Yapay Zekânın 2026-2030 yıllarını içeren ikinci 5 yıllık yol haritası açıklandı, aşama aşama uygulamaya girecek. Bu netlikte yer almasa da yol haritasının ruhunda, yapay zekânın özellikle KOBİ’lerin üretim süreçlerinde kullanılması öncelik taşıyor. Bu amaçla TÜBİTAK’ın ‘süper bilgisayar’ sistemi, başta KOBİ’ler olmak üzere reel sektöre açılarak yapay zekâ kullanımına ivme kazandıracak projelerde iş birliği yapılması sağlanacak. İkinci 5 yıllık dönemde HIT 30 Projesi kapsamında yürütülen çağrılarla yatırımlar sürdürülerek altyapının geliştirilmesi planlanırken, yapay zekânın artık fiilen sanayide ve üretimde kullanılması temel hedef olarak belirlenirken ‘kuvveden fiile’ geçiş bu şekilde sağlanmış olacak.
Bu süreçte TRUBA içinde faaliyet gösteren ARF süper bilgisayarı ile TÜBİTAK-ODTÜ iş birliği ile ODTÜ CoZone’da oluşturulan BSC Yapay Zekâ Fabrikası altyapısı kamu kuruluşları ile üniversitelerin dışında sanayinin yararlanabileceği yapay zekâ altyapıları arasında yer alarak önemli bir fonksiyon görecek. Kapasite artırımı ya da ‘özel ek ünite’ kurulması sağlanacak.
Yapay Zeka ikinci 5 yıllık uygulama döneminde sektörlerin kavranması önem taşıyan hedeflerden birisi olacak. Bu çerçevede ileri hedef olarak ‘agentic yapay zeka’ temelleri oluşturulmaya çalışılarak sanayinin gelişmesi daha da hızlandırılacak. Bu sistem karmaşık görevleri sürekli insan gözetimine ihtiyaç duymadan, kendi kendine planlayabilen, araçları kullanabilen ve hedefe ulaşmak için bağımsız olarak aksiyon alabilen gelişmiş bir yapay zekâ sistemi olarak tanımlanıyor.
Yeni eylem planında satır başları
Eski yol haritasında 6 stratejik öncelik, 24 amaç 119 tedbir, 122 eylem, 451 uygulama yer alıyordu. Yeni yol haritasında ise farklı olarak, etik çerçeve ve regülasyonlara ilişkin satır başları da yapay zekâ modelinin uygulanması için zorunlu düzenlemeler arasında yer alıyor. Veri altyapısının geliştirilmesine ilişkin yatırımlar ve insan kaynağının hazırlanması her iki yol haritasının ortak paydaları arasında. Uluslararası rekabete hazırlık ve iş birliklerinin geliştirilmesi de yeni yol haritası kapsamında. Girişimcilik, sanayinin dönüşümü her iki yol haritasında yer alırken, ikinci 5 yıllık süreçte kamu alımları da devreye sokulacak bir politika aracı olarak plan unsurları arasında olacak.
2030’a kadar 10 milyar dolarlık yatırım gerekli Türkiye’nin inşa etmesi gereken hesaplama altyapısı da muazzam seviyede. Bugün Türkiye yaklaşık 250 megavat seviyesinde veri merkezi altyapısına sahip. 2030’a gelindiğinde bu kapasitenin 1 gigavat seviyesine çıkması öngörülüyor. Bu çerçevede yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırımın önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde yapılması gerekiyor. Bu amaçla teşvik sisteminde değişiklikler öngörülüyor. Türkiye’nin teknoloji, AR-GE ekosisteminin, akademisinin yapay zekâ altyapılarına erişebilmesi gerekiyor. Halihazırda MareNostrum5 ve Euro- HPC girişimi üzerinden altyapılara erişim yeni yeni başladı. Yapay zekâ teknolojilerinin ürün ya da çözümlere dönüştürülmesine katkı sağlamayı ve Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemini harekete geçirmeyi amaçlayan Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı, 2022 yılından bu yana her yıl düzenli olarak açılıyor. Yapay Zeka Ekosistem çağrılarında son 3 yılda 41 proje 215.5 milyon TL ile desteklendi. TÜBİTAK Bu program kapsamında beş öncelikli alandaki yatırımları destekliyor. Bu öncelikli alanlar; Akıllı Üretim Sistemleri, Akıllı Tarım, Gıda ve Hayvancılık, Finans Teknolojileri, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik, Akıllı Eğitim Teknolojileri olarak sıralanıyor.
