Birleşmiş Milletler, 2026 yılını “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı “ ilan etti. Bu yıl, kadınların tarım ve gıda sistemlerinde üretimden ticarete kadar oynadıkları ve çoğu zaman göz ardı edilen temel rolleri ön plana çıkarılacak. Kadın çiftçiler, gıda güvenliği, beslenme ve ekonomik dayanıklılık açısından merkezi bir öneme sahip.
Uluslararası Kadın Çiftçi yılı, cinsiyet eşitsizliklerini kapatmak ve kadınların geçim kaynaklarını iyileştirmek için farkındalığı artıracak ve eylemleri teşvik edecektir.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre; kadınlar, dünya tarım işgücünün önemli bir bölümünü oluşturmakta ve üretimden işlemeye, dağıtımdan ticarete kadar tarım-gıda değer zincirlerinin her aşamasında vazgeçilmez bir rol oynayarak hane halkı gıda güvenliği ve beslenmesinde merkezi bir öneme sahiptir. Tarım-gıda sistemlerinde çalışan kadınların oranı küresel olarak kadınların yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu oran erkeklerle neredeyse aynı.
Buna rağmen, kadınların katkıları hâlâ yeterince değer görmüyor ve çalışma koşulları genellikle daha güvencesiz; düzensiz, kayıt dışı, yarı zamanlı, düşük ücretli, emek yoğun ve son derece kırılgan. Toprak, finansman, teknoloji, eğitim, yayım hizmetlerine erişim ve her düzeyde karar alma süreçlerine katılım da dahil olmak üzere sistematik engellerle karşılaşmaya devam ediyorlar.
İş Bankası, FAO işbirliği ile kadın çiftçiler desteklenecek
8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle son birkaç günde çok sayıda toplantı yapıldı. Geçen Cuma günü (6 Mart) o toplantılardan birisine katıldım. Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğü’nde “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları”nın tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Yıl boyunca ülke genelinde 10 ilde kadın kooperatifleri ile Yeni nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları düzenlenecek.
Toplantıya Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Umut Yiğit, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye TemsilciYardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, İmece Mobil Genel Müdürü İlker Mehmet Sağlam, Pazarama Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Sezen, Genel Müdürü Mehmet Bülent Kutacun, Eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece, İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Birim Müdürü Hatice Erkiletlioğlu, Birim Müdürü Çiğdem Çakmak Yurdagel, İkinci Müdür Dilber Kavanoz Altınörs, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden Oya Ayman, Hatay, Tokat, Malatya, Burdur, Bursa, Zonguldak ve diğer illerden kadın çiftçiler ve kadın kooperatifi yöneticileri katıldı.
Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, İş Bankası olarak 2023 yılında Kadını Güçlendirme Bildirgesi'ni imzaladıklarını belirterek şunları söyledi: “Peki bu neyi içeriyordu? Önümüzdeki 5 yıl içerisinde, 100 milyar lira finansman, bunun yanında da 15 bin kadına eğitim desteği. Bu sadece finansal okuryazarlık eğitimi değil, dijitalleşmeden tutun, pazarlamaya kadar her tür eğitimi içeren, bir taahhüt idi. 2023-2028 yıllarını kapsıyor. Biz geçen yıl Ağustos ayı içerisinde 100 milyar liralık finansman taahhüdünü aştık. Dolayısıyla bu taahhüt yenilendi, ilgili kurumlar arasında ve 2028 yılına kadar 250 milyar liraya çıkarıldı. Memnuniyetle söyleyebilirim ki 250 milyar liralık taahhüdümüzün de, dün itibariyle yüzde 62’sini tamamlamış olduk. Eğitimde 15 bin kadın ile ilgili taahhüdümüz de,10 bine yaklaştı.”
