Sanayide iki yılda toplam üretim artışının sadece yüzde 2 olması, yani toplam talep artışının çok gerisinde kalması bütün “olumlu yapısal dönüşüm” ihtimallerini yok ediyor.
TÜİK, Ücretli Çalışan İstatistikleri’ni açıkladı. Aylık açıklanan bu istatistik bülteninde TÜİK toplam üç ana sektördeki (sanayi, inşaat ve hizmetler) ücretli çalışanların sayısını veriyor. Böylece o sektörlerin istihdam kapasitesi ve değişimi hakkında bilgi edinebiliyoruz.
AB’nin ve TÜİK’in kullandığı sınıflama, enerji sektörünü sanayinin içinde tutarken, inşaatı ayrı bir ana sektör olarak ele almış. Tarım sektörüne ise istatistikte yer vermemiş, Muhtemelen tarım sektöründe mevsimsellik çok yüksek, enerji sektöründe de çalışan sayısı az olduğu için sınıflama böyle kurulmuştur.
Bu yazıdaki amacımız sanayinin istihdamdaki payında gerileme var mı, varsa bu gelişme iyi mi yoksa kötü mü ona bakmak. Son iki yıldaki veriyi alıp incelediğimizde sanayide çalışanların payında önemli bir gerileme olduğunu görüyoruz. Ana sektörler içinde sanayi çalışanlarının payı Aralık 2023’te yüzde 33 iken, Kasım 2025’te yüzde 30’a gerilemiş. Bu dönemde diğer sektörlerde istihdam yaklaşık 650 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 220 bin kişi gerilemiş. Temmuz 2024’den bu yana geçen 17 ayda bu gerileme düzenli bir hal almış. Üstelik alt sektörlere baktığımızda bu azalışın hemen her yere yayıldığını görüyoruz. Tekstil ve giyim eşyası üretimi en çok kayba uğrayan sektör ama diğer sektörlerde de düzenli kayıp var. Yani sadece bir veya iki sektördeki özel bir durumdan bahsetmiyoruz.
Tarım ve sanayide verimlilik varsa hizmetlerde istihdam artışı iyidir
Peki sanayinin istihdamdaki payının gerilemesi iyi mi, kötü mü? İstihdam kaybı hangi şartlarda iyi olabilir? Ana akım iktisada göre bir ekonomide hizmetler sektörünün payının artması (yani sanayi ve tarım sektörlerinin payının azalması) iyi bir şeydir. Neden? Çünkü tarım ve sanayi sektörlerinde verimliliğin arttığını gösterir. Bu mantığı anlamak için şöyle düşünün lütfen. Eğer bir ekonomide tarımın istihdamdaki payı yüzde 50 ise, 50 kişi çalışarak 100 kişiyi besleyebilecek gıdayı üretiyor demektir. Eğer tarımın payı zamanla yüzde 50’den yüzde 10’a düşerse o zaman 10 kişi çalışarak 100 kişiyi besleyebilecek gıda malını üretiyor demektir. Yani verimlilik beş katına çıkmıştır. Aynı mantık sanayi için de geçerlidir. Tabii burada tarım ve sanayide büyük ölçüde ithalat ve ihracat yapmadığınızı varsayıyoruz.
Böylece sanayide verimlilik artışı varsa ve aynı zamanda sanayide istihdam azalırken, hizmetlerde artıyorsa; bu ekonominin uzun dönemli yapısal dönüşümüne işaret eden “iyi” bir gelişme olarak yorumlanabilir.
Sanayide çalışan sayısı (bin kişi) ve Sanayi Üretim Endeksi (2021=100)
Bu açıklamalardan sonra, şimdi bizdeki durumun ne olduğunu incelemenin zamanıdır. Buyurun grafiğe bir bakalım. Sanayide çalışan sayısındaki gerilemeyi zaten görüyorsunuz. Grafikteki diğer değişken ise Sanayi Üretim Endeksi. Neden bu ikisine aynı anda bakıyoruz? Sanayide istihdam kaybı yaşanırken aynı zamanda bir verimlilik artışı yaşanmış mı, bunu anlamak için. Yanıtımız evet. İncelediğimiz iki yıllık dönemde sanayide işçi sayısı yüzde 4,5 azalırken, üretim yüzde 2 civarında artmış. Yani işçi verimliliği yüzde 7 civarında artmış.
Peki sanayide istihdam azalırken, hizmetler sektöründe istihdam artmış mı? Bunun da yanıtı evet. Son iki yılda hizmetler sektöründe istihdam 620 bin kişi artarak hem sanayideki gerilemeyi telafi etmiş hem de toplam ücretli istihdamının artmasını sağlamış.
Sanayideki istihdam kaybı, yapısal dönüşüme işaret etmiyor
O halde sanayideki istihdam kaybına uzun vadeli bir yapısal dönüşüme işaret eden olumlu bir gelişme olarak bakabilir miyiz? Bence hayır, çünkü öncelikle sanayide iki yılda toplam üretim artışının sadece yüzde 2 olması, yani toplam talep artışının çok gerisinde kalması bütün “olumlu yapısal dönüşüm” ihtimallerini yok ediyor. Ayrıca verimlilik artışı ancak sermaye verimliliğinin artması veya teknolojik bir değişimle gelirse anlamlı. Halbuki burada öyle bir durum görünmüyor.
Peki sanayi istihdamı neden geriliyor o zaman? Finansal yükler ve kur değerlenmesinin ihracatta zorlanma yaratması nedeniyle geriliyor. Yani başlıktaki sorunun yanıtına dönersek; yanıtımız hayır. Sanayi istihdamının gerilemesi hiç iyi haber değil.
Şimdi faiz indirim sürecindeyiz. Bakalım sanayi istihdamı artmaya başlayacak mı? Eğer artarsa, o zaman sanayi üzerinde finansman maliyetinin mi, kurun mu daha ağır bir yük oluşturduğunu görebiliriz.