Sanayide dijital dönüşüm hız kazandıkça robotik otomasyon da giderek üretimin daha önemli bir parçası haline geliyor. Bir dönem ağırlıklı olarak büyük ölçekli fabrikalarda kullanılan robotlar, bugün orta ölçekli işletmelerin de yatırım gündemine girmiş durumda. Robotik sistemler üretimde hız ve kapasite artışı sağlarken kaliteyi artırıyor, iş kazalarının da azalmasını sağlıyor. Bu da maliyet avantajını beraberinde getiriyor. Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan sektör; robot üreticileri, sistem entegratörleri, yazılım şirketleri, mühendislik firmaları ve farklı teknoloji sağlayıcılarından oluşan geniş bir ekosisteme sahip.
Robot Entegratörleri ve Yüksek Teknolojili Sistem Üreticileri Derneği (ROBODER) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yarış, Türkiye’nin robotik teknolojiler açısından uzun vadede önemli bir potansiyele sahip olduğunu söylüyor. Yarış’a göre son iki yılda yatırım ortamındaki belirsizlikler ve Uzak Doğu kaynaklı rekabet, sektörün büyüme hızını sınırlasa da sanayide robot yatırımları devam ediyor.
Türkiye’nin önünde geniş bir alan var
Türkiye’de robot yoğunluğu, gelişmiş ülkelerin gerisinde. Bugün Türkiye’de imalat sanayisinde her 10 bin çalışana 43 endüstriyel robot düşerken dünya ortalaması ise 162 robot seviyesinde. Bu fark, önümüzdeki dönemde büyüme için önemli bir alan bulunduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin robotik alandaki potansiyelinin özellikle KOBİ’lerin otomasyona erişiminin kolaylaşmasıyla daha güçlü biçimde ortaya çıkabileceğini söyleyen Murat Yarış, “Son yıllarda robot yatırımlarının yalnızca büyük sanayi kuruluşlarıyla sınırlı kalmayıp orta ölçekli işletmelere de yayılması önemli bir dönüşüm yarattı. Kolaboratif robotlar, mobil robotlar, görüntü işleme sistemleri ve yapay zekâ destekli uygulamalar hızla yaygınlaşıyor. Firmalar artık robot yatırımlarını yalnızca üretim kapasitesini artırmak için değil, kaliteyi yükseltmek, verimliliği artırmak ve rekabet güçlerini korumak amacıyla da gerçekleştiriyor” diye konuşuyor.
Otomotiv başı çekiyor
Robotların kullanım alanları da sanayinin farklı kollarına doğru genişliyor. Otomotiv ve otomotiv yan sanayisi robot teknolojilerinin en yoğun kullanıldığı sektörlerin başında geliyor. Metal işleme, makine ve gemi imalatı, beyaz eşya, plastik ve gıda da robot kullanımının yaygın olduğu alanlar arasında bulunuyor. Önümüzdeki dönemde ise lojistik ve depo otomasyonu, sağlık teknolojileri, savunma ve ilaç üretiminde robot kullanımının daha hızlı artması bekleniyor. Böylece robotik otomasyonun yalnızca üretim hatlarının değil, farklı sektörlerdeki operasyonların da parçası haline gelmesi öngörülüyor.
“Güçlü tarafımız mühendislik”
Türkiye’nin robot teknolojilerindeki avantajı ise yalnızca robotları kullanabilmesinden kaynaklanmıyor. Sistem entegrasyonu ve proses mühendisliği, sektörün güçlü olduğu alanların başında geliyor.
Yerli firmaların kaynak, montaj, paletleme, paketleme, makine besleme ve görüntü işleme gibi uygulamalarda dünya standardında çözümler geliştirdiğini kaydeden Yarış, Türkiye’nin bu alandaki yetkinliğinin güçlü mühendislik, yazılım ve proses deneyimine dayandığını vurguluyor. Yarış, “Bu başarı yalnızca robot teknolojisinden değil, güçlü mühendislik, yazılım ve proses tecrübesinden kaynaklanıyor” diyerek Türkiye’nin katma değer yaratabileceği alanın yalnızca robot yatırımı olmadığını ortaya koyuyor.
Yapay zekâ robotu akıllandıracak
Robot teknolojilerinde gelecek dönemin belirleyicisi ise yapay zekâ olacak. Bugünün robotları yalnızca önceden programlanan hareketleri gerçekleştiren makineler olmaktan çıkıyor. Çevresini algılayabilen, verileri analiz edebilen ve üretim süreçlerinin optimize edilmesine katkı sağlayabilen sistemler giderek yaygınlaşıyor. Bu gelişme, robotların üretim hattındaki rolünü de değiştiriyor. Yarış, yapay zekânın robot teknolojilerine etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Robotlar artık yalnızca programlanan hareketleri yapan makineler değil; çevresini algılayan, verileri analiz eden ve üretim süreçlerini optimize edebilen akıllı sistemlere dönüşüyor.” Bu dönüşümün üretimde verimlilik ve kaliteyi artırmasının yanı sıra yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına da zemin hazırlaması bekleniyor.
Asıl sınav KOBİ’lerde
Türkiye’nin Endüstri 4.0 ve akıllı fabrika uygulamalarında önemli bir mesafe aldığını belirten Yarış’a göre bundan sonraki kritik aşama KOBİ’lerin dijital dönüşüme daha güçlü şekilde dahil edilmesi. Çünkü robotik otomasyonun yalnızca büyük işletmelerde yoğunlaşması, sektörün genelinde verimlilik artışının sınırlı kalmasına yol açabilir. KOBİ’lerin ulaşabileceği ölçeklenebilir ve maliyet etkin otomasyon çözümleri, robot kullanımının yaygınlaşmasında belirleyici olabilir. Yarış, Türkiye’nin önündeki hedefi ise net biçimde ortaya koyuyor: “Güçlü üretim kültürümüz, genç mühendislerimiz ve teknoloji geliştirme kabiliyetimiz sayesinde Türkiye'nin yalnızca robot kullanan değil, robot teknolojileri geliştiren ve ihraç eden ülkeler arasında daha üst sıralara yükseleceğine inanıyoruz.”