Diğer taraftan, Girişimde Kadın Gücü Projesi adıyla önemli, güzide bir STK'mızla bir iş birliği içerisindeydik. Burada da, sektör ya da bölgesel bir ayrım olmaksızın çok boyutlu çalışmalar yapıldı. Şimdi uluslararası boyutta olan çalışması devam ediyor. “
Başarı için inanç ve samimiyet gerekir
Türkiye’de binin üzerinde, kadın kooperatifi olduğunu, fakat büyüklük, ölçek anlamında bakıldığında çok daha az sayıda olduğunu hatırlatan Yılmaz: “Birleşmiş Milletler, 2025 yılını Uluslararası Kooperatif Yılı ilan etmişti. Bu kapsamda da biz, bu tür çalışmalar yapmıştık. Ona bir basamak daha atlatalım dedik. Dolayısıyla Kadın Kooperatiflerini Destekleme Projesi diye yeni bir projeye daha başlayacağız. Bugün bunun için buradayız. “Kadının Gücü Geleceğin Tarımı” diye sadece tarıma odaklı iki üç yıldır yoğun bir şekilde sürdürdüğümüz faaliyetler var. Bu yıl da Uluslararası Çiftçi Kadın Yılı ilan edilmesi nedeniyle FAO ile birlikte “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları” düzenleyeceğiz. Türkiye’nin 10 farklı ilinde bu buluşmalar olacak. Aslında bu işi "mış gibi" yapmamak için ne gerekir diye düşündüğümüzde, benim şahsi kanaatim inanç ve samimiyet gerekir. Bu tür konulara eğer başlıyorsanız, emek vermek istiyorsanız, "mış gibi" olmaması için de inanç ve samimiyetin olmazsa olmaz iki önemli kelime olduğunu ve altı dolu olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Tarımda kadın var; gelirde, yönetimde yok
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) verilerine göre dünya genelinde tarımda çalışanların ortalama yüzde 40’ının kadınlardan oluştuğunu hatırlatan Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tarım sektöründe biliyorsunuz 5 milyon kişi çalışıyor. Bu 5 milyonun da yaklaşık 2 milyonu kadınlarımızdan oluşuyor. Önemli, müthiş bir rakam. Peki görünüyorlar mı? Tarımdan elde edilen gelirden yeteri kadar pay alıyorlar mı? diye inceleme yaptık. İşte otoritelerin verilerini incelediğimizde şunu görüyoruz. Bakın 5 milyonun 2 milyonu tarımda çalışıyor. Fakat ÇKS(Çiftçi Kayıt Sistemi) kaydı olan kadın üye sayısı sadece yüzde 15. Gelirden ne kadar pay alıyor, yönetim hakkından ne kadar pay alıyor dediğimizde oran bile söylemeye gerek yok. Yok denecek kadar az. Fakat son yıllardaki işte FAO'nun çalışmaları, Tarım Bakanlığımızın, işte bizim gibi özel şirketlerin çalışmaları, muhtelif STK'ların çalışmalarıyla beraber bu sayının sevindirici bir şekilde yukarıya doğru geldiğini görüyoruz. Ama yeterli mi? Hayır. Yeterli olsaydı zaten biz şu an FAO ile beraber burada olmazdık.
Dolayısıyla bu inanç ve samimiyet dedim ya, biz de tarım sektörüne sadece kadınlar değil, tarım sektörünün her alanına destek verelim diye bankamızda ayrı bir bölüm oluşturduk. Sadece burada merkezde bütün ülkeyi bin tane şubeyi yönetsin diye 30 kişilik bir tarım ekibimiz var. Türkiye'nin en verimli 56 ovasında 56 Tarım İhtisas Şubemiz var. Ziraat mühendislerimiz var. 2021 yılının sonunda kurduğumuz İmece Mobil A.Ş. ile dijital platformlarda da çiftçimize ulaşalım, destek olalım dediğimiz ayrı bir şirketimiz var. Dolayısıyla banka olarak biz tarımı sadece bir sektör olarak görmüyoruz. Tarımı stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Geleceğimize yani çocuklarımıza, bizden sonraki nesillere bırakacağımız stratejik bir yatırım olarak gördüğümüz için bu alana odaklanalım, elimizden gelen desteği kurum olarak verelim dedik. Bu destek sadece İş Bankası A.Ş.'nin desteği değil, İş Bankası grubunda yer alan, ilgili olan tüm iştirakleriyle beraber yapılan bir destek. O iştiraklerden ikisinin İmece Mobil ve Pazarama’nın yönetim kurulu başkanları ve genel müdürleri de aramızda. Dolayısıyla grup olarak da bu konuya ne kadar önem verdiğimizi göstermek istedik.”
