Anneler yarışıyor
Bir market zincirinde proje yapıyordum. Şirketin insan kaynaklarından sorumlu üst düzey yöneticisi sabah toplantısına nefes nefese yetişti. Öğretim yılının ilk haftası idi. Çocuğunun okuluna gitmiş ve öğretmeni ile görüşmüştü. Öğretmene şunları söyledim dedi: “Ben çalışan bir anneyim. İşten döndükten sonraki ev işleri bana yetiyor. Çocuğumun ödevini yapmaya ekstra zamanım yok. Bu nedenle ödevlerini o kendisi yapacak. Biliyorum ki başka öğrencilerin büyük kısmının anneleri çocuklarının ödevlerini yapacaklar. Benim çocuğumun ödevlerini değerlendirirken bunu göz önüne alın. Benim çocuğum başkalarının annesi ile yarışmasın”. Yönetici kadının çocuğu nasıl değerlendirildi bilemiyorum. Ama söyledikleri ülkemizde yaygın olan bir gerçeği yansıtıyordu.
Ödevlerin önemi
İlköğretimden yükseköğretime kadar her seviyede, ödevlerin önemli bir yeri vardır. Ödev, başlıca iki önemli amaca hizmet eder. Birincisi, öğrenci ödevi yaparken araştırma yapar. Hem konuyu daha iyi öğrenir, hem de ilerde kendisine yarayacak alışkanlıklar kazanır. Başka bir deyişle ödev öğrencinin yetişmesinde önemli bir araçtır.
Ödevin bir diğer kullanma alanı ise değerlendirmedir. Öğrencinin değerlendirmesinde ödevin belli bir ağırlığı vardır.
Eğer ödevi öğrenci yapmazsa bu iki fonksiyon da etkisiz kalır. Öğrenci ödevden öğrenme konusunda edineceği yararı edinemez. Diğer yandan ödevi başkası yaparsa öğrenci haketmediği notu alır.
İşte çocuğunun ödevini yapan, anne veya başka birisi öğretimdeki bu iki fonksiyonu darp ediyor demektir. Ama şimdi öğretime bu konuda darbe vuran, anne ve babalardan daha yetkin ve etkin bir araç var: yapay zekâ. Çünkü artık bazı öğrenciler ödevlerini yapay zekâya yaptırıyor.
Yapay zekâ ve eğitim
Ev ödevinin yararlı fonksiyonunu bir anda adeta sıfırlayan yapay zekâ, aslında eğitimde önemli bir araçtır; ama doğru kullanılırsa.
Bakınız yapay zekânın eğitimde ne kadar değerli kullanım alanları var.
a)7-24 özel öğretmen
Her kişinin öğrenme yetisi farklıdır. Bir öğretmen ne kadar iyi olursa olsun derste öğrencilerin hepsini zekânın muhteşem saltanat kayığına bindirip menzile ulaştıramaz. Bu kayığa binemeyenler için özel destek gerekir. Bunu özel öğretmenler yapabilir. Ama bazen bir seviyeden sonra özel öğretmen bulmak da kolay değildir. İşte yapay zekâ özel öğretmenin yerini tutar; 7 gün 24 saat kişinin elinin altında olarak. Hem de çok yetenekli ve bilgili bir öğretmen olarak. Yeter ki, öğrenci öğrenmek istesin.
b) Öğrenmede sınırların kalkması
Yapay zekâ öğrenmede engelleri kaldırıyor, sınırları zorluyor. Dünyanın bir ucundaki bilgiye dünyanın başka bir ucundan erişilebiliyor. “Bu, internetin dünyamıza girmesi ile zaten uzun süredir mümkündü” diyenleri duyar gibiyim. Ama o zaman yabancı dil engeli vardı. Şimdi yapay zekâ sayesinde anında istenilen dile çeviri mümkün.
c) Öğreticiye de yardımcı
Hangi seviyede olursa olsun, eğitim sektöründeki her öğretici aynı zamanda bir öğrencidir. Yapay zekâ aracılığı ile o da öğrenir. Yapay zekâ kendisine öğretme işleminde de yardımcı olur. Yaratıcı eğitim araçları geliştirmede, sınavlar hazırlamada yapay zekâyı kullanır. Öğrencilere ilişkin verilerin değerlendirilmesinde, bu verilerden analizler yapıp sonuçlar çıkarmada da yapay zekâ çok etkili bir araçtır.
d) Rutin işlerin otomasyonu
Yapay zekâ, öğretmeni yapmak zorunda olduğu idari işlerden de kurtarır. Onun tüm enerjisini öğretme işine adamasına yardımcı olur. Sınavların okunması ve öğrencilere geri- bildirimler verilmesi yapay zekâ aracılığı ile yapılabilir.
Neden aptallık?
Yapay zekâyı eğitimde bu kadar faydalı biçimde kullanmak varken, nasıl bir doğal aptallıktır ki, ödev yaptırmakta kullanıyorlar?
Konuya ödev örneği ile girdim; onun üstünden devam edeyim. Çocuğunun ödevini yapan anne, doğal aptallığa bir örnektir. Bunu yapan baba da olur, ailedeki başka bir birey de. (Konuya anne örneği ile başladığım için yazım kolaylığı nedeniyle anne olarak sürdürüyorum.) Peki neden aptallıktır? Çünkü bunu yapan anne bilmeyerek çocuğuna zarar vermektedir. Aslında okul ödevi sadece bir örnektir. Bu tip anneler çocuğunun yalnız ödevini yapmakta kalmazlar; her konuda aynı davranışı gösterirler. Çocuğun öğrenmesine, kendi ayakları üstünde durarak sorunlarını çözmesine, yetişmesine izin vermezler. İşte çevremizde rastladığımız bir sürü hımbıl, kendi ayakları üstünde durmayı beceremeyen çocuklar, gençler, evli barklı olup hala göbek bağından kurtulamamış çocuklar, böyle annelerin ürünüdür.
Ödevini yapay zekâya yaptıran çocuk da doğal aptallığın bir örneğini vermektedir. Genç yapay zekâya ödevini yaptırarak sadece hocayı kandırdığını sanmaktadır. Ödev, bilgiyi ararken bazı alışkanlıkları geliştirmek için bir alıştırmadır. Bunu başkasına yaptırmak, sağlığı için gittiği spor merkezinde hoca yokken koşu bandından inmek gibidir. Kişi kendini kandırmaktadır. Bunu dersi geçmek için yapmaktadır. Diyelim ki, bütün dersleri yapay zekâ ile geçtin, o diplomayı da aldın. Ama genç şunu unutmaktadır; artık diploma devrinin bittiğini. Önemli olan, bitirdiğiniz okul, ya da aldığınız diploma değil yetkinliktir.
Son söz
Amerika’daki matematik hocalarımdan biri şöyle derdi: “Aptallıkta üst sınır yoktur.” Bu söylemi güncellersek “Aptallıkta üst sınır yoktur; doğal aptallığı, yapay zekâ da bozamaz”