Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırısı ile başlayan savaş, öyle görünüyor ki devam edecek. Daha çok insan yaşamını yitirecek. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” şiarının ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülüyor.
Savaş nedeniyle artan petrol, enerji, gübre fiyatları dünyanın hemen her yerinde yaşamı olumsuz etkiliyor. Tarımsal üretim ciddi risk altında. Gıda fiyatlarının artması, önümüzdeki günlerde daha da artacak olması nedeniyle yeni bir gıda krizi gündemde.
Tarımsal üretim açısından bakıldığında, bitkisel üretimin en önemli iki temel girdisi olan gübre ve mazot fiyatındaki artış çiftçileri endişelendiriyor. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer birçok ülkedeki çiftçiler, artan fiyatlara karşı önlem alınmasını istiyor.
Türkiye’de de savaşın etkisi ile gübre ve mazot fiyatı hemen her gün artmaya devam ediyor. Çiftçiler de haklı olarak soruyor; “artan bu fiyatlarla nasıl üretim yapacağız? Mazotun litresini yeni zamlarla 75- 80 liradan, gübrenin tonunu 35-40 bin liradan alarak nasıl üretimi sürdüreceğiz? Üretilen ürün kaç liradan satılacak ki çiftçi para kazansın?”
Mazot ve gübre fiyatı artık günlük değişiyor. Bütün bu zamların gıda fiyatlarına ve dolayısıyla herkesin sofrasına yansıması kaçınılmaz olacak.


Gübrede dışa bağımlılık yüzde 90’nın üzerinde
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü “Tarımsal Gübre İstatistikleri - 2025 Bülteni” ne göre, Türkiye’nin 2025 yılı fiziki gübre üretimi 2024 yılına göre yüzde 3 oranında azalarak 4 milyon 572 bin 585 ton oldu. Kalsiyum Amonyum Nitrat(% 26N) gübresi 1 milyon 689 bin 963 ton ile en çok üretilen gübre.
Aynı dönemde, fiziki gübre tüketimi ise 2024 yılına göre yüzde 6 oranında azalarak 6 milyon 546 bin 693 ton olarak gerçekleşti. En çok tüketilen gübre 1 milyon 853 bin 817 ton ile üre gübresi oldu.
Türkiye gübre hammaddeleri bakımından yüzde 90’ın üzerinde dışa bağımlı. Savaş öncesinde yıllık ortalama 1 milyar dolar gübre ve hammaddelerine ödeniyordu. Savaşla birlikte bunun katlanarak artması bekleniyor. Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler; Umman, Mısır ve Rusya.
Üre fiyatları savaş öncesinde ton başına 430-490 dolar seviyesindeyken savaş ile birlikte 700 doların üzerine çıktı. Türkiye’de en çok kullanılan üre gübresinin ton fiyatı son 1 ayda 21-25 bin liradan 34-35 bin liraya kadar çıktı.
Hükümet 3 önemli karar aldı ama çiftçi gübre alamıyor
Savaş patlayınca ve enerji, gübre fiyatları artınca hükümet bir hafta içerisinde 3 önemli karar aldı. İlk olarak 7 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile üre ithalatında yüzde 6,5 olan gümrük vergisi sıfırlandı.
İkinci olarak Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü, ilgili birimlere yazıyla 7 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere üre gübresinin ihracatının yasaklandığını bildirdi. İthalat serbest bırakılırken ihracat yasaklandı.
Son olarak da, el yapımı patlayıcıda kullanıldığı için kullanımı 2016 yılında yasaklanan amonyum nitrat (%33AN) gübresinin tarımda kullanılmasına geçici olarak (30 Mayıs 2026 tarihine kadar) izin verildi. Bu gübreyi kullanacak çiftçilerin mutlaka Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olmaları gerekiyor. Ayrıca, satışlar Gübre Takip Sistemi (GTS) üzerinden yapılacak. ÇKS kaydı bulunmayan veya GTS üzerinde hak edişi tanımlanmayan çiftçilere amonyum nitrat satışı yapılmayacak.
