Göztepe’deki yabancı yatırımcı modelinin kulübe uzun vadeli bir sermaye ve kurumsal yönetim anlayışı getirdiğini dile getiren Papatya, “Profesyonel yönetim, finansal disiplin ve uluslararası spor yönetimi deneyimi kulübün yapısını güçlendirir. Başarıyı getiren model; güçlü bir yatırımcı yapısı ile kulübün tarihini ve taraftar kültürünü birlikte yaşatan hibrit bir modeldir. Altınordu’nun yetiştir-sat modeli Türkiye’de çok değerli bir denemeydi. Ama sürdürülebilir olması için sabır, ekosistem ve ciddi bir ekip koordinasyonu gerekiyor” dedi.
“Stadyumlar 365 gün yaşayan sosyal alanlara dönüşmeli”
Ege kulüplerinin sürdürülebilir gelir modeli kurması için yeni ekonomik enstrümanlara ihtiyacı olduğunu vurgulayan Papatya, “Kulüplerin, gayrimenkul ve tesis gelirleri, akademi ve oyuncu geliştirme gelirleri, dijital üyelik ve taraftar platformları, uluslararası marka iş birlikleri, spor turizmi ve etkinlik gelirleri gibi yeni gelir alanlarına yönelmesi gerekiyor. Stadyumların sadece maç günü kullanılan yerler olmaktan çıkıp 365 gün yaşayan sosyal alanlara dönüşmesi de bu modelin önemli bir parçası” ifadelerini kullandı.
İzmir ekonomisine büyük katkı
İzmir ve Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin en güçlü spor kültürlerinden birine sahip olduğunun altını çizen Papatya, “İzmir’in potansiyelinin doğru yönetilmesi için, görev sadece kulüplere değil, yerel yönetimlere, iş dünyasına, federasyona ve taraftarlara da düşüyor. İZVAK-Ekonomi Üniversitesi işbirliği ile yapılan akademik rapor sonuçları dikkat çekici. Göztepe’nin İzmir ekonomisine katkısı yıllık 130 milyon euro. Karşıyaka Spor Kulübü ve Altay’ın Süper Lig’de mücadele ettiği bir senaryoda bu rakam 200 milyon euronun üstüne çıkıyor. Bu ekosistem kurulabilirse Ege kulüplerinin yeniden Türk futbolunun en güçlü futbolcu fabrikası merkezlerinden biri haline gelir” değerlendirmelerinde bulundu.
BEDRİ CUMHUR DOĞU: KURUMSAL DÖNÜŞÜM: ASIRLIK ÇINARLAR İÇİN YENİ YOL HARİTASI

İzmir futbolunun modern spor ekonomisinin devasa finansal yükleri altında bir varoluş mücadelesi verdiğini, temel sorununun, geleneksel yönetim anlayışının küresel futbol endüstrisine uyum sağlamakta gecikmesi olduğunu söyleyen İZVAK Yönetim Kurulu Üyesi, Araştırmacı Bedri Cumhur Doğu, “Anadolu takımları, rekabette kalabilmek için sürekli borçlanmaya itiliyor. Markaların İstanbul, üç büyükler odaklı sponsorluk tercihleri, İzmir kulüplerini sadece bilet ve forma gelirine mahkûm ediyor. Bu da maliyetleri karşılamaya yetmiyor. Sürdürülebilir bir model için bilet satışının ötesine geçilmeli. Sportif A.Ş. yapısına geçilerek hisselerin halka arzı dahil, NFT ve taraftar token projeleri, müze ve stadyum turları gibi spor turizmi gelirleri kritik enstrümanlar” dedi.
7405 Sayılı Kanun ve yönetim modeli
2022’de yürürlüğe giren 7405 sayılı kanunun, kulüpler için bir mali anayasa niteliğinde olduğunu hatırlatan Doğu, “Kanuna göre yönetilecek kavramın dernek değil, bir spor anonim şirketi (A.Ş.) olması gerektiğini anlamalıyız. Ancak dernek kavramı, kulübün kurumsal kimliğini yönetecek ekibin ruhunu temsil etmeye devam etmeli. Yöneticilerin profesyonel, kulübün öz kaynaklarını artırıcı, toplumsal birliktelik ve kurum kültürü kavramlarına bağlı, kulübüne, kentine ve spor kültürüne katkı sağlayan liyakatli isimlerden oluşması lazım” diye konuştu.