700 bin çiftçiye hizmet veriyor
Tarım konusundaki bu çalışmaların sonucunda müşteri sayısının yüzde 35 arttığına dikkat çeken İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz: “Yüzde 35 artışla yaklaşık 700 bin ÇKS kayıtlı müşterimiz var. Kadın çiftçi müşteri sayımız yüzde 63 artışla 60 bin kişiye ulaştı. Yani toplam müşteri sayımızın yüzde 10’u kadın çiftçilerimiz. Kredi mevduat rakamları da buna göre artıyor. Ama dedim ya samimiyet. Bir banka normalde ne yapar? Sadece mevduat toplayıp kredi satmakla mükelleftir. Fakat biz bunu eğer bu konuya odaklanacaksak, tarımı geleceğin stratejik bir sektörü olarak görüyorsak, sadece finansmana erişim sağlamakla bu işin ya da mevduatını yönetmekle bu işin olmayacağını düşündük ve bu sebeple de zaten yola çıkmıştık. İşte Pazarama işbirliğiyle beraber hayata geçirdiğimiz Kadının Gücü Geleceğin Tarımı kampanyası kapsamında biraz da kadınlarımızı heveslendirmek, teşvik etmek, işte yarıştırma anlamında ortaya küçük ödüller de koyduk. Bu öyle bir ödül koyalım ki bu ödül de onları teşvik etsin, işlerini geliştirsin. Bir kişi on kişiyi etkiler mantığıyla döndüklerinde on kişiye de katkı sağlasınlar istedik. Bu kapsamda 8 Mart'ta biz 8 üretici ile başlamıştık Pazarama'daki bu işbirliğine. Bugün baktığımızda 40’ı kooperatif olmak üzere 97 üretici bu kampanyadan faydalanmış, 450’ye yakın da çiftçi üyemiz olmuş. Müthiş bir rakam kısa süre içerisinde.” diye konuştu.
İlk buluşma Bursa’da olacak
Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’nın yalnızca bir eğitim programı olmadığını, kadın üreticilerin hem birbirleriyle hem dünyayla bağlantı kurduğu, bilginin deneyime, deneyimin güce dönüştüğü canlı bir ekosistem olarak gördüklerini anlatan Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Bu çerçevede, FAO’nun ülkemizde yürüttüğü Kooperatif Destek Programı ile işbirliği yaparak 2026 Uluslararası Çiftçi Kadın Yılı kapsamında yeni bir konseptle devam etme öngörümüzü yaptık. Bugün de burada tanıtımını yaptığımız bu işbirliği ile amaç tabii ki kadınların yalnızca üretici olarak görünürlüğü değil, güçlü birer ekonomik aktör olarak tarım piyasasında yer almaları, aynı masada bulunmalarını sağlamak. Temel niyetimiz ve amacımız aslında budur. Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları'nın ilkini de kuvvetle muhtemel Nisan ayında Bursa'da yapacağız. Burada seçili kadın kooperatiflerinin ev sahipliğinde olacak. Beklentimiz açıkçası gıda güvenliği ve hijyen yönetimi, dijital satış, sosyal medya, markalaşma ve ambalajlama. Finansal okuryazarlık zaten bizim işimiz olduğu için mecburen o da olmalı. İşin içerisinde olmazsa olmaz iş planlaması gibi konularda en azından bu söylediğim altı yedi ana başlıkta tamamlamayı düşünüyoruz.
