Küresel piyasalarda ekonominin büyük ölçüde dirençli kalması ve dördüncü çeyrek bilançolarına ilişkin olumlu beklentiler gündemde yer alsa da artan jeopolitik endişeler, FED’in bağımsızlığına ilişkin endişeler, FED’in faiz indirim sürecine ilişkin belirsizlik ve Anayasa Mahkemesi’nin gümrük vergileri ile ilgili kararı kısa vadede soru işareti yaratan konu başlıkları olarak öne çıkıyor. Trump’ın Venezuela’nın ardından Grönland ve İran konusunda atacağı olası adımlar, Tayvan konusunda Çin ve Japonya arasındaki gerginlik jeopolitik endişelerin gündemde kalmasına neden oluyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Grönland’la ilgili düşünceleri kapsamında, Avrupa Birliği ülkelerine ek gümrük vergisi söyleminde bulunması piyasalarda belirsizliğe yol açarken, bu hafta güvenli liman olarak görülen varlıklara ilginin arttığını takip ettik. Trump, Grönland’da NATO askeri tatbikatları planladıkları için Danimarka dahil sekiz Avrupa ülkesine 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10’luk bir gümrük vergisi uygulayacağını ve bu verginin “Grönland’ın tamamen satın alınması için bir anlaşma sağlanmaması durumunda” Haziran ayında yüzde 25’e çıkacağını duyurdu. Küresel risk barometresi de olarak izlenen S&P 500 endeksi zirve bölgelerde baskı altında kalırken, dolar endeksinin değer kaybettiğini, altın ve tahvil faizlerinde ise yükselişlerin etkili olduğunu takip ediyoruz.
Diğer taraftan Trump’ın, FED başkanlığı için Kevin Hassett’in Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörlüğü görevinden ayrılmasının, yönetim için bir kayıp olacağını söylemesi de soru işaretlerine neden oldu. Piyasada güvercin bir isim olan Hassett’in, FED başkanı olarak atanmayacağı fiyatlanırken piyasada bir süredir konuşulan, daha şahin yorumlanan eski FED Guvernörü Warsh ismi öne çıktı ve faiz indirim beklentileri hafif geri çekildi. Ayrıca BlackRock CIO’su Rick Rieder’in bir sonraki FED Başkanı olabileceğine dair artan spekülasyonları da not etmekte fayda olacağını düşünüyoruz.
Önümüzdeki dönemde S&P 500 endeksindeki boğa piyasasının devam edip etmeyeceğine ilişkin tartışmalar sürerken, bu hafta; Davos Zirvesi’nden gelecek haber akışı, dördüncü çeyrek bilançoları, ABD’de revize büyüme, çekirdek PCE, öncü PMI endeksleri ve Japonya Merkez Bankası toplantısı takip edilecek. Ayrıca Trump’ın, mortgage başvurusunda usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevden almak istediği FED Guvernörü Lisa Cook hakkında bu hafta, ABD Yüksek Mahkemesi’nde alınacak sözlü savunmalar da önemli olabilir. Basında FED Başkanı Jerome Powell’ın de duruşmaya katılacağına ilişkin haberler yer alıyor.
Anayasa Mahkemesi’nin Trump’ın gümrük vergilerinin yasallığı konusundaki kararının da önemli olduğu kanaatindeyiz. Eğer mahkeme, gümrük vergilerinin yasal olmadığına karar verirse bu gelişmenin uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceği unutulmaması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Kısa vadede duraklamaya işaret eden FED, 2026 yılı için bir faiz indirimi daha öngörürken piyasa 2026 yılı için iki faiz indirimini fiyatlamaya devam ediyor. Son açıklanan ve faiz indirimi konusunda aceleciliğe gerek olmadığına işaret eden tarım dışı istihdam verileri ile piyasada faiz indirimi beklentilerinin yılın ikinci yarısına yoğunlaşmış durumda olduğunu gözlemliyoruz ve mart ayı faiz indirimi beklentilerinin yüzde 30’un altına gerilemiş olduğunu takip ettik. Nisan ayında ise FED’in politika faizini yüzde 67 olasılıkla sabit bırakacağı fiyatlanıyor. 28 Ocak FED toplantısındaki mesajlarla, bu beklentilerin daha da netleşeceğini bekliyoruz. Trump’ın kısa bir süre içerisinde açıklayacağı yeni FED Başkanı da FED’in bağımsızlığına ilişkin endişeler eşliğinde, risk iştahı ve faiz indirimi beklentileri üzerinde etkili olabilir.
2026 yılındaki büyük resimde; küresel piyasalarda yapay zeka sektöründeki gelişmeler, özel kredi piyasası ile ilgili riskler, Anayasa Mahkemesi’nin gümrük vergileri ile ilgili kararı, yeni FED Başkanı ve FED’in faiz indirimlerine yönelik belirsizlik ve tahvil faizlerindeki yükseliş risklerinin ana risk konuları olacağını düşünüyoruz. Strateji raporlarımızda vurguladığımız gibi büyük resimde 2026 yılında küresel hisse senedi piyasalarının birinci çeyrekte zirve yapmasını ve sonrasında bir düzeltme yaşanmasını bekliyoruz. Bu düzeltmenin, alım fırsatı yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Sonrasında ise, geniş bir bant içinde yatay seyreden ama trend etrafında daha sık ve dalga boyu daha büyük dalgalanmaların yaşandığı ve taktiksel fırsatların belirgin şekilde arttığı bir piyasa yapısı öngörüyoruz. Mevcut küresel konjonktür yalnızca Aralık 2024'ü değil, aynı zamanda 1997 ve 2007 yıllarının başını da çağrıştırıyor, yani beklenenden uzun süren ancak zamanla giderek kırılganlaşan geç döngü rallileri olduğunu gözlemliyoruz.