Habitat Derneği’nin 2025 tarihli “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali” araştırması, gençlerin yaşam memnuniyetinde sınırlı bir toparlanmaya işaret ederken, asıl mesele, umut üretmenin giderek daha maliyetli hale gelmesi.
Türkiye’de genç olmak bugün iki ayrı duyguyu aynı anda taşımak anlamına geliyor: Bir yanda toparlanma hissi, diğer yanda dağılmayan bir belirsizlik.
Habitat Derneği ile Infakto RW iş birliğinde hazırlanan “Gençlerin İyi Olma Hali Raporu 2025” tam da bu ikili ruh hâlini görünür kılıyor. Raporun sonuçlarını Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve Infakto RW Ortağı Prof. Dr. Emre Erdoğan’dan dinledik.
Geleceğe umutla bakan gençlerin oranı yüzde 45
İlk bakışta, gençlerin yaşam memnuniyetinde bir iyileşme var. 2025 itibarıyla gençlerin yüzde 54’ü yaşamından memnun olduğunu söylüyor. Bu, son iki yıla göre daha iyi bir tablo. Ama uzun vadeli eğriye bakıldığında, bu artışın hâlâ eksik bir toparlanma olduğu görülüyor. Çünkü 2017’de aynı oran yüzde 71’di. Yani gençler biraz nefes alıyor olabilir, ama hâlâ eski güven duygusuna dönmüş değiller.
Daha da çarpıcısı, memnuniyet artarken umudun aynı ölçüde yükselmemesi. Geleceğe umutla baktığını söyleyen gençlerin oranı yüzde 45’te kalıyor. Bu oran, 2023’le benzer seviyede. Ama 2017’deki yüzde 67’lik tablo düşünüldüğünde, asıl kırılmanın gelecekle kurulan ilişkide yaşandığı anlaşılıyor. Gençler bugünü bir ölçüde yönetiyor; asıl sorun, yarına güven duyamamakta başlıyor.
“İyi olma” hâlini belirleyen unsur çalışma durumu
Türkiye’de gençlerin iyi olma hâlini en güçlü biçimde belirleyen unsur hâlâ çalışma durumu. Çalışan gençlerde yaşam memnuniyeti yüzde 58, öğrencilerde yüzde 55, iş arayan gençlerde ise bu oran yalnızca yüzde 27 seviyesinde. Geleceğe umutta da benzer bir fark var: Çalışanlarda yüzde 50, öğrencilerde yüzde 48, iş arayanlarda ise yalnızca yüzde 16. Rapora göre istihdam, gençler için yalnızca ekonomik bir alan değil, aynı zamanda psikolojik güvenlik zemini sunuyor.
Gençlerin yarısından fazlası çalışmıyor
Raporun en sarsıcı taraflarından biri de şu: Gençlerin yarısından fazlası çalışmıyor. Tam zamanlı çalışanların oranı yüzde 44, yarı zamanlı çalışanların oranı yüzde 4. Geriye kalan yüzde 52 ise çalışma hayatının dışında. Türkiye’de gençlik deneyimi, artık “işte olanlar” ve “dışarıda kalanlar” şeklinde keskinleşen bir ayrıma dönüşüyor. Bu ayrım toplumsal cinsiyet perspektifinden bakıldığında daha da derinleşiyor. Erkek gençlerin yüzde 59’u çalışırken, genç kadınlarda bu oran yüzde 38’e düşüyor. Daha da dikkat çekici olan, Türkiye’de literatüre “ev genci” olarak giren kategori. Kadınların yüzde 26’sı ev genci olarak tanımlanırken erkeklerde bu oran yalnızca yüzde 6.
İş bulma konusundaki kaygı ise neredeyse başlı başına bir ruh hâli üretmiş durumda. Gençlerin yüzde 72’si, iş arasa da kolayca iş bulamayacağını düşünüyor. Aktif iş arayanlarda bu oran yüzde 94’e kadar çıkıyor. Gençlerin gözünde iş bulmanın önündeki en büyük engeller, yeterli iş olanaklarının bulunmaması, işi getirecek bağlantıların eksikliği ve düşük ücretler. Bu üçlü, Türkiye’de genç emeğinin nasıl sıkıştığını da özetliyor: fırsat az, ilişki ağı belirleyici, gelir ise tatmin edici olmaktan uzak. Gençler artık yalnızca “iş var mı?” diye sormuyor; “hak ettiğim, erişebildiğim, yaşayabildiğim bir iş var mı?” diye soruyor.