Yani özetle bu buluşmaların özünde biz bilginin, üretimin kalitesini artıracağını, eğitimin kadını güçlendireceği ve örgütlenmenin bu gücü kalıcı hale getireceğini amaçlıyor ve hedefliyoruz. Çünkü tek başına bir yere gelebilirsiniz ama örgütlü olursanız daha güçlü olursunuz, daha görünür olursunuz. Dolayısıyla örgütlülüğü ben son derece kıymetli ve elzem bulurum.”
Sadece işbirliği değil yön değişimi de olacak
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise konuşmasında şunları söyledi: Bugün burada sadece bir iş birliğini duyurmuyoruz, aslında bir yön değişimini de duyurmuş oluyoruz ki Sezgin Bey bu yön değişimini çok net ifade etti. Kadınlarımızın emeği her şekilde, görülüyor. Sektörde kadınlar bir çiftçi olarak evet tarlada çalışıyor, üretiyor, işliyor, paketliyor, pazarlıyor, yönetiyor, kazanıyor ve bu geliri de yönetiyor belki ama görünürlüğü yeterli olmuyor. Aslında biz bunu daha görünür hale kooperatifler aracılığıyla getirmiş olacağız. Ve bunu yaparken de, bu ortak işbirliğini de farklı illerde net bir şekilde ortaya koyacağız. O yüzden mevcuttaki yapılan işlerin sadece ufak dokunuşlarla eksiklerini tamamlayacağız. Çünkü ülkemizde aslında her şey yerli yerinde var ve ilgili bakanlıklarımız bütün bu kurumsal yapıyı oluşturmuş durumda. Biz de bunu pilotlama ile daha güçlü bir hale getireceğiz. Ve güçlenen kadınlar, dönüşen tarım gıda sistemi derken bunu da bir slogan olarak kullanmamış olacağız, aslında somut hale getirmiş olacağız. “
Tarım ve gıdada dönüşüm kadınlarla olacak
Tarım ve gıda sistemini dönüştürmek için tarımdaki kadın çalışanları, çiftçileri işin merkezine koymak gerektiğini anlatan Selışık: “ Tarımda yüzde 40’a yakın kadın istihdamı var. Ama bunlar kayıtlı istihdam değil, yüzde 77’si ücretli istihdamın dışında yer alıyor. Birçok ülkede tarım kadınlar için erkeklere kıyasla daha kritik bir geçim kaynağı aslında. Dünyada da gıda tarım sistemlerinde aslında kadınlar daha aktif rol alıyorlar. Aynı büyüklükte bir tarım arazisini kadınlar yönettiğinde verimlilik yüzde 24 daha çok artıyor. Bu FAO'nun bir çalışması. Demek ki kadınlarımız daha üretken, daha etkili. Yine tarım gıda sistemlerinde şöyle bir olumsuzluk var: Erkek bir dolar kazanırken, kadınlar 78 sent kazanıyor. Böyle de bir olumsuzluk var. Ama eğer kadına yatırım ya da kredi ya da finansman biraz daha fazla verilirse, verimlilik yüzde 20 oranında artabiliyor. Böyle de bir gerçek var. Demek ki bizim birazcık daha, bu rakamları da göz önüne alarak kadınlarla ilgili pozitif ayrımcılığa devam etmemiz gerekiyor. İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet farklarının azaltılması, gıda güvensizliğinin yüzde 52’sini ortadan da kaldırıyor. Demek ki bizim o zaman daha fazla, bu alana yatırım yapmamız, desteklememiz gerekiyor. Kadınların üretim kapasitesinin, pazar erişiminin ve gelir imkânlarının güçlendirilmesi yalnızca sosyal bir gereklilik değil, ekonomik ve yapısal bir zorunluluk aynı zamanda. “ dedi.
