Yılın ilk üç ayında mevduattaki artış çok zayıf. İlk üç ayda enflasyon yüzde 10 olarak gerçekleşmişken, en az bu kadar büyümesi beklenen TL mevduattaki artış yüzde 1 bile değil.
Yılın ilk çeyreğine ait banka bilançoları açıklandı. Bu dönemde yurt içinde ve yurtdışında risk algısı devamlı arttı. En sonunda Mart ayında ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin sıcak savaşa dönmesiyle beraber risk algısı tavan yaptı.
Savaşın petrol, gübre ve finans sektörleri açısından küresel önemi haiz bölgeleri etkilemesi nedeniyle de hızlı fiyat hareketleri ve davranış değişiklikleri görüldü. Bu davranış değişikliklerini en iyi izleyeceğimiz yer banka bilançoları, çünkü bilançolar bize hem hanehalkının, hem reel sektörün hem de kamunun davranışlarına dair ipuçları veriyor.
Grafikte banka bilançolarındaki bazı seçilmiş kalemlerin yılın ilk çeyreğindeki değişimlerini görüyorsunuz. Buyurun grafiğe bir göz atarak başlayalım. Önce dikkat çeken gelişmelere bir bakalım, sonra da bu gelişmelerin nedenlerini konuşalım.
Seçilmiş bilanço kalemleri (Milyar TL)
|
|
Mart 2026 |
Aralık 2025 |
Fark |
|
Mevduat |
28.261 |
27.226 |
1.035 |
|
-TL |
16.716 |
16.587 |
129 |
|
-YP |
11.546 |
10.639 |
907 |
|
Repo işlemleri |
3.343 |
2.575 |
768 |
|
|
|
|
|
|
Nakdi krediler |
24.902 |
23.122 |
1.780 |
|
-Ticari |
17.772 |
16.479 |
1.293 |
|
-Bireysel |
7.130 |
6.643 |
487 |
TL mevduat durdu: Yılın ilk üç ayında mevduattaki artış çok zayıf. İlk üç ayda enflasyon yüzde 10 olarak gerçekleşmişken, en az bu kadar büyümesi beklenen TL mevduattaki artış yüzde 1 bile değil. Toplam mevduattaki sınırlı artışın tamamına yakını döviz ve altın mevduattan geliyor. Üstelik döviz mevduatındaki artışın bir kısmı da organik değil, çapraz kur hareketleri sonucu ortaya çıkmış.
Krediler mevduattan daha hızlı arttı: Kredilerdeki artış neredeyse mevduatın iki katı. Dikkat lütfen burada kredilerin hızlı arttığını söyleyemeyiz. Hatta kredi büyümesi yüzde 7,5 ile son derece mütevazi ve beklenenin altında. Kredilerin mevduattan daha hızlı artmasının temel nedeni mevduatların duraklamış olması.
Repo işlemlerinde hızlı artış: Normalde kredilerdeki artışın büyük ölçüde mevduat ve özkaynaklarla finanse edilmesi gerekirdi ama mevduat ve özkaynak artışı yetersiz kalınca, repo işlemleri devreye girmiş. Gerçekten de repo işlemlerindeki artış miktarı hemen hemen kredi ve mevduat artışı arasındaki fark kadar. Hemen söyleyelim ki buradaki repo işlemleri bankaların merkez bankasından kullandığı bir kaynak türünü ifade ediyor. Yoksa bankaların vatandaşlarla yaptığı repodan bahsetmiyoruz.
Nedenler sermaye çıkışı ve TL talebinin yetersiz olması: Yukarıda saydığımız üç gelişme aslında birbirleriyle “yakın akraba.” Her üçü de iki temel kök nedene dayanıyor. Bu kök nedenlerden ilki mart başında sıcak savaşın başlamasıyla carry trade pozisyonlarının, yani yabancı yatırımcıların TL varlıklara yaptıkları kısa vadeli yatırımların, kısa sürede yoğun olarak kapatılması. Bu paranın çıkışıyla beraber günlük likidite üç haftalık bir süre içinde yaklaşık 1 trilyon TL artıdan 1 trilyon TL açığa geriledi. Bu da yaklaşık 2 trilyon TL veya 45 milyar dolarlık bir miktara denk geliyor. Piyasa likiditesindeki bu gerileme özellikle TL mevduat üzerinde sınırlayıcı bir etki yaptı ve piyasa likidite ihtiyacını gidermek için repo işlemlerinden sağlanan kaynaklara yüklendi.
“Peki krediler artmaya neden devam etti?” diye sorabilirsiniz. Kredi vermek ön inceleme prosedürleri içerdiği için ekonomideki davranış değişikliklerine daha geç adapte oluyor. Muhtemelen temel neden bu. Kredilerin sektörlere göre dağılımı da sağlıklı görünüyor. Yani incelenen dönemde verilen kredilerin belli bir sektörde yoğunlaşması ya da belli bir sektörün geride kalması söz konusu değil. Finansman şirketlerinin verdiği bireysel kredileri de sayarsanız, kredi görünümü daha da iyileşiyor.
Yalnız “savaş çıktı, o yüzden bunlar oldu” demek yeterli değil. Çünkü TL mevduattaki yavaşlama sadece savaşın çıktığı mart ayında gerçekleşmiyor, üç aya yayılmış durumda. Bu sadece TL mevduatta gözlenen bir durum. Kredi, repo işlemleri veya diğer bilanço kalemlerindeki gelişmeler özellikle mart ayında yoğunlaşırken, TL mevduat için savaştan önce de bozulma görünüyor. İşte burada da ikinci kök nedene geliyoruz. Yani TL talebinin yetersiz olması.
TL talebinin yetersiz olmasının arkasında bir dizi sebep var. Bunlardan bir tanesi de biraz paradoksal gibi görünse de TL’nin reel olarak değer kazanması. TL talebinin neden yetersiz kaldığının ayrıntıları da başka bir yazının konusu.