Senegal’deki köyüne okul, hastane ve spor tesisleri yaptıran sporcu, “halkımın başka ihtiyaçları varken neden 10 Ferrari alayım?” sözüyle hafızalara kazıldı.
Bazı sporcular ülkelerinin spor hikayesini yeniden yazıyorlar. Kimi algıyı kırıp bir kapı açıyor, kimi bir ülkeye “biz de yapabiliriz” duygusunu yaşatıyor. Arjantin Futbol tarihi Maradona’yla başlamadı fakat ‘tanrının eli’*nin de ülkenin kaderini etkilemiş olduğu bir gerçek. Magic Johnson vs Larry Bird rekabeti NBA’nın küresel patlamasının temel taşı, bugünün “sporcu aktivizmi” Muhammed Ali’nin mirasıdır dersek abartmış olmayız. 18 Ocak 2026’da oynanan Afrika Kupası finalinde Sadio Mané’nin ortaya koyduğu liderlik de, spor tarihini kupalarla değil duruşlarla değiştiren tüm o büyük sporcuların izini taşıyordu.
Senagal ile Fas Milli takımları, Fas’ın başkenti Rabat’ta, Prince Moulay Abdellah Stadium’da oynanan finalde karşı karşıya geldiler. Afrika ruhunu yansıtan tribün şovları, renkli kıyafetler, danslar, şarkılar eşliğinde oynanan bu heyecanlı maçın son dakikalarında (90+2) Senegal’in golü, faul yapıldı gerekçesiyle, iptal edildi. Bu olaydan tam üç dakika sonra, VAR kararıyla Fas lehine bir penaltı verilmesiyle, hem saha içi hem tribünler karıştı. Polis sahaya girmek isteyen taraftarları durdurmaya çalışırken, Senagal’in teknik direktörü Pape Thiav’da takımını sahadan çekti.
Senegalli oyuncular teker teker soyunma odasına doğru giderken takım kaptanı Mane yetkililer ve diğer takım oyuncularıyla konuşuyor, hem polisleri hem de taraftarları tek başına yatıştırmaya çalışıyordu. Yaklaşık 10 dakikalık duraklamanın sonunda takım arkadaşlarını ve teknik direktörü ikna eden Mane, Senegal’in tekrar sahaya dönmesini sağladı. 90+5 de kazanılmış penaltıyı kullanan Faslı oyuncu Brahim Diaz, “talihsiz” bir vuruşla topu Senegalli kaleci Edouard Mendy’nin kucağına atınca maç uzatmaya gitti. 15 dakika evvel polislerle birbirine giren Senegalli taraftarlar tekrar dansa başlarken, son dakikada verilen penaltıyı coşkuyla kutlayan Faslı taraftarlar da ölüm sessizliğine büründüler.
Aslında uzatma dakikalarını anlatmaya pek gerek yok. Artık futbol ilahları devreye girmişti ve başta Mane olmak üzere tüm takım, Faslı ve Senegalli taraftarlar, kısacası maçı izleyen herkes o kupanın 2021’in ardından bir daha Senegal’e gideceğini biliyordu. Senegalli Pape Gueye’nin galibiyeti getiren müthiş golü sadece bir detaydı.
Afrika futbolu uzun zamandır sadece yetenekle değil, kırılganlıkla da anılıyor. Adaletsizlik hissi, güvensizlik, “zaten bize karşı” duygusu… Hakeme bağırmadan, rakibe meydan okumadan, takım arkadaşlarını, bir ülkeyi, hatta bir kıtayı “buradan kaçmayacağız” diyerek ikna etmek kolay bir şey değil. Senegal’de oldukça yoksul bir bölgede büyüyen, ailesinin karşı çıkmasına rağmen futbola inatla sarılan Mane’nin kariyeri madalyalarla dolu. Liverpool ile kazandığı kupalar, Senegal Milli takımıyla şampiyonluklar, elde ettiği tüm ödüllerin ötesinde Mane’yi farklı kılan; kazandığını paylaşma biçimi. Senegal’deki köyüne okul, hastane ve spor tesisleri yaptıran sporcu, “halkımın başka ihtiyaçları varken neden 10 Ferrari alayım?” sözüyle hafızalara kazıldı.
Finalin sonunda Senegal şampiyonluğu kutlarken, Mané’nin hikâyesi çoktan skorun ve kupanın ötesinde bir yere yazılmıştı. Öfkeyi çoğaltmak yerine sorumluğu büyütmesi, herkes giderken sahada kalması, haksızlığı hissederken mücadeleyi sürdürebilmesi, o bir anlık duruş liderliğin ne olduğunu tüm eğitimlerden daha fazla anlatabildi.
İşte belki tam da bu yüzden; futbol asla sadece futbol değildir.
*Tanrının eli: Maradona'nın, İngiltere’ye eliyle attığı golü tarif ederken kullandığı metafor