"Tarih, yeni insanların eski hataları tekrarlamasından ibarettir."
-Sigmund Freud
“Bugün soyutlama artık harita, ayna veya kavram soyutlaması değildir. Simülasyon artık bir bölge, referanssal bir varlık veya madde simülasyonu değildir. Modeller tarafından, kökeni veya gerçekliği olmayan bir gerçekliğin, bir hipergerçekliğin üretilmesidir. Bölge artık haritadan önce gelmez, ondan sonra da varlığını sürdürmez. Yine de bölgeden önce gelen haritadır - simülasyonların önceliği - ve bölgeyi doğurur.”
-Jean Baudrillard, Simulacra and Simulation
Geçen hafta ABD’de birkaç tuşa basılarak bir milyon işin yok olduğunu izledik. Böylece geçmiş kendini yeniden yazıyor. Ocak ayı istihdam verileri, beklentileri aştı fakat sonra geçmişe dönük revizyon yapıldı, bir milyonluk istihdam birkaç tuşa basılarak yok edildi. İşte bu bir simülasyon. Hayat bir halüsinasyona dönüştüğünde ya da elektronik veriler sokaktaki gerçekten daha gerçek olduğunda işte böyle şeyler oluyor.
Birkaç hafta önce brent petrol için daha olumluya dönmemiz dışında, “Sis kalkıyor ama yol hala dar” başlıklı 2026 strateji raporundaki görüşlerimizde önemli bir değişiklik yok. Raporda ifade ettiğimiz gibi: “2026’ya güçlü bir başlangıcın ardından, küresel hisse senedi piyasalarının 1Ç’de zirve yapmasını ve sonrasında bir düzeltme yaşanmasını bekliyoruz. Bu düzeltmenin, alım fırsatı yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Sonrasında ise, geniş bir bant içinde yatay seyreden ama trend etrafında daha sık ve dalga boyu daha büyük dalgalanmaların yaşandığı ve taktiksel fırsatların belirgin şekilde arttığı bir piyasa yapısı öngörüyoruz. Mevcut küresel konjonktür yalnızca Aralık 2024’ü değil, aynı zamanda 1997 ve 2007 başını da çağrıştırıyor (yani beklenenden uzun süren ancak zamanla giderek kırılganlaşan geç döngü rallileri). Gelişen piyasaları gelişmiş piyasalara; Çin ve Avrupa’yı ABD’ye tercih ediyoruz. Metallere, özellikle altın ve bakıra yönelik olumlu görüşümüzü koruyoruz.”
Rapordan bu yana piyasa hareketleri de beklentilerimize paralel gerçekleşti. Ekonomik olarak ortama stagflasyon demek doğru olmasa da yatırım çerçevesi açısından hafif stagflasyon diye tanımladığımız bir döngüye gireceğimizi düşünüyoruz. Bu genel olarak emtianın ve ilgili hisse senetlerinin ve genel olarak daha defansif sektörlerin daha iyi performans gösterdiği bir döngü olarak karşımıza çıkabilir.
Raporumuzda taktiksel bir bakış açısının da faydalı olabileceğini öne sürmüştük. Taktiksel derken de önümüzdeki birkaç gün değil üç aya kadar bir süreyi kastediyoruz. Bundan sonra taktiksel bir bakış açısıyla neler olabileceğini kestirmeye çalışalım ve benchmark niteliği taşıması nedeniyle ABD borsalarından başlayalım. Borsalar aylardır yön bulmakta zorlanıyor. S&P 500 endeksi 2025 Ekim sonundan bu yana neredeyse hiç ilerleme kaydetmezken, Nasdaq daha da kötü bir performans sergileyerek Eylül ayından bu yana anlamlı bir gelişme gösteremedi. Peki bunun sebebi ne? Hala olumlu bir trend içinde olduğumuzu düşünüyoruz fakat yükselişin güçlü olmaması ve taktiksel olarak düzeltme beklentimizin devam etmesinin ardındaki birçok nedeni sıralayabiliriz ki bunların çoğunu önceki yorumlarımızda ele aldık ancak amacımız nedenine takılıp kalmak değil, sadece ne olduğuna ve olabileceğine odaklanmak.
Geçen senenin son çeyreğinde, Nasdaq'ın S&P500 ile yeni zirveleri teyit edememesi gibi ince ama önemli bir farklılığa dikkat çekmiştik. Bu durum, yüzeydeki istikrarın artan içsel kırılganlığı gizlediği başka seneleri, mesela 2022 başlarını, hatırlatıyordu. O zamanlar bu bir tezdi. Bugün ise gelişmekte olan bir endişe kaynağı olarak konumlanıyor. Son bir aydır şunu görüyoruz: endeks altındaki hisselerde dağılım/ayrışma hızlanıyor. Bu sağlıklı bir ortam değil ve bu yüzden de rotasyonların önemli olduğunu düşünüyoruz.
Temel senaryomuz, hala daha bir boğa piyasası içinde ancak geçiş ve giderek daha şiddetli rotasyonlarla tanımlanan bir piyasanın içinde olduğumuz şeklinde çerçeveleniyor. Bu çerçeve geçerliliğini korursa, liderlik genişlemeye devam edebilir ve geride kalan sektörler, daha fazla rotasyonun ortaya çıkması durumunda endeksleri desteklemeye yardımcı olabilir fakat rotasyonların adresi olan enerji gibi sektörlerin endeks içindeki ağırlığı düşük olduğu için endeksleri tutmaya güçleri yetmeyebilir.
