Küresel büyüme, ticaretten ziyade teknoloji kaynaklı verimlilik artışları ve iç dinamiklere dayanıyor.
IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nun ocak ayı güncellemesini yayımladı. Uzun süredir izlediğimiz öncü göstergelerin de işaret ettiği gibi, dünya ekonomisinde büyüme tahminlerden daha güçlü, enflasyon ise beklenenden düşük seyretme eğilimini sürdürüyor.
IMF’nin ekim raporuna göre 2026 yılı küresel büyüme tahmini 0,2 puan yukarı yönlü revize edilerek %3,3 seviyesine çıkarıldı. 2027 yılına ilişkin büyüme tahmini ise ilk kez açıklanarak %3,2 olarak ilan edildi. Veriler, 2024-2026 döneminde küresel ekonomide büyümenin %3,3 civarında yatay bir seyir izlediğini gösteriyor. Onca jeopolitik risk ve ticaret savaşı söylemine rağmen, küresel büyüme tarafında şu ana kadar belirgin bir olumsuzluk görülmediği gibi, son altı ayda hemen her raporda tahminlerin yukarı yönlü revize edildiğini izliyoruz.
En güçlü revizyonlardan biri ABD ekonomisine yönelik yapıldı. Geçtiğimiz temmuz ayında 2026 için %2’nin altında büyüme beklenen ABD ekonomisinin, ekim ayında %2,1 büyüyeceği öngörülmüştü. Ocak güncellemesinde ise büyüme tahmini 0,3 puan artırılarak %2,4’e yükseltildi. ABD’de bebek patlaması kuşağının yarattığı servet etkisine dayalı güçlü talep, teknolojik gelişmelerle sağlanan verimlilik artışları ve Trump dönemindeki vergi indirimleriyle desteklenen satın alma gücü, büyümeye katkı yapmaya devam ediyor.
Avrupa’da büyümeyi savunma ve enerji güvenliği harcamaları destekliyor
Euro Bölgesi’ne baktığımızda, bu yıl için büyüme tahmini 0,1 puan artırılarak %1,3 seviyesine çıkarıldı. Ancak tablo, geçen yıla göre belirgin bir iyileşmeye değil, sınırlı bir yavaşlamaya işaret ediyor. Euro Bölgesi 2024’te %1’in altında büyürken, geçen yıl %1,4; bu yıl ise %1,3 büyüme bekleniyor. Buna karşın en olumlu görünüm Almanya tarafında. İki yıl önce resesyonda olan Alman ekonomisi geçen yıl %0,2 büyürken, bu yıl %1,1, gelecek yıl ise %1,3 büyümesi bekleniyor. Fransa’da ise büyümenin geçen yılki %0,8’den bu yıl %1’e, gelecek yıl ise %1,2’ye yükselmesi öngörülüyor. Avrupa’da özellikle savunma sanayii ve enerji güvenliğine yönelik harcamaların büyümeyi destekleyen temel unsurlar olduğu görülüyor. Özellikle Almanya’nın kısmen toparlanması bizim ihracatımız açısından olumlu bir gelişme.
Japnya’da yavaşlama bekleniyor
Son dönemde sıkça gündeme gelen Japonya ekonomisinde ise büyümenin yavaşlaması bekleniyor. Geçen yıl %1,1 olan büyümenin bu yıl %0,7, gelecek yıl ise %0,6 seviyesine gerilemesi öngörülüyor. Bu yavaşlama, enflasyon üzerindeki baskıyı azaltarak Japonya Merkez Bankası’nın aşırı faiz artırımına gitme riskini sınırlayabilir. Bu durum, küresel piyasalar açısından bir risk unsuru olan carry trade işlemlerindeki çözülmenin hızını da azaltabilecek bir faktör olarak değerlendirilebilir.
Küresel ekonominin ana lokomotifi olan Asya ülkelerine baktığımızda, Çin ekonomisinde yavaşlamanın sürdüğü görülüyor. Çin’in büyüme oranı geçen yıl %5 iken, bu yıl %4,5, gelecek yıl ise %4 olarak öngörülüyor. Çin’deki yavaşlamanın temel nedeni; ihracat artmaya devam ederken, konut fiyatlarındaki düşüşün yarattığı servet etkisiyle iç talebin zayıflaması olarak öne çıkıyor. Hindistan’da ise büyüme tahminleri geçen yılki %7,3’ten, bu yıl ve gelecek yıl için %6,4 seviyelerine revize edilmiş durumda.
Rusya ekonomisi için tablo daha kırılgan. 2025 öncesinde %3’ün üzerinde seyreden büyümenin, geçen yıl %0,6’ya gerilediği; bu yıl %0,8, gelecek yıl ise %1 civarında gerçekleşeceği öngörülüyor. Resesyona yakın seyreden bu görünümde, yaptırımların etkisinin daha belirgin hale gelmesi önemli rol oynuyor. Normal koşullarda bu tablo, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı sürdürmesi önünde önemli bir engel oluşturabilirdi. Trump’ın Venezuela hamlesiyle oluşan belirsizlik bu süreci karmaşıklaştırsa da, ekonomik gerekçelerle Rusya’nın savaşı bir şekilde sonlandırmak zorunda kalacağı beklentimizi koruyoruz.
Öte yandan küresel büyüme, iç talep ve ülkelerin daha korumacı politikalarına dayanırken, dünya ticaret hacminde yavaşlama daha belirgin hissediliyor. IMF öngörülerine göre dünya ticaret hacmi 2025’te %4,1 büyümüşken, bu yıl için büyüme tahmini %2,6’ya gerilemiş durumda. Yani küresel büyüme, ticaretten ziyade teknoloji kaynaklı verimlilik artışları ve iç dinamiklere dayanıyor.
Petrol fiyatları tarafında ise arz fazlasının etkisiyle geçen yıl yaklaşık %15 düşüş gerçekleşti, bu yıl ise %8,3 civarında bir düşüş öngörülüyor. Bu da petrol fiyatlarının 55 dolarlar civarına gerileyebileceğine işaret ediyor. Böyle bir senaryo gerçekleşirse, Türkiye ekonomisi açısından cari denge ve enflasyon tarafında önemli bir destek sağlayabilir.
Enflasyon cephesinde küresel enflasyonun geçen yıl %4,1, bu yıl %3,8, gelecek yıl ise %3,4 seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Gelişmiş ülkelerde enflasyon geçen yıl %2,3 iken, bu yıl %2,2, gelecek yıl ise %2,1 öngörülüyor; yani hedeflere oldukça yakın bir seyir söz konusu. Gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyonun %5,2’den %4’lere doğru gerilemesi bekleniyor. Küresel ekonomide büyümenin görece güçlü, enflasyonun düşük kalmasının en temel nedeni teknolojik gelişmelere bağlı olarak hızlanan verimlilik artışı görünüyor. Bu tabloyu bozabilecek en büyük unsur jeopolitik riskler ki bunun da çok düşük bir ihtimal olmadığını her gün izliyoruz.