Merkez Bankası bu haftaki Para Politikası Kurulu kararında beklendiği üzere faiz oranlarını sabit tuttu.
Böylece politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı %37’de, Merkez Bankası’nın gecelik vadede borç verme faiz oranı %40’ta ve gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise %35,5’te sabit kalmış oldu.
Net rezerv kaybı 26 milyar dolara ulaşmış görünüyor
Bilindiği üzere Merkez Bankası, İran savaşı başladığı tarihten bu yana piyasayı politika faizi yerine üst banttan fonluyor. Bu da fiiliyatta yaklaşık üç puanlık bir faiz artışı anlamına geliyor. Buna rağmen finansal piyasalar üzerindeki risk algısının bertaraf edildiğini maalesef söyleyemiyoruz. Zira, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının başlangıcından bu yana Merkez Bankası’nın net rezerv kaybı 26 milyar dolara ulaşmış görünüyor.
Mevcut durumda gerek petrol fiyatları gerekse emtia fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskının giderildiğini söylemek de mümkün değil. Uluslararası Enerji Ajansı, 400 milyon varil ile petrol piyasasını destekleyecek tarihi bir stok savunma planı hazırlamış olmasına rağmen, piyasaya sürülecek yeni rezervlerin hangi vadede geleceğine ilişkin belirsizlik ve Hürmüz Boğazı’ndaki kapanışın günlük etkisi petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı geriletmiyor.
Zira Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ın yaptığı açıklamalardan Türkiye’nin 400 milyon varillik rezervin yaklaşık yüzde 3’ünü sağlayacağını ve bunun 90 gün içinde piyasaya arz edileceğini anlıyoruz. Yeni rezervlerin üç aylık bir süre içinde piyasaya alınması, Hürmüz Boğazı’ndan geçen günlük petrol akışı dikkate alındığında petrol arzındaki açığı kapatacak bir destek sunmayacak gibi görünüyor. Zira boğazdan geçen günlük 20 milyon varil petrol akışını baz alırsak, Hürmüz etkisi ile piyasaların kaybettiği petrol hacmi çoktan 220 milyon varili aşmış durumda. Savaşın 9 gün daha sürmesi piyasaya gelmesi beklenen ek petrol rezervlerinin oluşturacağı fazlayı süpürecek, bunun üzerindeki her gün ise piyasadaki arz açığını artıracaktır.
Enerji piyasasındaki bu gelişmelerin yalnızca petrol fiyatlarıyla sınırlı kalması da beklenmiyor. Enerji emtiaları, petrokimyasallar ve gübre gibi ana girdiler üzerindeki arz açığını da tetikleyerek başta tarım, gıda ve sanayi olmak üzere hemen hemen tüm sektörleri kısa sürede ve hızlı biçimde etkilemesi olası görünüyor.
Netanyahu, kısa sürede bir anlaşmaya yakın görünmüyor
Öte yandan savaşın ne zaman sona ereceği de büyük bir belirsizlik arz ediyor. Zira ABD Başkanı Trump’ın pazartesi günü yaptığı “savaş bitebilir” açıklamalarına rağmen İsrail Başbakanı Netanyahu kısa sürede bir anlaşmaya yakın görünmüyor. İran’a yönelik saldırılarla birlikte açılan Pandora’nın kutusu, kısa vadede bölgede ya da uluslararası finansal piyasalarda çözüme ulaşılacağını maalesef göstermiyor.
Merkez Bankası’nın bu hafta aldığı faiz oranlarını sabit tutma kararı da jeopolitik, finansal ve ekonomik risklerdeki yükselişi ve belirsizliği dikkate alan bir yaklaşımı ortaya koyuyor.
Nitekim Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin basın duyurusunda öne çıkan bir diğer unsur da faiz indirimlerine bir süre ara verileceği mesajı oldu. Ocak ayındaki Para Politikası Kurulu kararında yapılan faiz indiriminin ardından, kurulun politika faizine ilişkin atacağı adımların büyüklüğünün enflasyon odaklı olacağı ifade edilirken, mart ayı kararında “adımların büyüklüğü” ifadesini metinden çıkarıldı ve son dönem gelişmelerin de etkisiyle enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı belirtildi.
Özetle karşı karşıya kaldığımız risklerin boyutu, Merkez Bankası açısından ihtiyatlı ve etkin bir duruşun korunması gerektiğini gösteriyor.
Bu tablo, yakın dönemde faiz indirimi beklentilerinin rafa kaldırıldığını ve şokların devam etmesi halinde finansal istikrarı korumak amacıyla yeni faiz artışlarının da gündeme gelebileceğini gösteriyor.
