

















Enerji şokunun ardından şimdi de tarım piyasaları baskı altında. Gübre, tahıl ve şeker ticaretinde aksamalar küresel enflasyona yeni bir dalga riski taşıyor.
Rekor üstüne rekor kıran altın kâr satışlarının tetiklediği on yılın en sert günlük düşüşünü atlatmaya çabalıyor. Güvenli liman algısı sarsıldı, yatırımcılar hazırlıksız yakalandı. Pusulasını şaşıran sarı metal yön ararken, uzun vadeli yükseliş beklentileri ise hâlâ masada.
Petrol talebinin 2050’ye kadar güçlü kalması beklenirken, yapay zekâ destekli analizlerin mevcut sahalardan çıkabilecek petrol miktarını neredeyse ikiye katlayabileceği iddia ediliyor.
Çikolataya hayat veren kakao, yatırımcısına aynı tadı vermiyor. Arzın rahatlaması, küresel talepteki yavaşlama ve spekülatif pozisyonların kapanmasıyla fiyatlar sadece son 1 ayda yüzde 14’lük baskı altında kaldı. Yılbaşından bu yana ise neredeyse yarı yarıya düşüş var
Nikel fiyatları, 2025’in son çeyreğinde arz fazlası endişeleriyle baskı altında kalmaya devam ediyor. Özellikle Endonezya kaynaklı üretim artışı, dengeleri bozuyor. Paslanmaz çelik talebinde toparlanma sinyalleri görülse de pil sektöründeki kaymalar ve ticaret politikalarındaki belirsizlik, nikelin yönünü muğlaklaştırıyor.
Altın, yılın sadece en çok kazandıran yatırım aracı olmadı; aynı zamanda ons başına 4.242 doları aşarak, küresel finans sistemine yönelik güven krizinin simgesine dönüştü. Uzmanlar, bu yükselişi doların egemenliğine karşı stratejik bir tepki olarak yorumluyor.
Londra’da bakır fiyatları bu yıl yüzde 22 artarak rekora yaklaştı. Ancak sektör katılımcıları bu trendin sürdürülebilir mi yoksa spekülatif mi olduğunu sorguluyor.
Altın 2025 yılında tam 45 kez rekor kırdı ve ons başına 4.177 dolara çıkarak tarihi bir zirve yaptı. Gümüş de 53 doları aşarak boğa koşusunu devam ettiriyor. Fed’in faiz indirim beklentileri, jeopolitik gerilimler ve güvenli liman talebiyle uzmanlar 2026 için fiyat tahminlerini yukarı doğru revize ediyor. Ucu 6.000 dolara varan tahminler rallinin devam edeceğine işaret ediyor.
Enerji fiyatları, belirsizlikler ve teşvik eksikliği dönüşüm sürecini yavaşlatıyor. Şubat 2025 itibarıyla AB’de ilan edilen 33 adet “neredeyse sıfır emisyonlu çelik” projesinin yalnızca küçük bir bölümü planlandığı şekilde ilerliyor.