Şirket ve hisse devirlerinde en yaygın yapılan hata, vergisel sonuçların yalnızca şirketin Anonim veya Limited olmasına göre belirlendiğinin düşünülmesidir. Oysa Türk Vergi Hukukunda belirleyici olan; devre konu payın hukuki niteliği, elde tutma süresi ve işlemin gerçek mahiyetidir. Yanlış yapılandırılan devir işlemleri gereksiz vergi yüklerine yol açarken, doğru bir planlama tamamen yasal sınırlar içinde önemli avantajlar sağlayabilir.
Gerçek kişi ortaklarda gelir vergisi uygulaması
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesi uyarınca, Anonim şirketlerde hisse senedi veya geçici ilmühaber çıkarılmamış “Çıplak Paylar” ile Limited şirket payları arasında vergisel açıdan bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da paylar en az iki yıl süreyle elde tutulduktan sonra satılırsa, elde edilen kazanç gelir vergisinden tamamen istisna edilir. İki yıldan kısa sürede yapılan satışlarda ise kazanç, değer artış kazancı olarak kabul edilir ve artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre vergilendirilir.
Anonim şirketlere özgü bir avantaj ise payların senede bağlanmış olmasıdır. Hisse senedi veya geçici ilmühaber çıkarılması hâlinde (232 No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca), bu payların iki yıldan fazla süreyle elde tutulduktan sonra satılmasından doğan kazanç gelir vergisinden istisna edilir. Bu imkân limitet şirketlerde uygulanmaz.
Tüzel kişi ortaklarda kurumlar vergisi istisnası
Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında, şirketlerin aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın %50’si kurumlar vergisinden istisnadır. Daha önce %75 olarak uygulanan bu oran, 2024 yılında yapılan yasal değişiklikle %50’ye indirilmiş olup halen yürürlüktedir.
Bu düzenleme, şirketler açısından önemli bir vergisel avantaj sağlamaya devam etmektedir.
Katma değer vergisi (KDV) istisnası
Anonim ve Limitet şirket paylarının devri, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesi uyarınca KDV’den istisnadır. Ancak bu istisnanın uygulanabilmesi için payların en az iki tam yıl süreyle elde tutulmuş olması şarttır. Anonim şirketlerde hisse senedi bastırılmamış olsa dahi geçici ilmühaber bulunması hâlinde, bu belgeler hisse senedi hükmünde kabul edilir ve KDV istisnası aynı şekilde uygulanır.
Taşınmaz satışlarında farklı kurallar
Şirket bünyesinde yer alan taşınmazların satışı, hisse devrinden farklı şekilde değerlendirilir. Bu noktada belirleyici olan şirketin türü değil, taşınmazın edinilme amacıdır. Şirketin esas faaliyeti gayrimenkul alım satımı ise veya taşınmaz bu amaçla edinilmişse, satış işlemi KDV’ye tabidir. Buna karşılık taşınmaz, şirketin kendi faaliyetini yürütmek amacıyla edinilmiş ve en az iki tam yıl süreyle şirket bünyesinde tutulmuşsa, bu taşınmazın satışı KDV’den istisna edilir. Bu kural, anonim ve limitet şirketler bakımından aynıdır.
Sonuç
Şirket ve hisse devirlerinde vergi yükü kaçınılmaz değildir. Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu, belirli şartların sağlanması hâlinde satış kazançlarını tamamen veya kısmen vergiden istisna etmektedir.
Bu avantajlardan yararlanabilmek için şirket türüne değil; payın hukuki niteliğine, elde tutma süresine ve işlemin gerçek mahiyetine dikkat edilmesi gerekir. Vergi kaçırmak değil, vergiyi doğru planlamak hem hukuken mümkündür hem de ekonomik açıdan gereklidir. Bu nedenle şirket sahiplerinin devir işlemlerinde profesyonel danışmanlık almaları önem taşımaktadır.