Küçük işyerlerini sorgulamalıyız (2)
İmalat işletmelerinde bir başka etken, tedarik zincirindeki “ tam sanayi-yan sanayi” bağlantı, iletişim, rekabet ve işbirliklerinin gerektirdiği ölçekleme seçimleridir.
Sınırlı bir coğrafyada üretilebilen, başka alanlara yayılamayan kendine özgü ürünler, boraks ve trona gibi dünyanın sınırlı yerlerinde işletilebilen yeraltı kaynakları da işyeri ölçeklerini ve sayılarını belirler.
İşyeri ölçeklerini belirleyen bir diğer etken “yerel kaynakların” yarattığı kısıtlardır.
Bir iş yerinin “sürekli büyümeyi” hedefleyebilmesi için, girdi tedarikinde sorun olmaması gerekir. Tedarik zincirinin girdi sağlama olanakları kısıtlıysa, işyerini istediğiniz kadar büyütebilmeniz mümkün olmaz.
Varsayalım ki Malatya’da kayısı kurutma ve pazarlama işi yapıyorsunuz. Kurulacak işletmenin ölçeğini öncelikle ne kadar kayısı işleyebileceğiniz, öngördüğünüz alım miktarını her yıl düzenli karşılayıp karşılayamayacağınız belirler.
Malatya coğrafyasında yetişen kayısı kurutmaya elverişlidir; bu özelliklere sahip kayısı arzını artırmak için bahçelerin genişletilmesi düşüncesi ilk akla gelenidir. Bugüne kadar, coğrafi yakınlık ve iklim benzerliği olan alanlarda yapılan denemelerde varılmak istenen sonuca ulaşmak mümkün olmamıştır.
Coğrafi konum, mikroklima özellikleri ve toprak bileşenleri kurutulabilir kayısı üretim alanlarını ve üretim miktarlarını sınırlıyor. Bir de tarımsal üretimin diğer alanlarında olduğu gibi, iklim değişiklikleri ve mevsimlik etkiler dikkate alındığında kayısı miktarı belli sınırları aşamıyor. Aşılamayan sınırlar da kayısı işlemeye yönelik işyerlerinin ölçeklendirilmesini belirliyor.
Giresun fındığı
Fındık üretiminde alan genişlemesinde, kayısı üretiminin tam tersi bir gelişmeye tanıklık ediyoruz. Doğu Karadeniz Dağları’nın kuzey yamaçlarından Kelkit Oluğu içlerine, Düzce ovalarına üretim alanları genişlemiştir. Fındık; Türkiye’den Çin’e, Şili’den İran’a, İtalya’dan Gürcistan’a üretilebilen, arzı giderek artan üründür.
Saha deneyimlerimiz kanıtladı ki geçmişten bugüne taşınan bazı algılar ve zihinlerimize yerleşen değerlerin, bilimsel analizler yapılınca doğruyu yansıtmadıkları anlaşılıyor. Zihnimizde yerleşmiş algılardan biri de Giresun fındığının kaliteli çikolata üretiminde birinci tercih olmasıdır. Giresun ve çevresinden uzaklaştıkça aynı değerleri içeren fındık azalıyor. Bu algı bilimsel analizlerle kanıtlanmışsa -bizde böyle bir belge olmadığı için şartlı cümle kullanıyoruz- fındık işletmelerine ilişkin stratejileri ona göre kurgulamamız gerekir.
Ulaştığımız bir kaynağa göre, Arjantin’in “Runner tipi” yer fıstığı da geç okside olma yönünden, raf ömrü bizim Adana ve Osmaniye fıstığına göre 8 kat daha uzun. Benzer özelliklerdeki yer fıstığı başka yerlere de taşınabilmiş değil. Arzın alan bağımlılığı ve kısıtlı olması “aranan ürün” olma ve fiyat alma avantajı yaratıyor; ama aynı zamanda işin ve işyerinin ölçeklendirilmesinin sınırlarını da çiziyor.
“Afyon kaymağı” üretimi ile “haşhaş küspesi” etkileşiminin bilimsel analizleri yapılırsa; kaymak arzının sınırları, sürdürülebilirlik odaklı işyerleri oluşturmanın gerek ve yeter şartları anlaşılabilir.
Eskişehir’de lületaşı, Erzurum’da Oltu taşında, şarap üretiminde Kalecik Karası üzümünde kısıtlı üretimle işyeri ölçeklendirilmesi sınırlanabiliyor. Almanya’da, İskoçya’da viski üretiminde kısıtlı kaynak etkeni işyeri ölçeklendirmesi etkileşimi, ağ yapısını ve ekosistem oluşumunu belirliyor.
İmalat kesiminde
İmalat odaklı işyerleri, “kısıtlı kaynak bağımlılığı” nedeniyle ölçek büyütmede engellerle karşılaşabilir. İmalat işletmelerinde bir başka etken, tedarik zincirindeki “tam sanayi-yan sanayi” bağlantısı, iletişim, rekabet ve işbirliklerinin gerektirdiği ölçeklendirmedir. Örneğin mobilya üretiminde “tamamlayıcı ürünler” -ray, aksesuar ve benzeri- ana üreticiyi destekleyen işyerleri ölçeklerinin belli bir sınırı aşmaması, “tam sanayi-yan sanayi bağımlılığının” sürdürülmesi stratejik bir seçim olabilir. Ana üretici, kendine bağımlı işyerlerinin “sinerjik işbirliği” sınırlarını aşarak, kendine rakip olabilecek ölçeklere ulaşmasını engelleyebilir.
Ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik olanaklarının değişmesi, dijital platformlarının oluşturdukları ağların bugüne kadar geçerli olan “ kısıtlı kaynaklara bağımlılıklarını” teknolojik olanaklarla aşması da küçük işyerlerinin varlık nedenlerindeki değişme örneği olarak değerlendirilebilir.
Coğrafi işaret etkisi
“Coğrafi işaret” odaklı işyeri geliştirme beklentilerinin de yerel ve sınırlı kaynaklara bağımlılıklarındaki değişmeyi yakından gözlemeliyiz. Kaynakların varlığını koruması ve sürdürmesi konusunda gereksiz umutlar peşinde enerji harcamak yanlış bir tutumdur. Küçük işyerlerinin varlık nedenleriyle ilgili geçmişte karar süreçlerinde kullandığımız varsayımları sorgulayarak, yeni koşullara uyumu hızlandırmalıyız.
Çok genel anlatımıyla teknoloji, birey yeteneklerine bağımlılık gibi, yerel ve sınırlı kaynaklara bağımlılığın yarattığı küçük ölçekli iş yerlerinin bildiğimiz yapısını değiştiriyor; çözülme ve yeniden örülme süreci hızlanıyor. Hızlanmanın yarattığı belirsizlikleri aşmak, değişim ve dönüşüme uyum sağlamak için küçük ölçekli işyerlerinin varlık nedenleri konusunda net algı, anlama ve anlamlandırma aşamasına geçilmesi gerekiyor. Küçük ölçekli işyerleri yapısını bugüne kadar belirleyen etkenlerden biri olan “sınırlı kaynak bağımlılığının” yeni koşullardaki durumun değerlendirmesi önemli.
Piyasanın görünmez elinin izanı vardır; insafı, vicdanı ve ahlâkı yoktur. Eğer küçük işletmeler arasında korunması ve geliştirilmesi gerekenleri ayakta tutmak, tasfiye olması gerekenleri de ehlileştirilmiş bir süreçten geçirmek istiyorsak, küçük işyerlerinin varlık nedenlerindeki değişmeyi sorgulamalıyız.