Alperen Şengün’ün maçlarına göz atarken, oynanan oyunu ve ortamı ister istemez kendi dönemimde oynanan basketbolla karşılaştırıyorum. Kurallar, oyunun sitili, hızı, bakış açısı, pazarlaması, ücretleri, yayın hakları, kısacası o günlerden bugüne basketbolun gösterdiği tüm değişimi takip edebilmek gerçekten kolay değil. Hayali bile kurulamayan bir senaryoda, bırakın gidip NBA de oynamayı maçları bile seyredebilmek çok zordu.
Son otuz senesine şahit olduğum NBA’de ki bu değişim aslında 1960’ların sonunda başladı. O dönemde, Amerikan Futbol ve Beyzbol liglerinin çok gerisinde kalan NBA bir türlü gelişemiyor ve yayılamıyordu. Bu ortamda bir grup iş insanı ve spor yöneticisi, hem NBA’in girmediği şehirlere basketbol götürmek hem de oyunculara alternatif bir kariyer alanı yaratmak amacıyla 1967 yılında American Basketball Association’ı (ABA) kurdu.
Rekabeti artırmayı ve basketbolu daha eğlenceli hale getirmeyi hedefleyen bu yeni lig, basketbolun oyun tarzını değiştiren bir laboratuvar gibiydi. ABA, NBA’e göre çok daha hızlı, hücum odaklı, şov içeren bir basketbol oynatıyordu. Ligin sembolü haline gelen kırmızı-beyaz-mavi top, daha hızlı oyun temposu ve hücum odaklı basketbol anlayışı gibi değişikliklerin arasında en önemli yenilik hiç kuşkusuz üç sayı çizgisiydi. Bugün NBA ve dünya basketbolunun vazgeçilmezi olan 3 sayı çizgisi ilk kez ABA’da* kullanıldı ve o dönemde oldukça radikal görülen bu uygulama oyunun bütün stratejik yapısını değiştirdi.
Farklı ve ilgi çekici bir oyun tarzının yanı sıra, NBA rekabeti ve iki lig arasındaki oyuncu transferi yarışı maaşların hızla yükselmesine yol açtı. Bu alternatif lig sayesinde pazarlık güçleri artan basketbolcular, artık tek bir ligin belirlediği şartlara bağlı kalmıyorlardı. Irkçılık bariyerlerini yıkan, üniversiteyi bitirmemiş oyunculara şans tanıyan ABA, kendini ispatlamak isteyen birçok yetenekli sporcu için bir kazanç kapısı oluyordu.
Bir tarafta köklü ve kurumsallaşmış NBA, diğer tarafta daha genç, daha cesur ve daha gösterişli bir lig olan ABA; taraftarlar, gazeteciler ve oyuncular arasında sürekli aynı tartışma yaşanıyordu: Gerçekten daha iyi basketbol hangisinde oynanıyor? Birbirleriyle hiç oynamamış ABA ve NBA oyuncuları, bu soruya cevap vermek için, lig komiserlerinden izin almadan bir yıldızlar karması maçı düzenlemeye karar verdi.
Supergame olarak adlandırılan yıldızlar karması maçı 28 Mayıs 1971 de Houston Astrodome salonunda oynandı. Maçın ilk yarısında NBA kuralları (24 saniyelik şut saati, üç sayılık atış yok) ve ikinci yarısında ABA kuralları (30 saniyelik şut saati, üç sayılık atış) uygulandı. Sonunda NBA All-Star takımı maçı 125–120 kazansa da, skor kadar önemli olan başka bir gerçek vardı; Dr. Julius Erving, George Gervin, Moses Malone gibi yetenekli ABA oyuncuları sahnede geri kalmamıştı. Hızları, atletizmleri ve seyir zevki yüksek oyunlarıyla basketbolun geleceğinin ipuçlarını veriyorlardı.
Ayrı bir ligin nimetlerinden faydalanmak isteyen ABA oyuncularının engelleme çabalarına rağmen, tehlikenin farkında olan NBA takımları, ellerindeki gücü kaybetmemek için NBA ile ABA’yı birleştirme görüşmelerini hızlandırdılar. Sonrası? 1976 yılına kadar süren, görüşmeler, mahkemeler, davalar ve yasaklar…
1971’deki NBA-ABA All-Star karşılaşması yalnızca bir gösteri maçı değil, iki farklı basketbol anlayışının buluştuğu tarihi bir an olarak hatırlanıyor. Bu açıdan bakıldığında, 1976’da ABA ile NBA birleştiğinde yalnızca takımlar değil, basketbolun tarzı da birleşmiş oldu. Üç sayı çizgisi, hızlı hücum basketbolu, özgür oyuncu stili, ABA’nın getirdiği birçok yenilik zamanla modern NBA’in temel karakteri haline geldi.
Kulüplerin franchise modeliyle değil federasyonlara bağlı olduğu Avrupa tipi lig sistemlerinde, iki büyük profesyonel organizasyonun birleşmesi oldukça nadir gerçekleşir. Taraftar tepkileri ve federasyon baskıları nedeniyle kısa sürede askıya alınan futbol European Super Leage projesi bu girişimlerden sadece bir tanesi. Kısa ömürlü bir lig olmasına rağmen, modern basketbolun ruhunu değiştirmeyi başaran ABA’nın hikayesi bize şunu gösteriyor: Bazen bir sporun gelişmesi için yalnızca iyi oyuncular ya da büyük kulüpler yetmez. Yeni fikirler, cesur denemeler ve mevcut düzeni zorlayan alternatif yapılar gerekir.
* NBA üç sayı çizgisini 1979’da kabul etti