Satıcı, alıcı, örgütleyici, yasa koyucu ve bağımsız gözlemcileri alışveriş için bir araya getiren yeni nesil platformların, bireysel yeteneğe bağımlılık ilişkilerini nasıl etkilediğini derinliğine gözlemek, izlemek ve analiz etmek gerekiyor.
Evgeny Morozov bir platformun kurucusu. “Dijital dünya bizi Orta Çağ’a mı götürüyor?” başlıklı yazısı, Le Monde Diplomatique/Türkçe’nin Ağustos 2025 sayısında yayınlandı. Morozov’ un yazısından ödünç aldığımız, “ Rekabet ve üretimin meyvesi olan kârın yerini kontrollün meyvesi olan rant almış durumda. Kapitalistler ortaya ürün çıkarıyordu; dijital derebeyleri ise yalnızca hâkim oldukları çevrimiçi kaynakları para çevirmekle yetiniyor” saptaması, iki soruyu zihnimizde öne çıkardı: Birincisi, dijital feodaller çağında küçük işyerlerinin “varlık nedenleri” değişecek mi? İkincisi de değişmeleri öngörerek uyum sürecini nasıl hızlandırabiliriz?
Eskiyen varsayımlar
Sanayi Devriminin olgunluk aşamasında küçük işyerlerinin “varlık nedenlerini” açıklarken zihni modelimizin dayandığı başlıca varsayımlar;
- Bireysel yeteneklere bağımlılık,
- Kısıtlı yerel kaynak bağımlılığının ölçek sınırlaması,
- Coğrafi erişilebilirlik sınırlarının belirleyiciliği,
- Yapılan işin standartlaşmaya uygun olmaması,
- Toprak sınırı ve kırsal geçimlik aile işletmeleri,
- Sağlık ve diğer gerekçelerle üretimin yasalarla sınırlanması,
- Tedarik zincirinde işbölümünün zorlamaları şeklindeydi.
Gücünü sürekli artıran yeni platformlar kendine özgü yeni üretim ve bölüşüm ağları oluşturuyor. Yeni oluşumda, geçmişte varlığını korumuş küçük işyerleri de fırsat ve tehlikelerle yüzleşiyor. Fırsat ve tehlikeleri öngörerek gerekli uyumu nasıl sağlayacağımız sorunlarımızdan biri. Uyumun,” diğer zihinleri anlama ve neler sunabileceklerini öğrenme yetisi” olduğunu unutmadan geleceği inşa etme çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız.
Bireysel yeteneklere bağımlılık
Piyasa ekonomileri ve planlı ekonomilerde küçük ölçekli işyerlerinin tarihsel olarak varlıklarını sürdürmelerinin nedenlerinden biri, “bireysel yeteneklere bağımlılıktı.”
Sanat etkinlikleri ve farklı özellikleri olan zanaat işlerinde bireysel yeteneğe bağlı işler istediğimiz ölçeklerde büyütülemezdi. Picasso ya da Dali’nin yeteneklerine bağımlı sanatsal ürünler atölye sınırlarının dışına çıkarılarak, seri üretime dönüştürülemezdi.
Tokat’ta 1960’lı yılların ortalarına kadar demirci ustalarında yeteneğe bağımlı yerel markalar vardı: “Onnik” ve “Leon” damgası keser ve balta üretiminde “yerel marka” oluşturmuştu. Yaptıkları ürünler satılabildiği halde, iki dükkânda usta, kalfalar ve çıraklardan oluşan fiziksel emeğin dayanma gücüyle sınırlı bir üretim söz konusuydu.
İran’da Kırman’da ve Kafkas ülkelerindeki dokunan halıları işin az çok bilincinde olan bir bakışta fark edebiliyordu. Anadolu’nun derinliklerinde de Isparta, Konya Ladik, Ege’de Manisa Demirci, Marmara Bölgesi’nde Kocaeli Hereke’de dokunan halılar, yöre insanın gelenekle bilgi ve beceri aktarımına dayalı çok sayıda eve yayılabiliyordu; yetenek ve beceri bağımlılığı nedeniyle istenen ölçekte büyütülemiyordu.
Bireysel bilgi ve yeteneğe bağımlı küçük ölçekli işyerleri, yemek üreten lokantalardan helva üretimine, değişik tatlılara, sütle yapılan ürünlere yayılıyordu.
Bireysel yeteneklere bağımlı küçük işyerleri bugün de var. Var, ama teknolojik gelişmeler bu alanı giderek daraltıyor: Bireyin yeteneklerine bağımlı oldukları için varlıklarını sürdüren küçük işyerleri, ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik olanaklarının artması ve genel yapay zekâ gibi insan beynini taklit eden teknolojilerin ilerlemesi sonucu alan kaybediyor.
Yeni gündem
Satıcı, alıcı, örgütleyici, yasa koyucu ve bağımsız gözlemcileri alışveriş için bir araya getiren yeni nesil platformların bireysel yeteneğe bağımlılık ilişkilerini nasıl etkilediğini derinliğine gözlemek, izlemek ve analiz etmek gerekiyor. Yapılacak analizler, teknik boyutlar kadar sosyolojik etkileri de dikkate aldığında yapılacak bir dizi işle yüzleşiyoruz: Önce, bireysel yeteneklere bağımlılık nedeniyle küçük ölçekli yapıda kalan işyerlerinin dinamik envanterini hazırlayarak ihtiyaç ve ihtiyaç önceliklerini belirleyecek sağlıklı veri oluşturmalıyız. Bir adım sonrasında Dijital Çağ’ın platform yapıları ve teknik yetkinliklerinin değişmesinin yönünü ve hızını belirleyerek nereye gittiğimizi kestirmeliyiz. Bir sonraki adım da, teknik gelişmelerin yetenek yerine ne kadar ikame edilebileceğini netleştirilmesi olmalı. Başka husus, genel teknoloji haline gelen mal ve hizmet üretiminin bütün alanlarını etkileyen yarı iletken teknolojinin, geleneksel yetkinlikleri tasfiye edici yönünün yarattığı boşlukların belirlenmesidir. Bir başkası da var olan küçük işyerlerini piyasanın vahşi tasfiyesi yerine, planlı ve ehlileştirilmiş bir tasfiye sürecinden geçmesi olmalı. Koşullara göre küçük işyerleri yapılarının optimum ölçek ve yüksek verimlilik bağlamlarının yaratabileceği ekosistemi tanımlamaya çalışmalıyız.
Yapacağımız ön araştırmalar, yoğun tartışmalar, veri oluşturma çabaları, veri-odaklı kararlar alınması gibi birbirini bütünleyen çalışmalar yaparak, küçük ölçekli işyerlerini geliştirme strateji kurgulamalı ve paylaşmalıyız.