Alınan bu kararlar elbette önemli. Ancak, çiftçi artan fiyatlar karşısında gübre alamıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ısrarla “gübre stoklarımız yeterli, sorun yok” dese de asıl sorun artan fiyatlar ve çiftçinin bu yüksek fiyattan gübre alamaması.
Mazot fiyatı durdurulamıyor
Gübre ile birlikte fiyatı en çok artan bir diğer önemli tarımsal girdi ise mazot. Yılbaşında litresi 54 lira civarında olan mazotun litresi Şubat ayı sonunda 60 liraya yükseldi. Eşel mobil uygulaması ile zamların önemli bir bölümü pompa fiyatlarına yansıtılmamasına rağmen mazotun litresi 72 liraya ulaştı. Birkaç gün içerisinde yeni zamlarla mazotun litre fiyatının 80 lirayı bulması bekleniyor. Çiftçinin kabusu haline gelen gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın savaşın devam etmesi ile daha da yükseleceği ve tarımsal üretimin tehlikeye gireceği ifade ediliyor.
Çiftçi ek destek beklerken 2025 destekleri bile geç ödeniyor
Gübre ve mazot fiyatındaki artış devam ederken çiftçin üretimi sürdürebilmesi için hükümet tarafından mutlaka ilave destekler sağlanması gerekiyor. İlave destekler bir yana 2025 yılı üretim desteklerinin ödemesinde bile ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çiftçilerle iftar buluşmasında, 6 Mart’tan itibaren 1 ayda temel destek ve planlı üretim desteği olarak toplamda 81 milyar liralık desteğin çiftçilerin hesabına yatırılacağını açıkladı. Bugüne kadar, 6 Mart’ta 9,5 milyar lira temel destek, 2,6 milyar lira planlı üretim desteği (sadece yem bitkileri için), 13 Mart’ta da 9 milyar lira temel destek olmak üzere toplam 21,1 milyar liralık ödeme yapıldı. 20 Mart’ta ödenmesi gereken destek ise Ramazan Bayramı’na denk gelmesi nedeniyle yapılmadı.
Çiftiler haklı olarak, gübre ve mazot fiyatı artarken daha 2025 üretim yılı desteklerinin bile ödenmediğini belirterek bu şartlarda üretime nasıl devam edeceklerini soruyor.
Ödenmesi gereken 2025 üretim yılı destekleri 2024 yılında belirlendiğinde mazotun litresi 40 lira civarındaydı. Bugün 72 lira seviyesinde. Neredeyse yüzde 100 arttı. Gübre fiyatı sadece son 20 günde yüzde 50 arttı. Bu şartlarda çiftçiye mutlaka ilave destekler sağlanması gerekiyor.
İspanya örnek alınmalı
İspanya Hükümeti savaşın etkilerini dikkate alarak bir dizi önlem aldı. Bunlar arasında tarım en çok etkilenen sektör olduğu için, ilk etapta 500 milyon Euro gübre alım desteği sağlandı. Bununla savaş nedeniyle artan gübre fiyatlarının telafi edilmesi, devlet tarafından karşılanması hedefleniyor. İspanya gübrenin yanı sıra tarım ve hayvancılığa destek paketinin toplamı 1 milyar Euro’ya yakın.
Ayrıca, vergi paketi ile akaryakıtta mazot ve benzinde katma değer vergisi oranını yüzde 21’den yüzde 10’a çekildiğini açıkladı. Elektrik ve doğalgaz faturalarında da katma değer vergisi yüzde 21’den 10’a düşürüldü.
Türkiye, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için gübre ve mazota mutlaka ek destek sağlayarak aslında sadece çiftçiyi değil tüketiciyi de artan gıda fiyatlarından koruyabilir. Mazottan alınan vergilerde indirim yapılabilir.
