Belirsizliğin yüksek, oynaklığın kalıcı olduğu ve risklerin yukarı yönlü olduğu bu yeni konjonktürde, likiditeyi güçlü tutmak ve esnek hareket edebilmek her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Amerika ve İsrail’in İran’la başlattığı savaşın üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Bu kısa sürede finansal piyasalarda, enerji ve emtia fiyatları ile faiz ve borsa olmak üzere, son derece sert dalgalanmalara tanıklık ettik.
Hafta başında ABD tarafından gelen açıklamalar, Başkan Trump’ın savaşın sonlanmasını istediği ve Hürmüz Boğazı geçişine ilişkin yeni bir adım beklenmediği yönündeydi. Bu mesajlar, piyasalarda savaşın kısa sürede sona erebileceğine dair bir iyimserlik yarattı.
Ancak bu iyimser hava uzun sürmedi. Trump’ın çarşamba akşamı yaptığı konuşmada gerilimin önümüzdeki haftalarda daha da artacağına işaret etmesi dengeleri yeniden değiştirdi. Hatta “önümüzdeki iki üç hafta içinde onları ait oldukları taş devrine geri döndüreceğiz” ifadesi, çatışmanın sertleşebileceğine dair güçlü bir sinyal verdi. Nitekim son haftalarda ABD’nin bölgedeki askeri varlığını hızla artırması da bu söylemi destekleyen bir gelişme idi.
Belirsizlikte artan oynaklık
Savaşın kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla birlikte piyasalardaki oynaklık yeniden yükseldi. Bu hafta içerisinde tahvil faizlerinden emtia fiyatlarına kadar birçok göstergede sert yükseliş ve geri çekilmeler gördük.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde de finansal piyasalarda yüksek oynaklığın devam edeceğine işaret ediyor. Belirsizliğin bu denli arttığı bir ortamda, yatırımcıların ve şirketlerin nakit tutma eğiliminin hızla arttığını gözlemliyoruz.
İş dünyası için temkinli dönem
Savaşın seyrine ilişkin öngörülerin zayıf olduğu bu dönemde gerek bireylerin gerekse firmaların büyük ölçekli kararlar konusunda daha temkinli davranması kaçınılmaz görünüyor.
Zira çatışmanın iki üç hafta içinde sona ermesi ihtimali gerçekleşse bile bölgedeki gerilimin tamamen ortadan kalkacağını söylemek oldukça iyimser olur. İsrail’in Orta Doğu’daki genişlemeci politikaları, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kararlılığı ve Körfez ülkelerinde yaşanan altyapı kayıpları, başta enerji piyasaları olmak üzere küresel ticaret ve taşımacılıkta uzun süreli etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.
Enflasyon ve faizde yukarı yönlü riskler
Bu gelişmeler, yılın geri kalanında enflasyon ve faiz tarafında yukarı yönlü risklerin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Aynı zamanda küresel ticaret hacminde ve ekonomik aktivitede potansiyelin altında bir gerçekleşme ihtimali de güçleniyor.
Yeni dönemin ana teması: Nakit
Tüm bu çerçevede, önümüzdeki dönemin en belirleyici başlıklarından birinin “nakit yönetimi” olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Belirsizliğin yüksek, oynaklığın kalıcı olduğu ve risklerin yukarı yönlü olduğu bu yeni konjonktürde, likiditeyi güçlü tutmak ve esnek hareket edebilmek her zamankinden daha kritik hale geliyor.