Tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve üretim güvenliği artık yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, teknoloji yatırımlarının gücüyle de belirleniyor. Peker Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Peker, Türkiye’nin tarımsal çeşitliliği, mühendislik yetkinliği ve üretim kapasitesiyle tarım robotları ve akıllı tarım teknolojilerinde bölgesel bir merkez olabilecek potansiyele sahip olduğunu söylüyor.

Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği, güçlü tarımsal üretim altyapısı ve farklı ürün desenleriyle tarım teknolojilerinin gelişimi açısından önemli bir avantaja sahip. Bugün tarımda asıl ihtiyaç yalnızca daha fazla üretim yapmak değil; daha verimli, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir bir üretim modelini hayata geçirmek. Artan iş gücü maliyetleri, iklim krizinin derinleştirdiği riskler ve girdi yönetimindeki baskı, sektörü robotik ve veri temelli çözümlere daha hızlı yöneltiyor. PeK Agroline yüzde yüz otonom ve elektrikli robotik sistemleriyle bu dönüşümde iddialı bir model ortaya koyuyor.
Peker Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Peker ile Türkiye’nin bu alanda neden güçlü bir merkez olabileceğini, Slovenya’da kurulan üretim altyapısının Türkiye’ye taşınmasına yönelik hazırlıkları ve tarım teknolojilerinde yeni dönemin nasıl şekillendiğini konuştuk.
Tarım robotları pazarı güçlü bir büyüme gösterecek
Tarımın önümüzdeki dönemde en hızlı dönüşüm yaşayacak sektörlerden biri olacağına inanıyoruz. Tarım sektörünü değerlendirdiğimizde özellikle son yıllarda üç başlığın daha fazla öne çıktığını gördük: Üretimde verimlilik ihtiyacı, sürdürülebilir girdi yönetimi ve üretim süreçlerinin daha öngörülebilir hale getirilmesi. Pek Automotive yatırımıyla tarım teknolojilerine yönelmemizin temel amacı; robotik, yapay zekâ ve sensör teknolojilerini bir araya getirerek tarım üretiminin daha verimli, planlı ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayacak çözümler geliştirmek oldu. Son yıllarda tarım sektöründe veri temelli üretim anlayışı hızla yaygınlaşmaya başladı. Hassas tarım uygulamaları, görüntü işleme teknolojileri ve sensör altyapıları sayesinde bitki gelişimi, toprak durumu ve üretim süreçleri çok daha detaylı biçimde takip edilebiliyor. Uluslararası araştırmalar da tarım robotları pazarının önümüzdeki yıllarda güçlü bir büyüme göstereceğine işaret ediyor. Ekimden gübrelemeye, ilaçlamadan hasada kadar her görevde güvenilir şekilde çalıştığını kanıtlayan tarım robotlarımızın düşük enerji tüketimi, yapay zekâ destekli analiz kabiliyeti, hasat gibi kritik dönemlerde 24 saat çalışabilmesi, iş ortaklarımızın girdi maliyetlerini düşürürken verimliliklerini artırmalarına da yardımcı oluyor.”
Yıllık bin 500 robot üretim kapasitesine sahip
Pek Automotive’i kurarken yaklaşımımızı kapsamlı bir teknoloji ve üretim vizyonu üzerine inşa ettik. Tarım teknolojilerinde kalıcı bir değer üretmenin, güçlü bir Ar-Ge ve üretim altyapısı kurmaktan geçtiğine inanıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda Logatec’te kurduğumuz tesisimizi robotik teknolojiler, yazılım geliştirme ve ileri üretim kabiliyetlerinin birlikte geliştirildiği bir teknoloji merkezi olarak tasarladık. 10 yıla yakın süredir başlattığımız bu süreçte ürün geliştirme faaliyetleriyle birlikte üretim altyapısına da yatırım yaparak toplamda 117 milyon Euro’luk bir kaynak ayırdık. Logatec’te kurduğumuz tesisimizde geliştirdiğimiz sistemler; sensör teknolojileri, görüntü işleme altyapısı ve yapay zekâ tabanlı yazılımlar sayesinde sahadaki üretim süreçlerini analiz edebilen ve otonom şekilde yönetebilen kabiliyetlere sahip. Yıllık bin 500 robot üretim kapasitesine sahip tesisimiz, bu vizyonun üretim ayağını oluşturuyor.”
Üretim ve teknoloji altyapımızı Türkiye’ye taşımaya hazırlanıyoruz
“Türkiye, sahip olduğu tarımsal üretim kapasitesi, iklim çeşitliliği ve ürün zenginliğiyle tarım teknolojilerinin gelişimi için çok güçlü bir zemine sahip. Farklı ürünlerin yetiştirilebildiği ve farklı üretim koşullarının bir arada bulunduğu bir coğrafyada faaliyet göstermek, geliştirilen teknolojilerin sahada test edilmesi ve sürekli geliştirilmesi açısından çok kıymetli. Bu çeşitlilik, tarım teknolojileri için oldukça değerli bir Ar-Ge ortamı da sunmakta. Biz de bu potansiyelden yola çıkarak Türkiye’yi tarım teknolojilerinin gelişimi açısından stratejik bir merkez olarak görüyoruz. Slovenya’da kurduğumuz üretim ve teknoloji altyapısını Türkiye’ye taşımak için gerekli resmi başvurularımızı gerçekleştirdik ve bu doğrultuda hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz, geliştirdiğimiz robotik teknolojilerin üretim kabiliyetini ülkemize kazandırmak ve bu alanda güçlü bir teknoloji ekosistemi oluşturmak.
Türkiye’nin mühendislik yetkinliği, üretim altyapısı ve tarım sektöründeki güçlü deneyimi bu dönüşüm için önemli bir fırsat. Önümüzdeki dönemde tarım robotları ve akıllı tarım teknolojileri alanında Türkiye’nin hem üretim hem de teknoloji geliştirme tarafında daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyoruz. Biz de bu gelişimin bir parçası olarak ülkemizde yeni üretim kabiliyetleri oluşturmayı ve tarım teknolojileri alanında güçlü bir inovasyon ortamının oluşmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.”
Entegre sistem mimarisi oluşturduk
“Tarım robotları geliştirmek, farklı mühendislik disiplinlerinin aynı sistem içinde uyumlu şekilde çalışması anlamına da geliyor. Robotik donanım, sensör teknolojileri, görüntü işleme sistemleri ve yapay zekâ tabanlı yazılımlar birbirini tamamlayan bir yapıda. Bu nedenle geliştirme sürecinde en çok üzerinde durduğumuz konulardan biri, bu teknolojilerin sahada güvenilir şekilde birlikte çalışmasını sağlayan entegre bir sistem mimarisi oluşturmak oldu. Toprak yapısı, ürün yoğunluğu, bitki gelişim evreleri ve arazi yapısı gibi birçok faktör sahadan sahaya farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle robotlarımızın yalnızca belirli bir ortamda değil, farklı tarım koşullarında da stabil şekilde çalışabilmesi için sensör füzyonu, görüntü işleme ve otonom navigasyon kabiliyetleri üzerinde yoğun şekilde çalıştık. Geliştirme sürecinde sistemlerimizi gerçek tarım alanlarında test ederek sahadan elde ettiğimiz verilerle sürekli iyileştirdik. Robotlarımızın farklı ürün türlerinde ve farklı arazi koşullarında güvenilir şekilde çalışmasını sağlayan bir teknoloji altyapısı oluşturduk.”