Kadın kooperatifleri yerel ekonomiyi ayakta tutuyor
Kadın kooperatiflerinin hem yerel ekonomiyi ayakta tuttuğunu hem de geleneksel bilgiyi koruduğuna dikkat çeken Selışık sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadın kooperatifleri ailelerin geçimini sağlıyor ve aslında kırsalın da sosyal dokusunu güçlendiriyor. Çünkü kültürel mirasımızı, kırsalın mirasını da gelecek nesillere aktarmamız gerekiyor ki kadınların liderliği çok önemli. Gıda Tarım Örgütü açlıkla mücadele eden bir kuruluş olarak 2050 yılına geldiğimizde hâlâ açlığı konuşmamamız gerekiyor ki şu anda dünyada açlık hâlâ büyük bir tehdit. İşte 2030 yılındaki hedeflerimize ulaşabildik mi? Ulaşamadık. Ama bunu ortadan kaldırabilir miyiz? Sadece israfı önleyerek de kaldırabiliriz. Biliyoruz ki mevcutta ciddi bir israf var. O yüzden üretilen ürünlerin israfını bile önleyecek kooperatiflerin ufacık bir hedefi olsa, ki bu hedefi de aslında kooperatiflerimize veriyoruz. Şu anda mevcuttaki desteklediğimiz tüm kooperatiflerde doğayı koruyacak iklimle dost, iklime uyumlu tarımsal üretimi destekleyen çözümler gösteriyoruz. FAO'nun aslında teknik bilgisi de bu desteği çiftçilerimize veriyor, yansıtıyor. İsrafı ve gıda kaybını önleyen yaklaşımlarla üretim ve arkasından pazarlama, yerel üretim, yerel tüketimi desteklediğimiz müddetçe de sanırım bir süre sonra en azından bu aç kalan insanlarla ilgili mücadeleye bir miktar da olsa bizim de bu şekilde bir katkımız olur.”
Özetle, 2026 Dünya Kadın Çiftçiler Yılı’nda tarımda kadın emeğinin görünür kılınması, kadınların kooperatif çatısı altında örgütlenmesi açsından Yeni Nesil Çiftçi Kadın buluşmaları büyük öneme sahip.
FAO’ya göre tarım ve gıdada kadın çiftçinin durumu
- Kadın çiftçiler genellikle erkeklere göre daha küçük arazilerde çalışırlar. Aynı büyüklükteki çiftlikleri yönetseler bile, arazi verimliliğindeki cinsiyet farkı yüzde 24'tür.
- Aşırı yüksek sıcaklıkların yaşandığı her gün, kadın çiftçilerin ürettiği mahsullerin toplam değerini erkeklere kıyasla yüzde 3 oranında azaltmaktadır.
- Uzun vadeli ortalama sıcaklıklardaki 1°C'lik artış, erkeklerin yönettiği hane halklarına kıyasla kadınların yönettiği hane halklarının toplam gelirlerinde yüzde 34'lük bir azalmaya neden olur.
- Tarım ve gıda sistemlerinde ücretli olarak çalışan kadınlar, erkeklerin kazandığı her dolara karşılık 78 sent kazanıyor.
- Kadınlar ve kız çocukları tarafından yapılan karşılıksız bakım işleri, küresel ekonomiye yıllık en az 10,8 trilyon dolar katkıda bulunuyor.
- İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet eşitsizliklerinin azaltılması, kadınlar arasında sürekli olarak daha yüksek olan gıda güvensizliği açığının yüzde 52'sini ortadan kaldırabilir.
- Hedefli kalkınma müdahaleleri yoluyla kırsal kesimdeki kadınların güçlendirilmesi, 58 milyon daha fazla insanın gelirini artırabilir ve 235 milyon insanın dayanıklılığını yükseltebilir.