1. Dünya Savaşı’nı ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasını hafızasında tutan Avrupa Merkez Bankası, yüksek enflasyona dayanamaz. Büyük Buhranı gören Fed, işsizliğe dayanamaz. TCMB’nin de rezerv erimesi sevmediğini biliriz. Lakin panik yapmamak gerek.
Eskiden balıkçılar açık denizde gördükleri balinaların yaşını, sırtlarındaki zıpkın yaralarının sayısından anlarmış. Şahit olduğumuz kriz ve çalkantılar, ekonomistlerin zıpkın yaralarıdır ve ben de bu yazıyı yaralarım sızlarken yazıyorum.
Geçen hafta, TCMB’nin Londra’da asimetrik bir iletişim yaptığı ve yabancı yatırımcılara faiz artırımı mesajı verdiği iddia edildi. Olayın bu şekilde gerçekleştiğini düşünmüyorum. Muhtemelen faiz artırım mesajı olarak algılanan cümle şuydu: “Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.”. Sıkılaşma mesajı mı? Evet. Yeni mi? Hayır. Bu cümle TCMB’nin internet sayfasında uzun zamandır var.
Kendi kendini gerçekleştiren kehanet
Asimetrik iletişim endişesinin yaşanması bir vaka ve TCMB de buradan ders çıkartmalı. Ama ne olmuş olabilir? Bir ihtimal, yabancı yatırımcı TCMB belgelerine bizim kadar hâkim değildir ve bu cümleye şaşırmıştır. Bir ihtimal de yabancı yatırımcının, kendi portföyünü düşünerek, gönlünden geçeni söylemesi olabilir mi?
Benden duymuş olmayın ama piyasada “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” (self fulfilling prophecy) diye bir şey vardır. Piyasa, önce kendi portföyüne uygun bir beklenti oluşturur, sonra da o beklentinin gerçekleşmesini tetikler. Bunun en kolay yapılabildiği yer de para piyasalarıdır. Hele tasarruf açığınız varsa, rezerv erimesi sizi zayıflatıyorsa, bir de enflasyonunuz yüksekse, piyasa baskısına daha da açıksınızdır. O nedenle yabancı yatırımcının tahminlerini tümden görmezden gelemezsiniz.
Geldiğimiz noktada, önce yabancı yatırımcılardan, takiben de yurtiçindeki oyunculardan faiz artırım beklentisi gelmesi, bu nedenle şaşırtıcı değil. Elbette, gerekçesiz de değil:
- TCMB, fonlamayı politika faizinin 3 puan üzerinden yaptığı için aslında zaten faiz artırdı. Dolayısıyla 300 baz puanlık artırım, politika faizini fiili duruma eşitlemek olacaktır.
- TCMB’nin 22 Nisan’daki PPK toplantısından sonra, 11 Haziran’a kadar planlı toplantısı yok. Arada olağanüstü toplantı yapma riski almadan, Haziran’a kadar yaşanabilecek belirsizliklere karşı TCMB’nin 22 Nisan’da pas geçmemesi bir seçenek.
- Savaş uzadıkça etkilerinin kalıcı olma riski yükseliyor. Hem enflasyon hem enflasyon beklentileri baskı altında. Bu da TCMB’nin son PPK notundaki sıkılaşma kriterlerinden biriydi.
- Konu talep enflasyonu olmadığı için faiz artırımının işe yaramayacağı da not ediliyor. Ancak Türkiye gibi tasarruf açığı olan ülkelerde, rezerv seviyesi, reaksiyon fonksiyonunun bir değişkenidir. Yani rezervlerdeki azalış, politika tepkisine neden olabilir.
Merkez bankaları tarihlerinden bağımsız değil muhteremler. II. Dünya Savaşı’nı ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasını hafızasında tutan Avrupa Merkez Bankası, yüksek enflasyona dayanamaz. Büyük Buhranı gören Fed, işsizliğe dayanamaz. TCMB’nin de rezerv erimesi sevmediğini biliriz. Lakin panik yapmamak gerek.
22 Nisan’a kadar faiz kararını etkileyecek pek çok şey olabilir
Zıpkın yarası bol olanlar, TCMB’nin 2011 sunumlarındaki (Londra, Manisa) bir cümlesini hatırlar: Politika duruşu, sadece faiz seviyesi ile değil bütün politika araçlarının bileşimi ile belirlenir. Aynı sunumda, tüm kamu otoriterlerinin eşgüdüm içerisinde faiz dışı araçları değerlendirmesinden de bahsedilir ve araçlara örnekler de verilir. Bugün, TCMB ve politika faizi dışında bir şey konuşmamak bana tuhaf geliyor. Konuş-reddet, ona da varım. Ama neden hiç konuşulmaz?
22 Nisan’a kadar faiz kararını etkileyecek pek çok şey olabilir. O nedenle bu yazı, faiz tahminimle ilgili değildir. Bu yazı, “Doğru şeyi, doğru nedenle yapalım” demek için yazılmıştır. Yerli balinalar, yabancı yatırımcı beklentisinin önemini de sadece ona göre politika yapılmaması gerektiğini de bilir. Burası açık deniz muhteremler!