Kavuncu Göleti 2022’deki incelemelerde “Öneri Doğal Sit Alanı” ilan edildi. Çevre Bakanlığı ihale yoluyla ‘Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu’ hazırladı. Bölgenin Doğal Sit Alanı ilan edilmesi beklenirken, hemen sınır ötesi Eskişehir Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi.
Sango 3 ve 5 anlamına geliyor; “3 temel bağ”, “5 değişmez erdem” Bu rakamların altındaki ilkeler, Konfüçyüs’ten beslenen Çin toplumunda ideal bir toplum ve birey olmanın anahtarı olan ahlaki ve sosyal düzenin şifreleri olarak kabul ediliyor.
Sango Otomotiv adından da anlaşılacağı üzere bu ilkeleri de gözeterek dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi 2002’den bu yana Gebze’deki fabrikasında egzoz ve susturucu sistemleri üretiyor. Bu ürünler ne kadar çevre dostu olarak geliştirilirse geliştirilsin sonuçta araçlardan çıkan karbona aracı oluyorlar.
Bu nedenle olsa gerek 1928’den bu yana üretim yapan şirket; Çin, Türkiye, Tayland, ABD, Endonezya, Kanada, Meksika, Hindistan ve Japonya’daki 17 fabrikasında Sango Ormanları oluşturarak bir tur karbon emici ağaç kuşağı ile ‘karbon dengesi’ peşinde koşuyor. Hız için, daha verimli olmak için Japon botanikçi Akira Miyawaki tarafından geliştirilen ve yoğun, doğal ormanlar oluşturmaya yardımcı olan bir teknik kullanılıyor. Sango’nun fabrikalarında bugüne kadar 326 bin 175 ağaç dikildiğini, birinci aşama hedefin 350 bin ağaç olarak belirlendiğini de ekleyelim.
Aslında üretim yaparken karbon salanlar, zorunlu olmasalar da ağaç dikmek yerine, karbon kredisi alarak bir tür ‘ahlaki’ denge sağlayabilirler. ClimeCo Türkiye Başkanı Volkan Ural dünyada karbon kredisi satın alma konusunda 15-20 yıldır çalışan gönüllü pazarlar olduğunu, Türkiye’de de bu pazarın gelişmekte olduğunu anlatıyor. Bu alışverişte öncelikle doğanın ne kadar kirletildiğinin hesaplanması gerekiyor. Böylelikle x birimlik doğa zararı karşısında, y birimlik temiz enerji satın alınarak bir denge kuruluyor. Ardından bu alışverişin yetkili kurumlarca tescillenmesi gerekiyor.
Bu alışverişin bir de zorunlu olan tarafı var. Bu da hükümetler ve uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen karbon emisyon sınırlarına uymak zorunda olan şirketler için düzenlenen piyasa.
Avrupa Birliği’nin sınırda karbon mekanizmasının özeti de bu zaten. ”Bana mal satacaksan içindeki karbon bedelini ödeyeceksin.” Türkiye emisyon ticaret sistemini kurduğu takdirde sanayici üründe saklı karbonun bedelini burada ödeyecek, kuramazsa AB sınırında… Nitekim geçtiğimiz günlerde karbon sertifika fiyatı belirlendi: Ton başına 75,36.
Üretimi nerede yaparsan yap, üründe karbon yer almasını önleyemiyorsan, bedelini ödesen de ödemesen de çevreye zarar veriyorsun demektir. Bu durumda Eskişehir’de ilan edilen Mega Endüstri Bölgesi’nin sınırında yer alan Kavuncu Göleti’nin akıbetini de düşünmek zorundayız. Sadece Kavuncu Göleti değil, bu göletten beslenen göçmen kuşları da.
Kavuncu Göleti 2022’deki incelemelerde “Öneri Doğal Sit Alanı” ilan edildi. Çevre Bakanlığı Kavuncu Göleti için ‘Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu’ hazırlanması için ihale yaptı. Uzman akademisyenler alanı 4 mevsim yerinde inceleyerek hazırladıkları raporu bakanlığa sundular.
Bölgenin Doğal Sit Alanı ilanı beklenirken, tam da bu aralarda yaklaşık 34 milyon metrekare büyüklüğündeki Eskişehir Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi. Hem de ham toprak ve mera alanı üzerinde ve Kavuncu Göleti’ne sınır olacak şekilde…
Eskişehir’in Günyüzü İlçesinde bulunan Kavuncu Göleti’ndeki kuş türlerini tespit etmek amacı ile 2018-2020 yılları arasında Emir Özay ve Nuri Kaan Özkazanç tarafından yapılan bir çalışmaya göre “Alanda 19 takıma ait 50 familyadan 206 kuş türü tespit edildi. Tespit edilen türlerden 2 küresel ölçekli olarak tehlike altında, 3 adedi hassas ve 5 adedi ise tehdide yakın” olarak sınıflandırıldı. Bunlar; Küçük Akbaba, Dikkuyruk, Elmabaş Patka, Şah Kartal, Toy, Pasbaş Patka, Kara Akbaba, Ala Doğan, Çamur Çulluğu ve Gökkuzgun kuşları.
Ayrıca başta pembe flamingo, balıkçıl, atmaca, şahin, doğan, baykuş, leylek, bıldırcın, keklik ve martılar olmak üzere tanıyamadığımız, ismini bilmediğimiz nice kuş türlerinden 100 tür yerli, 79 tür yaz göçmeni, 21 tür kış göçmeni ve 6 tür ise transit tür olarak kayıtlanmış. Araştırmada, ‘kuş cenneti’ olarak da nitelendirilen bu alanın farklı etmenler sebebi ile habitat bozulması ile karşı karşıya olup büyük bir tehlike altında olduğu dile getirilmiş.
Bu bölgenin mega endüstriyel alan ilan edilmesiyle büyük bir sınav yaşayacağımız ortada. Bir yanda doğaya verdiğimiz zararı telafi etmek için gönüllü olarak ‘zararı telafi etmeye’ çalışırken, diğer yandan küresel kurallara uyarak içeride ya da dışarıda üretilen mala gizlenmiş karbonun vergisini ödemek zorundayız…
Dünya eski dünya değil. Bu nedenle yaylayı ve merayı endüstriyel üretime açmanın sorumluluğu çok daha ağır olacak. Yaylada, merada, çevre ile sanayiyi barış içinde tutmayı ve her ikisini de yaşatmayı başarabilirsek dünya ölçeğinde örnek olacak bir iş yapmış olacağız.
Karbona gönüllü ya da gönülsüz vergi biçilen bir çağda aksini düşünmek mümkün bile değil.