M. CENGİZ GÖĞEBAKAN - OPTİMUM AŞ Finansal Yönetim Danışmanı
Operasyonel verimlilik ve değişim, dönüşüm uygulamaları ile maliyet azaltıcı, gelir artırıcı önlemlerle ülkemiz ekonomisinde en kıt kaynaklar arasında bulunan sermaye verimliliğinin geliştirilmesi elzemdir.
Mayıs 2023 den beri uygulanan enflasyonla mücadele için uygulanmakta olan para ve maliye politikaları ile bu politikaları destekleyici yönde alınmakta olan makro ihtiyati tedbirler sürecinde, reel sektörün; finansmana erişim sorunlarına çözüm aranırken, erişilebilen finansmanın kısa vadeli ve yüksek maliyetli olabilmesinin de etkisiyle işletmelerin, maliyet-kur -fiyat dengesini kuramamaları nedeniyle karlılık ve verimliliklerinin düşmesinden dolayı borç ödeme ve çevirme güçlerine ilişkin manevra kabiliyetleri erozyona uğramıştır.
Hal böyle iken, Şubat 2026 sonunda Hürmüz Boğazı odağında başlayan savaş, bir yandan petrol, doğalgaz gibi en önemli enerji kaynaklarının fiyatlarında büyük sıçramalara neden olurken, bunların temin koşullarında belirsizliklere ve tedarik sürelerinde belirsiz uzamalara neden olmaktadır.
Operasyonel dönüşüm ve yeniden yapılanma kaçınılmaz hale geldi
Bu durum, şirketler için sadece birer finansal risk oluşturmamış, aynı zamanda yeni normalin tetiklediği operasyonel dönüşümün ve yeniden yapılanmanın kaçınılmaz hale geldiği birer eşik oluşturmuştur.
İşletmelerin; bu kaotik türbülansı, sürdürülebilir finansal istikrara kavuşabilecek şekilde nasıl yönetecekleri, etkin finansal ve operasyonel dönüşüm süreçlerini planlayıp realize etme inisiyatifleriyle yakından ilgilidir.
Elbette ki başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere TCMB, BDDK ve diğer ilgili
düzenleyici ve denetleyici kurumlar gerekli tedbirleri alacaktır.
Alınması gereken tedbirlerin bir kısmının, enflasyonla mücadele programına kısmen de olsa zorluk çıkaran yönleri olabileceği bilinse de kamu otoritemizin, konjonktürün getireceği muhtemel sonuçlar ile alınacak tedbirlerin etki analizlerini değerlendirerek, ülkemiz ekonomisi ve reel sektörün sürdürülebilir başarısı için en uygun çözümleri belirleyeceğine olan inancımız tamdır.
Ülkemizin finansal dengelerine kavuşma sürecinde yaşanan sorunların üzerine; petrol ve doğalgaz enerji fiyatlarının kontrolsüz yükselmesi nedeniyle finansal istikrarın en önemli değişkeni olan cari açığın artması, başta petrokimya ürünleri ile bunların türev ürünlerinin ve artçı dalga etkisiyle tüm ana hammaddelerin fiyat - tedarik - temin ve navlun süre ve maliyet artışı riskleri de eklenmiştir.
Bu durumda işletmelerimizin (farklı sektörlerde, farklı boyutlarda ve farklı şekillerde etkilenecek olmakla birlikte) Operasyonel giderleri ve Girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle, ilave olarak ve orta vadeli işletme sermayesi ihtiyaçları artacaktır. Bu kaynakların karşılanamaması halinde, işletmelerin faaliyetleri ile borç ve yükümlülüklerinin sürdürülebilirliği sağlanamayabilecektir.
Özellikle ülkemizin uyguladığı barış odaklı dış ilişkilerin yansımaları ve çatışmalar nedeniyle; Uzak Doğu ve Körfez hattındaki lojistik aksamaların, Avrupalı alıcıları daha güvenli ve yakın tedarikçilere yönelteceği ve Afrika pazarından alınacak payın artabileceği öngörülmelidir.
Finansal yeniden yapılandırma şart
Özellikle ihracata odaklı reel sektörümüzün, orta vadeli makul maliyetli finansa erişim imkanlarının açılması ve operasyonel maliyet verimliliklerini optimize etmeleri halinde yeni pazar payları kazanma fırsatı oluşacaktır ki, bu da büyüme konusunda olumlu katkı sağlayan bir unsur olacaktır.
Bu amaçla, işletmeler için yaygın ve seri şekilde “finansal yeniden yapılandırma” uygulamasına gidilerek, yüksek faiz ve operasyonel maliyet baskısı altındaki şirketlerin, borç vadelerini nakit akış projeksiyonlarına göre revize etmeleri şarttır.
Sadece finansal iyileşme yeterli değildir. Operasyonel verimlilik ve değişim, dönüşüm uygulamaları ile maliyet azaltıcı, gelir artırıcı önlemlerle ülkemiz ekonomisinde en kıt kaynaklar arasında bulunan sermaye verimliliğinin geliştirilmesi de elzemdir.
Ülkemiz reel sektörünün bu süreci, krizden fırsata dönüştürebilmesi için çaresiz, pasif bir bekleyiş değil, aktif ve hedef odaklı bir operasyonel ve finansal dönüşüm dönemi olmalıdır.
Bunu destekleyerek teşvik ederek ve uyum içinde izlenecek maliye -para ve finans politikaları, ülkemizin geleceğine yönelik önemli bir yatırım sağlayacaktır.