Olay Amerika’da geçiyor. Annesi, dünyaevine girmek üzere olan kızını karşısına almış. “Bak kızım evleniyorsun. Bazı bilmen gerekli şeyler var. Bir kere erkekler…” diyecek olmuş, kızı annesinin sözünü kesmiş. “Anneciğim, seks kısmını geçelim. Onları biliyorum, asıl sen bana tavuk suyuna çorbayı nasıl yapacağım onu anlat”.
Acaba iş dünyasına ilk kez girecek gençlere ne anlatmak gerek? İş dünyasındaki yöneticiler bu gençler hakkında neler bilmeli? Çünkü çevremizden de biliyoruz ki, bu gençler ilk işlerinde epey bocalıyor. İşyerine uyum sağlayamadığı için işinden ayrılan gençlerin yarattığı “işgücü devri” (turnover) de hayli yüksek. Bunun, hem gençlere hem de işyerine maddi ve manevi maliyeti yüksek. İşyerinde Z kuşağının (1990 yılları sonları ile 21. yüzyıl başlarındaki yıllarda doğanlar) önceki kuşaklara göre daha farklı nitelikleri göz önüne alınmalı. Yöneticiler bu gerçeğe göre hareket etmelidir. Gençler de sosyal becerilerini geliştirmek için çaba harcamalıdır.
İş dünyasında gerekli yetkinlikler
İş dünyası işe aldığı kişilerde her pozisyon için belli bir yetkinlik arar. Bu yetkinliği iki ana bölüm altında toplayabiliriz: Teknik beceriler ve sosyal beceriler. İdeali, eğitim dünyasının kişilere bu becerileri kazandırmasıdır. İş dünyasının ihtiyaç duyduğu teknik becerileri gençlere kazandırmak konusunda eğitim sisteminin genel olarak sınıfta kaldığını biliyoruz. Bu yazımda buna değinmeyeceğim. Bu yazımızın konusu, sosyal beceriler. Peki nedir temel sosyal beceriler?
Etkin dinleme:
Can kulağı ile istekle dinlemek. Göz teması kurarak dinlemek. İlgi ile dinlemek. Dinlediğini tekrarlayarak anladığından emin olmak. Söz kesmemek. Soru sormak.
Sözlü iletişim:
Düşüncelerini ve fikirlerini karşı tarafın anlayabileceği biçimde ifade etmek. Düşünce ve fikirlerini ifade ederken bunları sesinin tonu ile desteklemek. Açık ve net bir şekilde anlatmak. Konuşmada tekelci olmamak, karşı tarafa da söz hakkı tanımak. Karşı tarafı ilgilendiren konularda konuşmak.
Sözsüz iletişim:
Göz teması ile mesaj vermek. Surat ifadesini, düşüncelerine paralel kullanmak. Vücut diline hakim olmak. Fiziksel görünümüne, kıyafetine özen göstermek.
Empati:
Karşı tarafın bakış açısını ve ruhsal durumunu anlayabilmek; duygularını hissedebilmek. Karşı tarafın duygu ve düşüncelerini anlarken gerekirse ona yardım etmek.
Kararlılık ve sınır koymak:
Kesin ve net olarak, saygı çerçevesi içinde ihtiyaçlarını, fikirlerini ve duygularını ifade etmek. Gerektiğinde hayır diyebilmek. Hakları ve değerleri için saygı çerçevesi içinde ayak diretebilmek. Zamanını, enerjisini ve sağlığını korumak için sınırlar koymak.
İşbirliği:
Pazarlık etmek, gerektiğinde ödün vermek. Çatışma çıktığında çözüm bulmak. Yapıcı geri-bildirim vermek. Olumsuz geri-bildirimleri olgunlukla karşılamak. Güvenilir olmak.
Sosyal farkındalık ve terbiye:
Grubun duygusal durumunu ve grup dinamiğini anlayabilmek. Davranışı duruma göre ayarlayabilmek. Temel görgü kurallarına uymak. Karşı tarafın sinyallerini doğru okuyup değerlendirmek.
Neden böyle oldular?
Temel sosyal becerileri sıraladım. Ama bu sosyal becerileri kitaptan öğrenmek zordur. Bunlar ancak sosyal aktivitelerle, yaşayarak geliştirilebilir. İşte Z kuşağı bu becerileri iş dünyasına girmeden önce tam olarak geliştiremedi. Çünkü bunun bazı nedenleri var.
Bu kuşak, çocukluklarından itibaren kendilerini dijital dünyada, akıllı telefonları da ellerinde buldular. Eskiden muhallebi çocuğu diye bir kavram vardı; bunlar, “Ekran çocuğu”. Bunun sonucu olarak yüz yüze iletişim yaşamlarında azaldı. Fırsat bulduğunda kapı önüne inme, mahallede tek kale top oynama, kavga etme, barışma tipi doğal gelişme süreçlerini yaşamadılar. Halbuki bundan önceki kuşaklar yukarda saydığımız sosyal becerilerin çoğunu bu yüz yüze iletişimde kazanıyor ve geliştiriyorlardı. Yüz-yüze iletişimin yerini yazılı iletişim aldı. Bunu da Whatsapp, Messenger ve benzeri araçlarla yapıyorlar. Düşünüp taşınıp yazıyorlar; düzeltip yeniden yazıyorlar. Yüz yüze iletişimdeki, anında iletişim kazaları yaşayıp bunları atlatmayı ve bunlardan ders çıkararak gelişmeyi deneyemediler.
Covid-19 salgını nedeniyle öğrenim yaşamlarında 1-2 yıllık çok kritik devreyi okullarından uzak yaşadılar. Hatta tamamen izole oldular. Halbuki okullarda yukarda saydığımız sosyal becerileri geliştirebileceklerdi. Bu izolasyondan sonra normal yaşama döndüklerinde de kalabalık ortamlardan kaçındılar, ilişkilere girmede çekingen davrandılar. İlişkilerinde çok seçici oldular.
Bu kuşak “İyi sosyal beceriler” normlarını yeniden tanımladı ve değerlerin önceliklerini değiştirdi. Aşırı bir sakınma, spontane ve filtresiz konuşmalara girmeme alışkanlıkları geliştirdiler. Eski kuşakların bazen nezaket olarak yaptığı küçük sohbetleri enerji israfı olarak görüp, bunlardan kaçındılar.
İşte bütün bu ve benzeri nedenlerden dolayı yukarıda sıraladığımız temel sosyal becerilerden bazıları ya hiç gelişmedi ya da çok zayıf kaldı
Sonuç
Şu anda iş yerlerinde Z kuşağı azınlıkta, Ama zaman içinde artacak. Bu yeni gençlerde eski kuşakların aradığı sosyal becerilerin hepsi tam anlamıyla gelişmiş değil. Ama işletmelerde bu gençlerin yaratıcı gücüne, enerjisine ve dijital iletişim becerilerine ihtiyaç var. Akıllı yöneticiler Z kuşağının sosyal becerilerdeki eksikliklerini hoşgörü ile karşılar ve gelişmeleri için çaba harcar. Gençler de sosyal becerilerini geliştirmek için çaba harcamalıdır. Gençler işyerinde de, özel yaşamlarında da bu becerilerin işlerine yaradığını göreceklerdir; bu, deveyi gütmek ve diyarda kalmak meselesidir.