SERKAN AKSÜYEK - [email protected]
Temiz enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 62 seviyesine yükselen Türkiye, bu alanda tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı öyküsü yazıyor. Bu başarıda kuşku yok ki kısa adı YEKA olan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları sisteminin çok önemli payı var. Rüzgâr ve güneş enerjisi projeleri özelinde gerçekleştirilen YEKA yarışmaları, Türkiye’nin temiz enerji kurulu gücünün yerli katkı payı yüksek yatırımlarla desteklenmesinin önünü açıyor. 2024 YEKA yarışmalarında 2000 MW (1200 MW RES + 800 MW GES), 2025 YEKA yarışmasında 1800 MW (1150 MW RES + 650 MW GES) ölçeğindeki yarışmalar tamamlandı. 2035 yılında Rüzgâr ve Güneş enerjisi toplamında belirlenen 120 bin MW kurulu güç seviyesine ulaşmak için 2026 ve sonraki yıllarda sadece rüzgâr enerjisinde en az 2000 ilâ 2500 MW YEKA ihalesi yapılması gerekiyor. Buraya kadar her şey güzel.
YEKA’DA SIRA JEOTERMALDE Mİ?
Ancak Türkiye’nin temiz enerji kaynakları sadece rüzgar ve güneş enerjisinden ibaret değil. Jeotermal enerji, pek çok alanda değer zinciri yaratabilen yapısıyla Türkiye’nin mukayeseli üstünlüğü en yüksek kaynakları arasında. Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde bugün itibarıyla 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. Enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde kullanıma sahip. Bu kullanım, Maden Tetkik Arama Kurumu’nun (MTA) keşfi tamamlanan kurulu güç potansiyeli olan 62 bin MW’ın yüzde 11’ine karşılık geliyor.
Türk jeotermal sektörü, ayakların altında duran bu dev potansiyeli harekete geçirmek için 2026 yılında önemli bir atağa hazırlanıyor. Rüzgâr ve güneş enerjisinde başarıyla uygulanan YEKA modelinin; jeotermal enerjinin entegre kullanım alanlarından iki ve daha fazla sektörü kapsayacak şekilde Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) yarışmaları ile değer yaratması amaçlanıyor.
YERLİ ÜRETİM KOŞULU
2026 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) başta olmak üzere, enerji bürokrasisine anlatılması beklenen JEKA projesi, MTA’nın keşfini yaptığı ve jeotermal potansiyeli belirlenen ve / veya bilinen alanlarda rahatlıkla gerçekleşebilir.
JEKA yarışmaları yatırımcılara; enerji, jeotermal seracılık, konut ısıtma, termal turizm, jeotermal madencilik, kurutma tesisleri gibi entegre kullanım alanlarından ikisi ve daha fazlasını yatırım planına alacak şekilde konumlandırılabilir. Böylelikle daha fazla yatırımcı ve sektör değer zincirinin içerisine çekilerek, sermaye gücü yüksek firmaların ve / veya ortak girişim gruplarının ilgisinin çekilmesi sağlanabilir. Elbette rüzgar ve güneş YEKA’larında olduğu gibi yerli üretim koşullarının da korunması, ekipman üretiminde Türkiye’de konuşlu şirketlerin katma değer zincirinde yer alması gerekiyor.
KIRSAL KALKINMAYA DESTEK
Doğrusu son derece pratik ve uygulanabilir olan bu modelin, aynı zamanda bir kırsal kalkınma modeli olarak kurgulanması da gerekiyor. JEKA’lar, keşfi henüz yapılmamış sahalarda tahsis edilecek arama lisanslarına, tıpkı petrol aramalarında olduğu gibi farklı finansman araçları ile destek sağlanabilir. Dünya Bankası gibi kredilendirme kurumlarının, örnekleri Türkiye’nin farklı illerinde yerel yönetimler eliyle yapılan temiz enerji değer zincirine teşvik sağlaması sağlanabilir; bu alanda koordinasyonu valilikler bünyesindeki Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlıkları (YİKOB) yönetebilir. Bu durumda proje daha kapsayıcı olurken, saha keşiflerinin çoğalması; sermaye gücü olan yerli ve yabancı şirketlerin yeni sahalar geliştirebilmesi mümkün olabilir. Elbette ve öncelikle halen keşfi tamamlanmış ve arama maliyeti düşük sahalara yatırımcı çekmek için bu model kurgulanabilir.
300 MW PROJE STOĞU HAREKETE GEÇEBİLİR
Son yıllarda sayıları memnuniyet verici hızda artan organize tarım bölgelerinin (OTB) de Jeotermal Enerji Kaynak Alanları (JEKA) modelinin “mütemim cüzü” olması gerekir diye düşünüyorum. Şu rakamlara bakar mısınız? 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, bugün itibarıyla 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Potansiyelinin %5’i bile olmayan bu kapasite ile Türkiye; dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 1'inci sırada yer alıyor. Enerji üretmek için akışkan sıcaklığı verimli olmayan sahalarda, jeotermalin diğer kullanım alanlarına ilişkin destekler kurgulanabilir. Sayıları 43’e ulaşan OTB’lerin, jeotermal enerji kaynaklarının üzerinde ya da yakınında konumlandırılmasını da bu noktada düşünülmesi gereken bir diğer ayrıntı…
JEKA modelinin bu görünen yüzü kadar görünmeyen etkileri de olabilir. Enerji sektörünün yaşadığı ve kamu otoritelerine sürekli aktardığı bağlantı sorunu da dikkate alındığında, ülke sathına yayılan dağıtık sistemle baz yük konumunda olan jeotermal santrallerin Ege Bölgesi dışında da kümelenmesi ve çevresel yöndeki eleştirilerin de minimize edilmesi mümkün hâle gelebilir. 2025 yılında jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi enerji kurulu gücü 1691 MW seviyesinden 1758 MW seviyesine yükseldi. 67 MW’lık bu artış “sembolik” olarak görülebilir ancak sektörde 300 MW’ın üzerinde proje stoğu olduğunu da anımsamak gerekiyor. Mevsimsel faktörlerden etkilenmeden yüzde 80’in üzerinde kapasite faktörü ile 7/24 enerji üretebilen jeotermal santraller, “baz yük” olma özellikleri ile tüm dünyada sürdürülebilir enerji üretiminin vazgeçilmez unsurları arasında.
JEOTERMAL KURULU GÜCÜN YÜZDE 36’SI YEKDEM DIŞINDA
Jeotermal enerji sektörünün bir diğer sorunu, 10 yıllık YEKDEM süresini tamamlayan santraller. “2053 Net Sıfır” vizyonu yolculuğunda anahtar rol üstlenen jeotermal sektöründe, sürelerini tamamlayarak teşvik sisteminden çıkan santrallerin yerine, en az aynı kurulu güçte yeni yatırımların devreye alınması gerekiyor. 2024 yılında 163 MW, 2025 yılında 115 MW kurulu gücünde jeotermal santral YEKDEM’den çıktı. Böylelikle 2016-2025 yılları arasında ise jeotermal kurulu gücünün yüzde 35’ine karşılık gelen 620 MW santral YEKDEM kapsamından çıkmış oldu.