Altının yıllardır ‘‘fakir akrabası’’ olarak görülen gümüş, son bir senedeki yüzde 200’lük yükselişiyle bu algıyı yerle bir etti. Altın bu hafta 4.650 dolarla rekor tazelerken, gümüşün yıllık bazda onu üçe katlaması sürpriz değil planlı bir arayı kapatma operasyonudur. Gümüş uzun süredir beklenen iadeiitibar sürecine girerek gerçek değerine kavuşuyor.
Gümüşü altından ayıran en temel fark, onun sadece bir takı veya yatırım aracı değil, modern dünyanın ‘‘yakıtı’’ hâline gelmesidir. Güneş panellerinden elektrikli araçlara, yapay zekâ çiplerinden yeni nesil katı hal pillerine kadar teknolojik dönüşümün kalbinde gümüş yatıyor. Arzın sınırlı, talebin ise yapısal olarak patlama noktasında olduğu bir piyasadan bahsediyoruz. Piyasadaki fiziksel gümüşün yüzde 80’inin serbest dolaşımda olmaması da yatırımcıları kıt olanın peşinde amansız bir rekabete sürüklüyor. 2025 yılında üst üste beşinci kez arz açığı verilirken, fiziksel gümüşe sahip olanların elleri hiç olmadığı kadar güçlüdür.
Gümüş piyasasında bugün her basamağı bir öncekinden daha cazip bir ‘‘yatırım piramidi’’ yükseliyor. Piramidin tepesinde gümüş, altına kıyasla hâlâ mütevazi bir fiyatla parlıyor. Bir basamak indiğinizde, gümüş fiyatındaki artışı hisse senetlerine henüz yansıtmamış olan, kâr içinde yüzen üreticileri görüyorsunuz. Piramidin en kuytusunda, yerin altındaki o sessiz cevherin peşine düşen arama şirketleri, açılmayı bekleyen birer kadim hazine sandığı gibi gün yüzüne çıkacakları anı bekliyorlar. Bu, nadir görülen bir asimetrik fırsat zinciridir.