Küresel piyasalarda ekonominin büyük ölçüde dirençli kalması ve dördüncü çeyrek bilançolarına ilişkin olumlu beklentiler risk iştahına destek olsa da; jeopolitik endişeler, FED’in bağımsızlığına ilişkin endişeler ve Anayasa Mahkemesi’nin gümrük vergileri ile ilgili kararı kısa vadede soru işareti yaratan konu başlıkları olarak öne çıkıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Grönland konusunda çerçeve anlaşmasına dair açıklamaları jeopolitik riskleri hafifletse de İran konusunda atacağı olası adımlar, Tayvan konusunda Çin ve Japonya arasındaki gerginlik jeopolitik endişelerin gündemde kalmasına neden oluyor.
Büyük resimde küresel piyasalarda yapay zeka sektöründeki gelişmeler, özel kredi piyasası ile ilgili riskler, Anayasa Mahkemesi’nin gümrük vergileri ile ilgili kararı, yeni FED Başkanı ve FED’in faiz indirimlerine yönelik belirsizlik ve tahvil faizlerindeki yükseliş riskleri ise 2026 yılındaki ana risk konuları arasında yer almaya devam ediyor. Strateji raporlarımızda vurguladığımız gibi 2026 yılında küresel hisse senedi piyasalarının 1. çeyrekte zirve yapmasını ve sonrasında bir düzeltme yaşanmasını bekliyoruz. Bu düzeltmenin, alım fırsatı yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Sonrasında ise, geniş bir bant içinde yatay seyreden ama trend etrafında daha sık ve dalga boyu daha büyük dalgalanmaların yaşandığı ve taktiksel fırsatların belirgin şekilde arttığı bir piyasa yapısı öngörüyoruz. Mevcut küresel konjonktür yalnızca Aralık 2024'ü değil, aynı zamanda 1997 başı ve 2007 başını da çağrıştırıyor. Yani beklenenden uzun süren ancak zamanla giderek kırılganlaşan geç döngü rallilerinden söz edebiliriz.
Bu hafta şahin bir açıklama gelip gelmeyeceğine dair tartışmaların öne çıktığı FED toplantısı ve teknoloji bilançolarının odak noktasında olduğu piyasalarda küresel hisse senetlerinde temkinli iyimserliğin korunduğunu görüyoruz. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&P 500 endeksi zirve bölgedeki hareketine devam ederken dolar endeksi son dört yılın en düşük seviyesine geriledi. FED faiz indirimi beklentileri, Trump'ın öngörülemeyen politikaları, FED'in bağımsızlığını hedef alan açıklamaları ve son olarak da Japon yenindeki değer kaybını durdurmak için ortak müdahale beklentileri dolar endeksindeki düşüşte etkili olan ana temalar olarak sıralanabilir. Ayrıca bu görünüme destek olan gelişmeler arasında, Trump’ın doların son günlerdeki değer kayıplarına pek önem vermediğini belirten açıklamaları da etkili oldu.
Altın başta olmak üzere değerli metaller yeni zirveleri test ederken, uzun vadeli tahvil faizlerinde yukarı baskının korunduğunu takip ediyoruz. Makro tarafta ise Ocak ayında son yılların en düşük seviyesine gerileyen tüketici güven endeksi dikkat çekiciydi. FED Başkanlığı için Mayıs ayında görev süresi dolacak olan Powell’ın yerine, BlackRock yöneticisi Rick Rieder’in bir sonraki FED Başkanı olabileceğine dair artan spekülasyonları da not edebiliriz. Anketlerde nispeten güvercin yorumlanan Rieder ismi önde giderken, bu ismi daha şahin yorumlanan eski FED Guvernörü Warsh ve daha düşük olasılıkla guvernör Waller takip ediyor. Önümüzdeki dönemde Anayasa Mahkemesi’nin Trump’ın gümrük vergilerinin yasallığı konusundaki kararı da önemli konular arasında yer alıyor. Eğer mahkeme gümrük vergilerinin yasal olmadığına karar verirse, bu gelişmenin uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratmasını bekliyoruz.
Bu akşam FED kararları açıklanıyor ve beklentiler faizleri sabit bırakılması yönünde şekilleniyor. Toplantıda; karar metni, Powell’ın basın toplantısındaki mesajları ve faiz patikasına yönelik yönlendirmeler ise odak noktasında olacak. Üyeler arasındaki görüş ayrılıkları soru işaretlerine neden olurken piyasadan şahin bir açıklama gelip gelmeyeceği tartışmaları ise öne çıkıyor. FED’in daha uzun süre duraklamaya işaret edebileceğine dair beklentiler de öne çıkan konular arasında yer alıyor. Dolayısıyla açıklama notlarındaki tonlamanın, Powell’ın basın toplantısındaki mesajlarının ve özellikle 2026 yılı faiz indirimi beklentilerinin riskli varlıkları açısından önemli olacağını düşünüyoruz. Piyasada son durumda yılın ikinci yarısına yoğunlaşacak şekilde yıl sonuna kadar iki faiz indirimi daha yapılacağı fiyatlanıyor. Ancak bu durum hızlı bir şekilde değişebilir. Bölünmüş bir komite ile karşı karşıya olan Powell’ın önümüzdeki dönem için faiz indirim kapısını açık bırakarak temkinli ve veriye bağlı yaklaşıma işaret edeceğini, kararların toplantı bazlı alınacağını vurgulayacağını bekliyoruz. Faiz indirim zamanlamasına ilişkin yanıtların arandığı açıklamalarda finansal koşullara, büyüme ve enflasyona ilişkin tonlamada değişiklik görüp görmeyeceğimiz, istihdamda aşağı yönlü risklere ilişkin ifadenin açıklama metninden çıkarılıp çıkarılmayacağının önemli olacağı kanaatindeyiz. FED’in bugünkü mesajları ardından ise 6 Şubat’ta açıklanacak tarım dışı istihdam ve 11 Şubat’ta açıklanacak enflasyon gibi kritik verilerin de kısa vadede risk iştahını şekillendireceğini bekliyoruz.