Dış ticaret açığındaki yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.
Bugün 1 Mayıs; dünya çapında emeğin mücadelesi ve işçi haklarının savunulması için evrensel bir birlik günü olarak kabul edilir. Tarihçesi, 19. yüzyılda, sanayi devriminde, işçilerin ağır çalışma koşullarını iyileştirme ve günde 8 saatlik çalışma talebiyle başlattığı mücadeleye dayanır. Ancak emeğin sanayi karşısında parça parça elde ettiği kazanımları, önce büyük veri ve teknoloji, ardından yapay zekâ, şimdi de sıcak savaş dönemi elinden alacak görünüyor. Zira İran savaşı kaynaklı artan enflasyonun en belirgin etkisi, emeğin satın alma gücündeki aşınma üzerinden kendisini gösteriyor.
Gıda fiyatları artışta
TEPAV tarafından açıklanan gıda fiyat endeksi nisan ayında aylık %3,6 oranında arttı. Bu oran, bir önceki ay gerçekleşen %2,9’un ve geçen yılın nisan ayındaki %2,7’lik artışın belirgin şekilde üzerinde.
Endeksin alt kalemlerine bakıldığında, artışların birçok üründe çift hanelere ulaştığı dikkat çekiyor. Örneğin taze meyve ve sebze grubunda domates fiyatları nisanda %55 artarken, havuç %28, marul %20 ve kuru soğan %14 oranında yükseldi. Bu artışlar, özellikle düşük ve orta gelirli hanehalkı için gıda harcamalarını ciddi ölçüde zorlaştırıyor.
Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde de benzer bir tablo söz konusu. Nisan ayında tavuk eti fiyatları %15, ekmek fiyatları ise %13 artarak mutfak enflasyonu üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Gıda enflasyonunu ölçen bir diğer kurum olan Türk-İş’in verileri, gıda enflasyonundaki bozulmayı daha da kötüleştiğine işaret ediyor. Türk-İş’e göre nisanda mutfak enflasyonu aylık %5,5 artarak TEPAV verisinin de üzerine çıktı.
Bu gelişmelerin bir diğer yansıması açlık sınırı verilerinde görülüyor. Türk-İş’e göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 34.600 TL’ye yükseldi.
Savaşın bir diğer yansıması: artan dış ticaret açığı
Yüksek enerji fiyatları ve savaşın küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri dış ticaret verilerine de yansımış durumda. Mart ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre %6,4 azalarak 21,9 milyar dolar olurken, ithalat %8,2 artarak 33,1 milyar dolara yükseldi. Böylece dış ticaret açığı 11,2 milyar dolara çıktı. Bu, geçen yıl mart ayında 7,2 milyar dolar olan açığa kıyasla %56’lık bir artış anlamına geliyor.
Dış ticaret açığındaki bu yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.
Cari denge açısından bir diğer risk unsuru ise turizm gelirleri. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre %4,2 artarak 9,9 milyar dolara yükseldi. Ancak turist sayısındaki sınırlı artış ve gelir artışının büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklanması, turizmin yaz aylarında beklenen katkıyı sağlayamayabileceğine işaret ediyor.
Nitekim Türkiye’ye gelen turistler içinde Orta Doğu’nun payı hem ziyaretçi sayısı hem de gelir açısından önemli: toplam içindeki payı %10–12 bandında. Bölgedeki jeopolitik risklerin artması bu kanaldan gelecek turizm gelirlerini sınırlayabilir.
Ayrıca yüksek petrol fiyatları ve Avrupa’da jet yakıtına erişimde yaşanabilecek arz kısıtları da Türkiye’ye Avrupalı turist girişini aşağı çekebilecek bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor.
Özetle, mevcut tablo İran Savaşı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin başta enflasyon olmak üzere önümüzdeki aylarda daha belirgin şekilde hissedileceğine işaret ediyor.