FAO’da ilave destekler önerdi
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO), devam eden savaşın “Enerji ve Gübre Ticareti ile Gıda Güvenliği Üzerindeki Etkileri” ni ele aldığı raporunda yaşanan durumun yanı sıra alınması gereken önlemleri de sıraladı.
Raporda, Şubat 2026’da Basra Körfezi’nde patlak veren çatışma, küresel enerji, gübre ve tarım-gıda sistemlerinde büyük bir şok yarattığına dikkat çekilerek: “ Bunun temel nedenlerinden biri, Körfez enerji üreticilerini küresel pazarlarla bağlayan stratejik bir deniz koridoru olan Hürmüz Boğazı’ndan yapılan ticaretin aksamasıdır. Normal şartlar altında, boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve rafine ürün (küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık dörtte biri) ile birlikte önemli miktarda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve gübre ihracatı geçmektedir. Çatışmanın başlamasından günler sonra, boğazdan geçen tanker trafiği yüzde 90’dan fazla azaldı ve sevkiyatlar ciddi şekilde kısıtlandı. Bu aksama, küresel enerji piyasalarına ve küresel tarım-gıda sistemine hızla dalgalanmaya neden oldu.
Basra Körfezi, küresel enerji sisteminde merkezi bir rol oynamaktadır. Bahreyn, Irak, İran İslam Cumhuriyeti, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere bölgedeki ülkeler, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Küresel LNG ihracatının yaklaşık beşte biri Körfez’den kaynaklanmaktadır. Bölge ayrıca sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG), dizel ve jet yakıtı gibi rafine yakıtların da önemli bir tedarikçisidir.” denildi.
Basra Körfezi gübre üretiminin ve ihracatının merkezi
Enerjinin ötesinde, Basra Körfezi aynı zamanda küresel gübre üretimi ve ihracatı için de önemli bir merkez olduğuna vurgu yapılan raporda özetle şu bilgilere yer verildi: “İran İslam Cumhuriyeti, Katar, Suudi Arabistan ve Umman gibi ülkeler, üre ve amonyak da dahil olmak üzere azotlu gübrelerin dünyanın önde gelen ihracatçıları arasında yer almaktadır. Son yıllarda bölge, küresel üre ihracatının yaklaşık yüzde 30-35’ini ve amonyak ihracatının yaklaşık yüzde 20-30’unu oluşturmuştur. Genel olarak, uluslararası ticareti yapılan gübrelerin yüzde 30’a kadarı normalde Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir. Deniz trafiğinin ciddi şekilde aksaması ve güvenlik endişeleri nedeniyle birçok üretim tesisinin hasar görmesi veya geçici olarak kapatılmasıyla, gübre tedarik zincirleri büyük ölçüde etkilenmiştir. Üretim kesintileri ve nakliye kısıtlamaları, ayda tahmini 3-4 milyon ton gübre ticaretini durdurmuştur.
Petrolün aksine, gübre sektörünün uluslararası düzeyde koordine edilmiş stratejik rezervleri bulunmamaktadır; bu da tedarik kesintilerinin yönetilmesini daha zor hale getirmektedir. Fiyatlar zaten önemli ölçüde artmıştır. Mart ayı başlarında, Orta Doğu granül üre fiyatları Şubat ayı sonundaki seviyelere göre yaklaşık yüzde 20 artarken, diamonyum fosfat gibi diğer gübre fiyatları da yükselmiştir. Azotlu gübre üretimi büyük ölçüde doğal gaza hammadde olarak bağımlı olduğundan, enerji fiyatlarındaki artış üretim maliyetlerini daha da yükseltti. Krizin devam etmesi halinde, küresel gübre fiyatlarının 2026 yılının ilk yarısında ortalama yüzde 15-20 daha yüksek olabileceği tahmin ediliyor.”