AB normlarında Türk Yapay Zekâ Kanunu hazırlanması. Türk Yapay Zeka Kurum Başkanlığı, Yapay Zekâ Etik Kurulu, Türkiye Veri Kurumu, Üst Düzey Yapay Zekâ İstişare Platformu, Finansal YZ Etki İzleme Birimi, Yapay Zekâ Süper Bilgisayar Merkezler gibi yapılar kurulmasını öneren raporda bir dizi teşvik önerisi de yer alıyor:
Kamu-özel ortaklığıyla, birbirini yedekleyerek kesintisiz hizmet verecek büyük ölçekli yerel veri merkezlerinin kurulması. Veri Merkezi Organize Sanayi Bölgesi oluşturulması. Bunun için yer tahsisi, enerji ve internet altyapısı gibi ortak gereksinimlerin bütüncül bir planlama çerçevesinde hayata geçirilmesi.
KOBİ’ler, girişimciler ve teknoloji geliştirme kapasitesi yüksek grupların YZ araçlarına erişimini kolaylaştırıcı yatırım, hibe, teşvik ve düşük faizli kredi programları ile vergi indirim ve/veya muafiyetlerinin hayata geçirilmesi.
Orta ve büyük ölçekli YZ girişimlerinin büyümesini sağlayacak risk sermayesi fonları, melek yatırımcı ağları ve teknoloji yatırım bankası gibi yeni finansman mekanizmalarının oluşturulması, kamu özel sektör ortaklıklarının ve rekabet öncesi iş birliğinin teşvik edilmesi, yerli girişimlerin küresel pazara açılması için destek mekanizmalarının geliştirilmesi.
Kamu kurumlarında ve kritik sektörlerde kullanılmak üzere açık ve güvenilir, Türkçe kaynaklı büyük dil modelleri geliştirilmesi gibi yüksek etkili projeler için özel teşvik çağrıları yapılması.
Türkiye’ye özgü bir model oluşturmak istiyoruz
TBMM Yapay Zekâ Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, komisyonun 900 sayfalık raporunu tamamladığını; 120 uzmanla görüşerek görüş topladıktan sonra yol haritasında yer verilmesi için 10 başlık altında 100 öneri getirdiklerini açıklamıştı. Bu şekliyle TBMM’nin ‘yapay zekâ’ konusunda inisiyatif alması da farklı ve önemli. Dünyada ABD gibi fazlasıyla liberal, AB gibi sert kuralcı, Çin gibi devletçi ve merkeziyetçi sistemlerin olduğuna dikkat çeken Fatih Dönmez: “Bizim toplumumuza, sanayimize uygun, Türkiye’ye özgü bir yapay zekâ modeli oluşturmak istiyoruz.” değerlendirmesi ile ‘esnek bir model’ peşinde olduklarını anlatmıştı.
Hızla gelişecek bir alan
Türkiye’de 1000 kadar firmanın yapay zekâ konusunda çalıştığını anlatan Fatih Dönmez hazırlıkları ile ilgili olarak: “Yürütme tarafı var. Yasama organı olarak bizim çalışmamız gereken konular var. Sanayi tarafında yapılması gerekenler var. Aynı şekilde üniversiteler, kullanıcılar... Yapay zekâ hızla gelişerek ofis programları gibi herkesin kullanımına açılacak. Sanayide, üniversitelerde ”Bu işin acaba neresinde olabiliriz?” diye soruyorlar. Kesinlikle hangi meslekle ilgileniyorsanız ilgilenin, muhakkak yapay zekânın o alana dokunuşlarını, o alanla kesiştiği noktaları öğrenmekte fayda var düşüncesindeyiz.” şeklinde konuşan Fatih Dönmez’e göre TBMM Komisyonu’nun görevini sürdürmesi gerekli. Çünkü bu teknolojinin kurulması, koordinasyonu, geliştirilmesi çok yönlü çabalar gerektiriyor. Dönmez’in yapay zekâ sürecine ilişkin değerlendirmelerinden bazıları şöyle:
Kişilerin mahremiyeti korunmalı
“Bu teknoloji çok standart bir teknoloji değil. Belli kuralları koymak gerekir. Ama çok sıkı, katı kurallar teknolojinin daha bu ilk gelişme evrelerinde, teknolojinin gelişmesine engel olabilir. O açıdan esnek, belli riskleri önceden öngörmüş, tedbir alan bir kurallar setinin olmasından yanayız. Tabii bu verilerin kişilere başkalarına açılması konusu da biliyorsunuz tartışmalı anlardan birisi. Ama bu verileri anonimleştirip yani kişisel veri biliyorsunuz kanunlarımız da yasaklıyor, paylaşamıyoruz. Bu çerçevede TBMM’nin çıkaracağı mevzuatla kırmızı çizgileri baştan belirlemesi ve kişilerin mahremiyetinin korunmasına yönelik etik kriterleri oluşturması gerekiyor.