ABD borsaları Çarşamba günü, yarı iletken, güç ve yazılım sektöründeki rahatlama rallisinin etkisiyle teknoloji sektörünün öncülüğünde yükselişle kapandı. Yine de Nasdaq potansiyel bir düzeltmenin erken aşamalarında görünüyor. S&P500 için ise 100 günlük hareketli ortalamanın yakınlarından tekrar destek buldu ancak lider hisselerin momentum kaybetmeye devam etmesiyle aşağı yönlü risk artmaya başlıyor ve daha derin bir düzeltme olasılığını artırıyor. Gerçekleşirse destek için bir sonraki mantıklı alanı, 200 günlük hareketli ortalama ve Kasım ayı dip seviyeleriyle aynı hizada olan 6500 civarında yer alıyor. Yüzde 10’luk bir düzeltme ise endeksi 6200’ye getirir.
Kredi piyasalarındaki gelişmelerin hisse senetleri açısından olası yansımalarına baktığımızda ise yüzeyde az etkilenmiş gözüküyorlar. Yüksek getirili bonolar (HYG), 2022 destek bölgesine kadar uzanan seviyelerin üzerinde tutunmaya devam ediyor fakat yüzeyin altında BBB kredi spread’leri genişlemeye başladı ki bunun izlenmesi gereken bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan HY CDX de benzer şekilde yükselme eğiliminde bulunuyor. Bu da izlenmesi gereken önemli bir diğer gelişme olmaya devam ediyor çünkü sürekli bir yükseliş hisse senetleri olumsuz etkiler getirebilir.
Görüşümüz daha volatil bir yıl yönündeydi ve bu görüşümüz gerçekleşmeye devam ediyor. Vix’in seyri de mevcut durumun hala daha yüksek volatilite ortamına işaret ediyor. Genellikle gerçek bir volatilite hareketinden önce bir iniş çıkış dansı yaşanır. Bununla kastettiğimiz, gerçek bir volatilite hareketinden önce yaşanan, ikna edici yükselişlerle, devamı gelmeyen satışlarla ve değişen duyarlılıkla dolu bir kafa karışıklığı dönemi. Hem boğaların hem de ayıların cesaretlerinin kırıldığı bir aşama. Bizce şu anda tam olarak bu noktadayız."
Burada önemli çıkarımımız ise piyasanın güçlü karşı akımlar tarafından şekillendirildiği ve net yön belirleme tahminlerinin giderek zorlaşması. en. İç dinamikler çelişkili kalmaya devam ediyor, liderlik dar ve istikrarsız, makro sinyaller ise karışık ama değişimin yönü olarak yönü olarak hafif stagflasyonist mesajlar veriyor. Bu gibi ortamlarda, sabit fikirler doğal olarak daha düşük, alçakgönüllülük ise daha yüksek olmalıdır. Bununla birlikte, risk dengesi artık simetrik değil bizce ve aşağı yönlü riskler yavaş yavaş daha ağır basmaya başlıyor. Bununla birlikte yakın zamanda olmasını beklemesek de devamı muhtemel olan İran-ABD gerginliği, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump tarifeleri ile ilgili önümüzdeki on gün içinde karar verme olasılığı var. Bu kararın da, yargıçların sordukları soruları göz önüne de aldığımızda aleyhte olması daha olası gibi duruyor. Bu da borsalarda endeks düzeyinde bir düşüş olasılığını artırıyor. Tüm bu arka plan göz önüne alındığında, duruşumuz net: lütfen daha dikkatli olun ve taktiksel kalın.
2026 strateji raporumuzda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için gelişmiş ülkelere nazaran daha olumlu olduğumuzu vurgulamıştık. Piyasa gelişmeleri de o paralelde gerçekleşiyor ve bu görüşümüzün arkasındayız. Yurt içi piyasalarla ilgili bahsettiğimiz raporda “MSCI EM’e kıyasla uzun süreli bir göreceli zayıf performansın ardından, 2026’nın ilk yarısında BIST için bir yeniden değerlendirme alanı oluşabileceğini düşünüyoruz” diye yazmıştık. Bu görüşümüz devam ediyor fakat aynı raporda “Manşet enflasyonun 2026 boyunca aşağı yönlü seyrini sürdürmesini bekliyoruz. Sıkı finansal koşullar, zayıflayan iç talep ivmesi ve daha iyi beklenti yönetimi bu görünümü destekliyor. Ancak özellikle hizmet enflasyonu, ücret dinamikleri ve endeksleme davranışları nedeniyle enflasyon patikasının daha yatay ve yapışkan hale gelmesi olası. Bu da agresif bir parasal gevşeme alanının sınırlı olduğunu gösteriyor” diye de vurgulamıştık.
Enflasyon ve politika faizine ilişkin varsayımlar için risklerin yukarı yönlü olduğunu düşünmeye devam ediyoruz. Momentum ve para akışları güçlü, çoğunluk görüşü bu kadar olumlu iken yurt dışı kaynaklı bir düzeltme ihtimalini de hatırlatmak istiyoruz. Risk getiri açısından prensip olarak fiyatlar yüksekken daha az olumlu, düşükken daha olumlu bir duruşa inanıyoruz.