Tarımda maliyetler artıyor ürün fiyatları da artacak
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO), raporunda yaşanan gelişmelerin küresel tarım emtia piyasalarını etkilediğini belirterek: “Artan gübre maliyetleri ve daha yüksek yakıt fiyatları, çiftçiler için üretim giderlerini artırıyor ve birçok bölgede gübre kullanımının azalmasına yol açabilir. Daha düşük girdi kullanımı, yılın ilerleyen dönemlerinde daha düşük ürün verimine ve küresel tahıl arzında daralmaya neden olabilir. Aynı zamanda, yüksek enerji fiyatları, tarım faaliyetleri, sulama, ulaşım, depolama ve gıda işleme dahil olmak üzere tarımsal tedarik zincirlerinin tamamında maliyetleri artırmaktadır.
Uluslararası piyasalardaki ilk sinyaller, buğday, pirinç ve bitkisel yağlar gibi başlıca gıda ürünlerinin fiyatlarının artmaya başladığını göstermektedir. FAO Gıda Fiyat Endeksi, Ukrayna’daki savaşın ardından 2022’de yaşanan küresel gıda fiyat artışının zirve seviyelerinin altında kalmaya devam etse de, küresel emtia piyasalarındaki belirsizliğin yeniden ortaya çıkmasını yansıtarak tekrar yükselmeye başlamıştır. Enerji şokları ayrıca biyoyakıtlar aracılığıyla yakıt piyasaları ile tarımsal ürünler arasındaki bağlantıyı da güçlendirmektedir. Yüksek petrol fiyatları, etanol ve biyodizel üretiminin karlılığını artırarak mısır, soya yağı ve palmiye yağı gibi hammaddelere olan talebi yükseltmektedir. Sonuç olarak, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar hızla gıda piyasalarına da yansıyabilir.” bilgisine yer verildi.
FAO’dan 5 temel mesaj
1- İran İslam Cumhuriyeti’ndeki ve Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanması, küresel enerji, gübre ve tarım-gıda sistemlerine yönelik riskleri önemli ölçüde artırmıştır.
2- Petrol, doğalgaz ve gübre için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, dünya çapında enerji ve tarımsal girdi maliyetlerini artırmaktadır.
3- Gübre kıtlığı ve yüksek enerji fiyatları, ürün verimini tehdit ederken, üretim kayıpları ve potansiyel biyoyakıt üretimine geçişler, özellikle Afrika, Asya ve diğer ithalata bağımlı bölgelerde gıda fiyatlarındaki dalgalanmayı artırabilir.
4- Tedarik zincirlerini istikrara kavuşturmak için alternatif ticaret yolları geliştirmek, piyasa izlemeyi güçlendirmek, çiftçilere mali destek sağlamak ve savunmasız ülkelere hedefli yardım sunmak gibi acil önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır.
5- Uzun vadeli stratejiler yerel tarıma, sürdürülebilir gübre üretimine, yenilenebilir enerjiye ve yapısal düzenlemelere odaklanmalıdır; küresel enerji ve gıda güvenliğini korumak için ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik çabalar hayati önem taşımaktadır.
Amerikalı çiftçiler Trump’a mektup yazdı
Amerika Çiftçiler Birliği Federasyonu (AFBF), Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimin Amerikalı çiftçilerin bahar ekimine başladığı bir dönemde küresel girdi piyasalarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkilendiklerini belirterek gübre konusunda acil önlem alınması için Trump’a mektup gönderdi.
İran Savaşı öncesinde gübre fiyatlarının zaten yüksek olduğuna dikkat çekilen mektupta, normalde perakende gübre satanların ayda bir kez fiyat güncellemesi yaparken şimdi günde birkaç kez güncelleme yapıldığı belirtildi. Üre fiyatının ton başına iki haftada 140 dolar arttığı, diğer gübrelerde ise ton başına 100 dolar arttığı hatırlatılarak “Fiyatlar fırladı. Daha önce başlatılan 12 milyar dolarlık acil ekonomik yardım eridi." denildi.
Gübre fiyatlarındaki artış nedeniyle Amerika’da 1,5 milyon dönüm alanda mısır ekimi yerine soyaya geçiş olacağı ifade ediliyor. Soya üretiminde mısıra göre daha az azotlu gübre kullanılıyor.
