Küresel piyasalarda; jeopolitik gelişmeler, yapa zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği ve FED’in bağımsızlığına ilişkin endişeler soru işareti yaratan konular arasında yer alıyor. Öte yandan, ekonominin büyük ölçüde dirençli kalması ve dördüncü çeyrek bilançolarına ilişkin olumlu sinyaller ve FED’in faiz indirmeye devam edeceğine dair beklentilerin korunması ise kısa vadede risk iştahına destek olan temalar arasında olmaya devam ediyor. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&P 500 endeksi yeni rekor seviyeleri test ederken, altın ve değerli metallerde yükselişlerin devam ettiğini ve tahvil faizlerinde ise yükseliş risklerinin korunduğunu gözlemliyoruz.
Örneğin bu hafta FED Başkanı Powell’ın, Beyaz Saray'ın FED ve para politikası üzerinde daha fazla etki sahibi olmak için kendisini dava etmekle tehdit ettiğine dair açıklamaları ön plandaydı. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, geçen yaz FED'in bir inşaat projesi hakkında Kongre'ye yaptığı açıklama nedeniyle dava tehdidinde bulunduğunu ifade eden Powell, bunun daha fazla nüfuz edinmek için "bahane" olduğunu ifade etti. Powell'ın açıklamaları ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusundaki endişeleri artırdı. Ayrıca Trump’ın, Venezuela ardından Grönland ve İran konusunda atacağı olası adımlar, Tayvan konusunda Çin ve Japonya arasındaki gerginlik de jeopolitik endişelerin gündemde kalmasına neden oluyor.
Önümüzdeki dönemde S&P 500 endeksindeki boğa piyasasının devam edip etmeyeceğine ilişkin tartışmalar sürerken, bu hafta Anayasa Mahkemesi’nin Trump’ın gümrük vergilerinin yasallığı konusundaki olası açıklamaları da önemli gündem konuları arasında yer alıyor. Eğer mahkeme gümrük vergilerinin yasal olmadığına karar verirse, bu gelişmenin uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceği unutulmamalı. FED’in 10 Aralık’taki sınırlı şahince değerlendirilen mesajları ardından makro verilerden gelecek sinyaller de önemini koruyor. 10 Aralık’taki FED toplantısında bölünmüş bir komite ile karşı karşıya olan, FED Başkanı Powell’ın aşırı şahine veya güvercine kaçacak vurgulardan kaçındığını, önümüzdeki dönem için veriye bağlı yaklaşıma ve kararların toplantı bazlı alınacağına işaret ettiğini, kısacası hem temkinli hem de esnek kaldığını görmüştük. Powell’ın basın toplantısında zayıf istihdama yani aşağı yönlü risklere ilişkin vurguların öne çıktığını, enflasyon risklerinin de “enflasyon ilk yarıda yükselebilir ancak ikinci yarıda gerileyecek” ifadesiyle kontrol altında olduğuna işaret ettiğini takip etmiştik.
FED 2026 yılı için bir faiz indirimi daha öngörürken, piyasada son durumda 2026 yılı için iki faiz indirimi fiyatlanıyor. Geçen hafta büyük ölçüde beklentilerle uyumlu gelen tarım dışı istihdam verisi ön plandaydı ve veri faiz indirimleri için aceleci olunmaya yönelik bir sinyal üretmedi. Piyasada faiz indirimi beklentileri yılın ikinci yarısına yoğunlaşırken, Ocak ayı faiz indirimi beklentileri yüzde 5 civarına, Mart ayı faiz indirimi beklentileri yüzde 30’un altına gerilemiş durumda olduğunu takip ediyoruz. Bu hafta açıklanacak enflasyon verisiyle Ocak ve Mart ayına ait beklentilerin daha da netleşeceğini bekliyoruz.
Mayıs ayında görev süresi dolacak olan Powell’ın yerine geçecek kişinin, daha güvercin olacağına dair beklentileri de hatırlatmak istiyoruz. Trump’ın FED başkanı adayını önümüzdeki haftalarda açıklaması bekleniyor ve Trump’a yakın bir ismin atanmasının uzun vadede piyasalar açısından riskler barındırdığını düşünüyoruz. FED FOMC üyeleri arasındaki görüş ayrılıklarının soru işaretlerine neden olduğunu ve FED’in itibarına ilişkin tartışmaların 2026 yılının ana risk konuları arasında yer aldığını hatırlatabiliriz.
Büyük resimde; küresel piyasalarda yapay zekâ sektöründeki gelişmeler, özel kredi piyasası ile ilgili riskler, Anayasa Mahkemesi’nin gümrük vergileriyle ilgili kararı, yeni FED Başkanı, FED’in faiz indirimlerine yönelik belirsizlik ve tahvil faizlerindeki yükseliş risklerinin 2026 yılında ana risk konuları arasında olacağı kanaatindeyiz. Strateji raporlarımızda da vurguladığımız üzere büyük resimde, 2026 senesinin küresel bir krize sahne olacağını düşünmeye devam ediyoruz ancak boğa piyasalarının zirvelerini tahmin etmenin çok zor olduğunu ve bu nedenle henüz bu olasılığa göre pozisyon almak için erken olduğunu düşünmeye devam ediyoruz.