Türkiye’nin ihracatı ve ithalatında kullanılan para birimlerinin ağırlığı farklı olduğu için tek bir endeksle dış ticaret gelişmelerini açıklayamazsınız.
İran Savaşı’nda bir ateşkese varıldı ve şimdi savaş kaynaklı risklerin tamamen değil ama kısmen düşmesini bekleyebiliriz. Bilmem fark ettiniz mi? Savaşın riskli ortamında en çok tartıştığımız konulardan biri TL’nin reel değerinin ne olması gerektiği oldu. En çok bunu tartıştık, çünkü kur cephesindeki durumu güvenli göremiyoruz, burada bir risk olduğunu düşünüyoruz.
O halde gelin şu soruya yanıt arayalım: Reel kur hesabına güvenebilir miyiz? Bu hesaba dayanarak dolar 60 TL olmalı, 70 TL olmalı gibi bir hesaplama yapabilir miyiz? Hayır, reel kur hesabına, düzey belirlemek için kesinlikle güvenemeyiz. Neden güvenemeyiz? Buyurun beraber bakalım.
Önce reel kur hesabının mantığını söyleyelim. TL’nin dolar karşısında reel değerini hesaplamak isterseniz önce geçmişte Dolar/TL paritesinin dengede olduğu bir baz yıl seçiyorsunuz. Örneğin Merkez Bankası şu an hesapladığı endekste 2025 yılını kullanıyor. Baz yılınızı seçtikten sonra o tarihten bugüne doların ve TL’nin enflasyonlarını kıyaslayıp, aradaki farkı hesaplıyorsunuz. Formülü biraz daha gerçekçi hale getirmek isterseniz Euro vb. Türkiye’nin sıklıkla kullandığı diğer para birimlerini de hesaba katıyorsunuz. Hepsi bu. Peki hesaptaki sorunlar nedir? Onlar da aşağıda.
Doğru baz yılı bilmiyorsunuz: TL’nin reel değerinin “doğru” olduğu baz yılı bilemezsiniz. Seçilen baz yıla bağlı olarak TL’yi aşırı değerli veya değersiz bulabilirsiniz. Zaten izleyen satırlarda göreceğiniz gibi düzeyden çok değişim önemli olduğu için, baz yılın pek önemi de yok. Yine de bir baz yıl seçmek isterseniz, benim önerim ihracatın ve ithalatın milli gelire oranlarının uzun yıllar ortalamasına denk olduğu bir çeyreği seçmenizdir.
İthalat ve ihracat için ayrı endekslere ihtiyaç var: Türkiye’nin ihracatı ve ithalatında kullanılan para birimlerinin ağırlığı farklı olduğu için tek bir endeksle dış ticaret gelişmelerini açıklayamazsınız. Örneğin ihracat endeksinizde euronun payı ithalat endeksinize göre daha yüksek olmalı, çünkü ihracatınızda AB’nin payı büyük. Aslında rekabet gücü kaybı, dolar bazında iç fiyatların gerçek seviyesi gibi değişkenlerin her birini ölçmek için ayrı bir endeks gerekir.
Her mal için ayrı bir endekse ihtiyacınız var: Üstteki maddenin devamı olarak aslında her mal için ayrı bir endekse ihtiyaç vardır. Hatta her malın ithalatı ve ihracatı için ayrı endekslere ihtiyaç vardır. Bu da tabii mümkün değil ama en önemli birkaç ithal ve ihraç malınız için ya da turizm, müteahhitlik gibi önemli döviz getiren sektörleri için ayrı endeks hesaplanabilir.
İthal girdi kullanımı her şeyi değiştirir: Reel kur hesabındaki örtük varsayımlardan birisi tüm yurtiçi maliyetinizin TL olduğudur. Teoriyi anlatırken bu pek söylenmez ama o varsayım orada durur ve her şeyi değiştirir. Gerçekte ithal girdi kullanımı arttıkça reel kur endeksinin açıklama gücü düşer. Örneğin yüzde 70 ithal girdi, yüzde 30 TL maliyet içeren bir üretiminiz varsa, reel kurdaki değişme sizi ancak yüzde 30 etkiler.
Ekonomideki yapısal ve teknolojik değişimleri içermez: Ekonomide meydana gelen teknolojik ve yapısal değişiklikler, gelir dağılımı, iç fiyat hadlerindeki değişiklikler hatta siyasi gelişmeler bile bir malın maliyet kalıbını değiştirir. İşte reel kur endeksi bu değişimlerin hiç birisini içermez. Size sanki baz yılınızdan sonra ekonomide hiçbir değişiklik olmamış gibi “steril” bir sonuç verir.
Düzeyi değil, değişimi önemlidir: TL’nin reel olarak değerlenmesiyle oluşan maliyet sadece ihracatçı veya ithalatçı üzerinde kalmaz. Reel işçi ücretlerinin ve tüketim kalıplarının değişmesi, teşvikler, üretimin kalitesindeki kaymalar, çapraz kurlardaki gelişmeler gibi bir dizi faktörle ekonominin geneline yayılır. Biz yüzeysel bir bakışla bunu sanayinin adaptasyonu gibi görebiliriz ama bu sadece kısmen doğrudur. Bu yüzden reel kur düzeyine değil, değişim hızına bakmak daha anlamlı sonuç verir.
İşte bu nedenlerle reel kur hesabına güvenmek, dolar en az şu kadar olmalı diye hesap yapmak pek doğru olmaz. Peki “Madem reel kur hesabı bu dezavantajları taşıyor, o zaman TL’nin reel değerlenmesi sorun değildir, devam etsin, hem enflasyona da iyi gelir” diyebilir miyiz? Hayır, kesinlikle diyemeyiz. Başka bir yazıda da neden diyemeyeceğimizi tartışırız.