Girişimcilik isteği azalıyor gönüllülük hiç yok
Bu iklim, girişimcilik isteğini de zayıflatıyor. Uzun süre gençler için bir çıkış hikâyesi olarak anlatılan “kendi işini kurma” fikri, bugün daha temkinli karşılanıyor. 2017’de gençlerin yüzde 63’ü kendi işini kurmak istediğini söylerken, 2025’te bu oran yüzde 36’ya düşmüş durumda. Bu düşüş, gençlerin cesaretini kaybetmesinden çok, risk alanlarının daralmasıyla ilgili. Çünkü girişimcilik yalnızca fikir değil, finansman, ağ, mentorluk, güven ve öngörülebilirlik de gerektiriyor. Bunlar zayıfladığında, hayal kurma eşiği de düşüyor.
Sivil katılım tarafında ise daha sessiz bir alarm var. Gönüllü faaliyetlerde bulunan gençlerin oranı yüzde 5, herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olanların oranı yüzde 8.
Her dört gençten biri göç etmeyi düşünüyor
Gençlerin yüzde 84’ü ise ihtiyaç duyduğu gelir seviyesinin altında yaşadığını düşünüyor. Rapora göre gençlerin ortanca kişisel geliri 10.001-30 bin TL bandındayken, ihtiyaç duyduklarını söyledikleri gelir 30.001-50 bin TL aralığında.
Eğitimine yurt dışında devam etmek isteyenlerin oranı yüzde 20’ye, başka bir ülkeye yerleşmeyi düşünenlerin oranı ise yüzde 28’e inmiş durumda. Yine de her dört gençten birinin göç etmeyi düşünmesi, bu başlığın hâlâ güçlü bir sinyal alanı olduğunu gösteriyor.
Teknoloji kullanıyorlar ama onu yönetemiyorlar
Gençlerin yüzde 95’i her gün internete erişiyor. Instagram, WhatsApp ve YouTube yaşamın doğal uzantısı haline gelmiş durumda. Ancak bu yüksek kullanım, aynı ölçüde yüksek bir yetkinlik hissi üretmiyor. Gençlerin yalnızca yüzde 28’i dijital konularda kendini yetkin hissediyor. Bu çelişki önemli, gençler teknolojiyi yoğun biçimde kullanıyor, ama onu yöneten taraf olduklarını hissetmiyor. Türkiye’nin önündeki mesele artık yalnızca erişim değil; yetkinlik, özgüven ve üretkenlik kapasitesini birlikte büyütebilmek.
Umut üretmek giderek daha maliyetli hale geliyor
Bütün bu verilerin ortaya koyduğu tablo açık: Türkiye’de gençlerin iyi olma hâlinde bir toparlanma emaresi var, ama bu toparlanma eşit dağılmıyor. Ortalamalar iyileşirken kırılgan grupların yükü hafiflemiyor. Özellikle genç kadınlar, iş arayanlar ve ekonomik güvencesi zayıf olanlar için hayat çok daha zor.
Gençlerin sorunu sadece mutsuzluk değil. Asıl mesele, umut üretmenin giderek daha maliyetli hale gelmesi.
Ve belki de bugün Türkiye’de gençliğe dair en önemli soru tam burada duruyor: Yaşam memnuniyeti bir miktar yükselirken, gelecek neden hâlâ aynı hızla aydınlanmıyor? Yanıtın büyük kısmı ise; işte, gelirde, toplumsal cinsiyette ve fırsatlara erişimde saklı.
Çarpıcı rakamlar
- 2025 itibarıyla gençlerin %54’ü yaşamından memnun, %45’i geleceğe umutla bakıyor.
- İş arayan gençlerde yaşam memnuniyeti %27, gelecek umudu ise yalnızca %16.
- Gençlerin %52’si çalışmıyor. Erkeklerde çalışma oranı %59, kadınlarda %38.
- “Ev genci” oranı kadınlarda %26, erkeklerde %6.
- Gençlerin %72’si iş arasa da kolayca iş bulamayacağını düşünüyor; aktif iş arayanlarda bu oran %94.
- Kendi işini kurmak isteyen gençlerin oranı %36’ya gerilemiş durumda; 2017’de bu oran %63 idi.
- Gençlerin yalnızca %40’ı maddi durumundan memnun; %84’ü ihtiyaç duyduğu gelir seviyesinin altında yaşadığını söylüyor.
- Gönüllülük oranı %5, STK üyeliği %8.
- Her gün internete giren gençlerin oranı %95, ama dijital konularda kendini yetkin hissedenlerin oranı yalnızca %28.