Geçen haftaki yazımızda Güney Kore’nin yaşadığı finansal kriz sonrasında hizmet gelirlerindeki sektörel çeşitlenme için kültür endüstrisini planlı bir yaklaşımla desteklediğini belirterek, ülkemizde de benzer bir anlayışın özellikle kültür alanında etkin olup olamayacağını sormuştuk. Hayal edin: Her yıl 20 tane “Şıkıdım” tadında küresel hit, turnede 30 tane Fazıl Say, yepyeni müzeler, İstanbul Modern’e kardeş müzeler, küresel yıldızların Anadolu turneleri, Konya’nın (Mevlana) mistik bir merkez olması, antik gezi rotaları, Fransa Bisiklet Turu gibi beklenen Kırkpınar yağlı güreşleri, İtalyanları kıskandıracak opera festivalleri, Fransız-Çin mutfağını ağlattığımız gusto lezzet duraklarımız. Hoca kanatlandı demeyin. Asıl fantastik olan, saçma soruları sormaya cesareti olmayan etkili ve yetkililerin tuhaf durgunluğu.
Güney Kore’nin kültür endüstrisi ve yumuşak güç
Güney Kore’nin Asya Krizi’nden tek çıkış yolu elbette popüler kültürü, film-şarkı üretimini desteklemek değildi. Ancak ilave değer yaratmanın aracı oldular. G.Kore’nin yaratıcı endüstrilerinin kalitesi ve çekiciliği, Kore kültürüne yönelik küresel ilgiyi artırırken, G.Kore hükümeti de Hallyu’yu dış politika ve ekonomik stratejilerinin temel unsurlarından biri olarak destekledi. G. Kore örneği, kültürel varlıkların, ekonomik katma değer yaratmanın ötesinde, daha geniş stratejik hedeflere ulaşmak için nasıl etkin bir şekilde seferber edilebileceğini ortaya koyuyor.1
O potansiyel bizde de var: Dizi film sektörü
Elbette imalat sanayimiz büyüsün, turizm gelirlerimiz artsın. Ancak mesele karşılaştırmalı üstünlük yaratabileceğimiz yeni döviz geliri üreten sahalardan da ülke olarak faydalanmaksa, perspektifi kültürel varlıklara doğru da genişletmemiz gerekiyor. Üstelik bu potansiyeli fiili etkiye kamu kaynağı olmadan dönüştüren sektörlerimiz var. Bunların başında dizi film sektörümüz geliyor. Günümüzde Türk dizilerinin 170’den fazla ülkede 750 milyonu aşkın kişiye ulaştığı, hatta ihracat geliri açısından G.Kore’yi geçtiği belirtiliyor.2 Büyük bir küresel etki. Bunun kültürel emperyalizm olduğunu tartışanlar bile var.
Dizi sektörümüzün başarısı G. Kore’deki gibi plan proje ürünü değil. Ancak sektörün yaratıcı gücünü destekleyecek şekilde plan-destek konusu olabilir. Burada konunun sadece dizi satalım para kazanalım işi olmadığını da görmek gerek. Nasıl ki futbol sadece futbol değilse, kültürel ürünler de görünenden fazlasını ifade ediyor. Bir Kanada’lının (diğer milletleri, özellikle kültürel yakınlığımız olanları saymıyorum bile) Türkçe konuştuğumuzu anlayarak hayranlığını ifade ettiğini duydu bu kulaklar.
Kanye West ve Bocelli aynı anda İstanbul'daydı
Geçtiğimiz günlerde İstanbul ilginç bir ana tanıklık etti. Dünya müzik endüstrisinin iki farklı kutbu olan Kanye West ve Andrea Bocelli aynı anda İstanbul’da sahne aldı. Bir yanda popüler kültürün en güçlü figürlerinden biri, diğer yanda klasik müziğin yaşayan efsanelerinden biri. Daha da önemlisi, İstanbul bu iki dev organizasyonu aynı gece başarıyla yönetebildi. Bu durum şehir ekonomisi açısından da, ülkenin yumuşak gücü açısından da son derece önemlidir. Çünkü tribünleri dolduran binlerce yabancı ziyaretçi, kültür ve sanatın sadece bir eğlence işi değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik ve kültürel kaldıraç olduğunu da gösteriyor.
Orası Viyana ise burası da İstanbul diyeceğiz
Bugün Viyana'nın müzikle, Cannes'ın sinemayla, Basel'in sanat fuarlarıyla, Londra’nın müzeyle kurduğu ilişki tesadüf değildir. Kültür, şehirlerin ve ülkelerin küresel rekabette kullandıkları en etkili araçlardan biri. Ne var ki, ülkemizde bu ölçekteki etkinlikler ve kültür endüstrisine yönelik plan-destek işleri hâlâ istisna düzeyinde. Amaç yaratıcı endüstri etkinlikleriyle sürdürülebilir bir kültürel ekosistem kurmak olmalıdır. Bunun için ilk adım, dizi sektörü dışında potansiyeli olan diğer kültür sektörlerini de yerli Hallyu politikalarıyla ayağa kaldırmak olabilir.
[1] https://warroom.armywarcollege.edu/articles/culture-as-national-power/
2 https://www.gqmiddleeast.com/article/how-turkish-tv-became-the-worlds-second-biggest-export ; https://www.economist.com/culture/2024/02/15/the-third-largest-exporter-of-television-is-not-who-you-might-expect