Emisyon hesaplarının gerçek ölçüme dayalı mı yoksa hesaplanabilir değerler üzerinden mi yapılacağını, hesaplanan emisyon değerlerinin AB akreditasyon otoritelerince akredite edilmiş doğrulayıcılar tarafından yerinde tesis ziyareti öncelikli olmak üzere belirlenmesi konusunu da bir kenara koyalım.
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede son yıllarda önemli adımlar attı. Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefini açıkladı. Ulusal Katkı Beyanı’nı güncelledi. Yeşil Mutakabat Eylem Planı’nı devreye aldı. İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Bir yandan yenilenebilir enerji yatırımları artırılırken, fosil yakıt bağımlılığının giderilmesi, sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması yeni mücadele alanları arasına eklendi. Ayrıca karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir üretim teşvikleri gibi adımlarla Türkiye, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecini hızlandırmayı hedefledi.
2026 kritik bir yıl. Çünkü AB ithalatçıları üçüncü ülkelerden ithal ettiği ‘kapsamdaki’ ürünler için yıllık karbon ücretini ödemekle yükümlü hâle geldi. AB ithalatçısı bu ürünlerin emisyon değerlerini, bu emisyon hesaplanmasına dair doğrulanmış emisyon raporlarını ve bir ton emisyon ücretine karşılık gelen satın almış olduğu SKDM sertifikalarını ilgili 30 Eylül 2027’ye kadar ilgili otoriteye sunacak. Böylelikle ‘yükümlüsüne’ AB ETS’de oluşan karbon fiyatına eşdeğer bir maliyet yansıtılacak. SKDM demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünlere uygulanacak.
Bu ürünlere ilişkin emisyon hesaplarının gerçek ölçüme dayalı mı yoksa hesaplanabilir değerler üzerinden mi yapılacağını, hesaplanan emisyon değerlerinin AB akreditasyon otoritelerince akredite edilmiş doğrulayıcılar tarafından yerinde tesis ziyareti öncelikli olmak üzere belirlenmesi konusunu da bir kenara koyalım. Zaten henüz Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) devreye girmedi. Yönetmelik taslak aşamasında, uygulama 2026-2027 yılları arasında ‘pilot’ döneminde. Hazırlık ve test devam ediyorken gerçek anlamda ‘sistem’e geçişin 2028 yılından sonra başlaması planlanıyor.
Sanki mevcut tabloya göre biraz yavaş yürüyor, gecikiyor gibiyiz.
Ancak başka sorunlar da var. Türkiye'de karbon piyasasına yönelik mevcut yaklaşımlar, dinamik ve veriye dayalı bir yapıdan ziyade, genel makro-ekonomik varsayımlara ve statik hesaplama modellerine dayanıyor. Ulusal ölçekteki karbon piyasası analizleri ağırlıklı olarak manuel değerlendirmeler ve raporlamalar üzerinden yürütülüyor. Karbon fiyatı tahmini ve senaryo analizleri de yine manuel bazlı yapılıyor.
Ayrıca TR ETS henüz uygulama aşamasına geçmediğinden ulusal karbon fiyatı, piyasa işlem verileri, gerçekleşmiş tahsisat verileri ve kıyas değer uygulama sonuçları gibi piyasa temelli veri setleri henüz oluşmadı. ETS'nin devreye alınmasını takiben oluşacak karbon fiyatları, işlem hacimleri, tahsisat kayıtları ve diğer piyasa verilerinin mevcut veri kaynakları ile birlikte değerlendirilmesi mümkün olabilecek.
Bu nasıl yapılacak? Çevre Bakanlığı Karbon Fiyatlandırma Dairesi Başkanlığı ‘yapay zekâ’ temelli bir sistem kurarak mücadele hız kazandırma peşinde. Yapay Zekâ Tabanlı Mikroekonomik Karbon Piyasası Modeli ve Karar Destek Sistemi Projesi bu amaçla hazırlanarak ihale aşamasına getirildi.
Geliştirilecek sistem, uçtan uca analiz ve senaryo simülasyon kabiliyetine sahip olacak.
Küresel enerji fiyatları, AB ETS trendleri, ulusal makroekonomik göstergeler ve her türlü veriyi içeren çok boyutlu veri setlerinin entegre edileceği bir veri akış sisteminin kurulması ve bu verilerin işlenerek analiz edilebilir hale getirilmesi sağlanacak.
Ardından, makine öğrenmesi ve derin öğrenme tabanlı zaman serisi algoritmaları kullanılarak; kısa, orta ve uzun vadeli karbon fiyatını tahminleyen bir model geliştirilecek. Sistemin çekirdeğini oluşturacak olan Yapay Zekâ Destekli Mikroekonomik Senaryo Simülasyon Modeli ile; farklı politika parametrelerinin piyasa üzerindeki etkileri çeşitli senaryolar üzerinden analiz edilecektir.
Söz konusu senaryo simülasyonları aracılığıyla piyasa dinamiklerinin ve sektörel etmenleri karbon piyasasına olan etkisinin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi, elde edilen öngörülerin ise model açıklanabilirlik yöntemleriyle karar vericilere sunulması sağlanacak.
Geliştirilecek sistem; karbon fiyatı eğilimleri, tahsisat ihtiyacı, ücretsiz tahsisat miktarı, emisyon üst sınırı, sektör ve tesis bazlı maliyet etkileri ile açık/fazla tahsisat durumlarına ilişkin karşılaştırmalı analizler sunabilecek ara yüzler içerecek.
Umalım ki bu yöntemle emisyon ticaret sistemi ‘manuel’den kurtulsun, hız kazansın ve doğru istikamete yönelsin.