Finansal istikrar ile sportif başarının bir arada yürütülememesinin nedeninin, kısa vadeli skor odaklı yönetimler olduğunu dile getiren Doğu, “Yöneticilerin gelecek gelirleri temlik etmesi ve gelirlerinin çok üzerinde transfer yapması sistemi tıkıyor. Ege, milli gelirden aldığı %15'lik payla bu krizi aşacak güce sahip. Merkezi yönetim, belediyeler ve sanayiciler, kulüplere nakit yardımı yerine tesisleşme ve altyapı projelerinde stratejik ortaklık yapmalı; taraftarlar ise yönetimleri şeffaf ve denetlenebilir bütçe yönetimine zorlamalı. İzmir kulüpleri, kuruluş ruhunu modern profesyonellikle harmanladığı takdirde sürdürülebilir başarıya ulaşır” dedi.
SELAMİ AYDIN: İYİ İŞ YAPANIN DEĞİL, KAYNAK OLUŞTURANIN GÖREV ALMASI KAÇINILMAZ BİR ÇIKMAZ

Denizlispor’un, bir sanayi şehri olan kentte, 2000’li yılların ilk yarısında önemli başarılar gösterdiğini dile getiren Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Denizli Temsilcisi Selami Aydın, “İlerleyen süreçte ligde varlık göstermekte zorlandı. 2009-2010 sezonunda alt lige düştü. Yeniden çıkabilmek için büyük kaynaklar kullandı. 2018-2019 sezonunda Süper Lig’e yeniden çıktığında ise ciddi bir borç yükünü beraberinde getirdi. İki sezon bu ligde kaldıktan sonra yeniden düştü. Devam eden yıllarda art arda bulunduğu liglerden düşerek bugün Bölgesel Amatör Lig’de mücadele eder bir hale geldi. Yabancı futbolcularına olan borçları nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadı. Art arda transfer yasakları ve puan silme cezaları aldı. Bu sezon aldığı 12 puan silme cezası ile Bölgesel Amatör Lig’den de düşmeyi garantiledi” ifadelerini kullandı.
Denizlispor’un şu anda en az 28 yabancı futbolcusuna ödemediği borçları nedeniyle ihtilaflı durumda olduğunu dile getiren Aydın, “CAS’ta (Spor Tahkim Mahkemesi) görülen mahkeme masraflarını ödeyemedi. Menajerlere, kulüplere ve futbolcu temsilcilerine borçları bulunuyor. Tüm bu dosyalar toplamının 56 olduğu biliniyor. Kesin bir rakam olmamakla birlikte 650 milyon TL’nin üzerinde borcu olduğu belirtiliyor. Kulübün bu duruma düşmesinde en büyük etken liyakatsiz yöneticiler oldu. Kulüpler yöneticilerin hibelerine muhtaç. İşini iyi yapanın değil de daha çok kayak oluşturabilenin yönetimlerde görev alması kaçınılmaz bir çıkmaz” dedi.
Profesyonel liglerde Ege’den 23 takım mücadele ediyor
Türkiye profesyonel futbol liglerinde Ege Bölgesi ve çevresini temsil eden takımlar, Süper Lig’den 3. Lig’e kadar geniş bir yelpazede mücadelelerini sürdürüyor. En üst seviye olan Süper Lig'de İzmir'in köklü temsilcisi Göztepe A.Ş. yer alırken, bir alt kademe olan 1. Lig'de Bandırmaspor, Manisa Futbol Kulübü ve Bodrum FK üst sıralar için rekabet ediyor. Lig seviyesinde, bölge takımlarının yoğunluğu dikkat çekiyor; burada Menemen Futbol Kulübü, Bucaspor 1928, Somaspor, Nazillispor, Altınordu, Aliağa Futbol AŞ ve Fethiyespor ekipleri bir üst lige çıkma mücadelesi veriyor. Alt liglerde ise 3. Lig temsilcileri olarak Belediye Kütahyaspor, Denizli İdmanyurdu, Uşakspor, Tire 2021 FK, Söke 1970, Altay, Bornova 1877, İzmir Çoruhlu, Muğlaspor ve Afyonspor kulüpleri profesyonel arenada şehirlerini temsil etmeye çalışıyor.