Enflasyonu daha yüksek bir seviyeden yüzde 20’lere indirmek nispeten kolaydır. Zor olan kısım yüzde 20’lerden tek hanelere inmek. Yani biz daha zorlu kısma yaklaşamadık bile. Kolay kısımda dolaşıyoruz.
Uygulanan ekonomik programın etkinliği tartışılıyor. Bu tartışmanın saikleri ne olursa olsun gelin biz “Program daha etkin olabilir mi” sorusuna odaklanalım. Program uygulamaya konduğundan bu yana neredeyse 3 yıl geçti. Dünyanın ve Türkiye’nin koşulları değişti. Bu nedenle programın revizyona ihtiyacı olduğu çok açık ama nasıl bir revizyon?
Enflasyonla mücadelenin birinci öncelik olduğu konusunda bir tereddüdümüz olmasın. Bu vazgeçilecek bir hedef değil. Peki programın enflasyon konusundaki karnesi nasıl? Program enflasyonun yükselmesine, yeni enflasyon üretimine engel oldu gerçekten. Bu programın pek görünmeyen başarısıdır. Bu başarıyı görmemiz lazım, çünkü bu programın temel unsurlarından vazgeçersek, enflasyonun hızla ve kontrolsüzce yükselmesi riski doğar.
Yüzde 20’nin altına inebilirsek 2-3 puanın önemini konuşabiliriz
Öte yandan yeni enflasyon üretiminin önünü kesen program, mevcut enflasyon düzeyinde anlamlı bir gerileme sağlayamadı. Enflasyonu daha yüksek bir seviyeden yüzde 20’lere indirmek nispeten kolaydır. Zor olan kısım yüzde 20’lerden tek hanelere inmek. Yani biz daha zorlu kısma yaklaşamadık bile. Kolay kısımda dolaşıyoruz. Sene sonunda 27 mi, 30 mu olacağı çok önemli değil. Eğer 20’nin altına inebilirsek, o zaman 2-3 puanın önemini konuşabiliriz.
O halde programı revize etmemiz ve etkinliğini artırmamız lazım. Peki somut olarak ne yapalım? Bence aşağıdakileri yapmamız lazım.
Bütün tasarruf araçlarından stopaj vb vergi yüklerini kaldırmalıyız: Mevduat ve benzeri sabit getirili TL araçlardan alınan stopajın etkisi düşündüğümüzden daha büyük. Yerli ve yabancı tasarrufçuların reel getirisini ve davranışlarını farklılaştırıyor. Nominal faizin (reel değil) yükselmesine neden oluyor. Sanayinin ve Hazine’nin faiz yükünü artırıyor. Tüketimi teşvik ediyor.
Yukarıda saydığım olumsuz etkilerin mekanizmasını ve ayrıntılarını önümüzdeki haftadaki yazıda ele alacağım. Stopajın etkisi o kadar büyük ki kendi başına ayrı bir yazıyı hak ediyor.
Bütçe açığını daraltmalıyız: Enflasyonla mücadelede faiz gibi para politikası araçları ancak kısa vadede etkilidir. Uzun vadede enflasyonu düşürmenin yolu maliye politikası araçlarını etkin kullanmaktan geçer. İlk araç bütçe açığının daraltılmasıdır çünkü kamu harcamaları hem miktar etkisi açısından hem de sinyal etkisi açısından enflasyonu besler. Mümkünse denk bütçe verilmeli, en azından bütçe açığı mümkün olan en düşük seviyeye indirilmelidir.
Yüzde 35’lik denk bütçe daha enflasyonist bir etki bırakır
Denk bütçenin seviyesi de önemlidir: Varsayalım ki denk bütçe verebildik. Kamunun milli gelirin yüzde 25’sini toplayıp, dağıttığı bir denk bütçe ile, yüzde 35’ini toplayıp dağıttığı bir denk bütçe aynı şey değildir. Yüzde 35’lik denk bütçe daha enflasyonist bir etki bırakır. Bu nedenle bütçe açığının daraltılması gelirlerin artırılması yoluyla değil, harcamaların azaltılması yoluyla sağlanmalıdır.
Düzenlemelerin amacı sadece rekabet ve kaynak kullanımı olmalıdır: Kamu otoriteleri ekonomide bir düzenleme yaparken sadece adil rekabet koşullarının oluşmasına odaklanmalıdır. Bu da kişi ve kurumlar arasında düzenleme arbitrajının ortaya çıkmaması, fiyat ve miktar kısıtlamalarının olmaması, piyasada her türlü bilginin tam dağıldığından ve kamuoyuna açıklandığından, fiyatların arz ve talebi tam yansıttığından emin olunması, piyasaya giriş ve çıkış engellerinin olmaması demektir.
Kredi miktar kısıtlamaları, tavan fiyat uygulamaları gibi fiyat ve miktara etki eden düzenlemeler uzun vadede bozulma ve kaynak israfı (distortion) yaratır ve enflasyonu dolaylı olarak besler.
Vergi politikası enflasyonla mücadeleye uyumlu olmalıdır: Ekonomik faaliyet tasarruf, yatırım, üretim ve tüketim diye bir döngüyü takip eder. Kamunun toplayacağı vergiler mümkün olduğu kadar bu döngünün son kısımlarından, yani karlar ve tüketim üzerinden alınmalıdır. Tasarruf, yatırım ve üretim üzerinden alınan vergiler, ekonomiye kat kat yük getirir.
Tarım ve sosyal güvenlik alanında yapısal dönüşüm gerçekleştirilmelidir: Yapısal dönüşüme konu olması gereken çok alan var ama bu iki alan öncelikli. Bunları yeni baştan yaratmamız gerekiyor yoksa uzun vadede çok büyük sorun yaşayacağız. Uzun vadede enflasyonla mücadele işte bu alanlarda yapısal dönüşümü kararlılıkla sürdürmekle mümkün olacaktır.
Yapılması ve özellikle de yapılmaması gerekenler listesine eklenmesi gereken başka maddeler var ama en önemli kalemler bunlar. Haftaya stopajın davranışlara etkisini konuşuruz.