Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz.
TCMB’nin son Enflasyon Raporu’nda duyurduğu ara hedef değişikliğini bir de benden dinler misiniz? Öncesinde de gelin hedef yolculuğumuzu hatırlayalım:
- Enflasyon hedeflemesi rejiminin başlarında, orta vade için düşündüğümüz enflasyon hedefi %4 idi
- Bir arz yönlü şokun ardından, 2009-2011 dönemi için resmî hedef yükseltildikten sonra, %4’lük hedefe geri dönmek yerine yeni orta vadeli enflasyon hedefi olarak belirlediğimiz rakam %5 oldu
- 2026 ve 2027 için belirlenen ilk ara hedefler sırasıyla %16 ve %9
- 2026 ve 2027 için güncellenen ara hedefler sırasıyla %24 ve %15
Yani, daha önce 2026 sonunda gelmeyi öngördüğümüz enflasyon seviyesinin benzerine, yeni senaryoda 2027 sonunda geleceğiz. Savaşın enflasyon maliyeti kestirmeden 1 sene.
Buraya kadarı bildiğimiz hikâye, hatta dünün haberi. Lakin bence burası mevzunun bittiği yer değil, başladığı yer. Neden böyle düşündüğümü 3 ana başlık üzerinden açıklayayım ki sonrasında ilgili haber akışını takip etmeye de vesile olsun.
1- Beklentilerde artan kırılganlık
Enflasyon hedeflemesi rejimi ile keskin dezenflasyonun amaçlandığı özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ideal olan, piyasa beklentilerinin merkez bankasının beklentilerine yakınsamasıdır. Bizim ara hedef güncellemesi örneğimizde ise TCMB, piyasaya yakınsadı. Tabii bu biraz da arz yönlü şokun doğası gereği gerçekleşti ama yine de piyasa oyuncuları tekrar bir parmak hesabı yapacaktır. Biz de bakalım: Piyasa, savaşın etkisini sene sonu beklentisine 5 puan olarak yansıtırken (Mayıs-Şubat Piyasa Katılımcıları Anketi farkı.), TCMB, 8 yüzde puan olarak yansıttı. Sayın başkanın konuşmasından, bu 8 yüzde puanın içinde enflasyondaki düşüş eğiliminin düşünüldüğü kadar keskin olmamasının etkisi de var diye anlıyoruz. Ama 8 puanın kırılımını bilmiyoruz. Piyasanın beklentileri, savaştan önce de TCMB’nin beklentilerinin üzerindeydi. Yani piyasa, enflasyondaki düşüş eğiliminin keskin olmadığı konusunda daha isabetli bir tahmini zaten önceden yapmıştı. O nedenle bunu tekrar beklentilerine yansıtmayabilir. Fakat piyasanın 5 puanı ile TCMB’nin 8 puanı arasında bir orta yol aranacaksa, beklentiler bir tur daha yukarı gelebilir.
2- Enerji krizinde kötüleşme riski
Martin Wolf, 20 Mayıs tarihli Financial Times yazısında, “Körfez Krizi daha yeni başlıyor olabilir.” diyerek işaret fişeğini yaktı. Fatih Birol’un “Tarihteki en büyük enerji krizine giriyoruz.” sözlerine de yer veren Wolf, meselenin uzamasının yol açabileceği felaketlere işaret etti.
Yazının mürekkebi kurumadan, Başkan Trump’ın -kim bilir kaçıncı kez- anlaşma ümidi doğuran açıklamalar yapması, tekrar bir heyecan yarattı. Ama zaten herkes bir gece ansızın başlayan bu savaşın, bir gece ansızın imzalanan bir anlaşma ile bitebileceğini biliyor. Mesele zamanlama. Savaşın bitmesinin geciktiği her an, normale dönmek zorlaşıyor, hasar kalıcı hale geliyor. Bu hasar, enflasyon beklentilerinin kırılganlığını artırıyor.
3- Küresel tahvil piyasalarındaki çalkantının yarattığı tedirginlik
Akıllı telefonlardan önce kullandığımız tabirle söyleyeyim: Piyasanın jetonu bazen geç düşüyor. Küresel tahvil piyasalarında, özellikle eğrinin uzun ucunda yaşanan yakın dönem hareketten bahsediyorum.
Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz. Bu da küresel faiz platosuna göre “sıkı” duruşun ne olduğunun yeniden sorgulanmasına neden olabilir. ABD 30 yıllık tahvilinden başlayan muhabbet, döner gelir Türkiye’de tahvil bono piyasasını, oradan da aktarım mekanizmasını etkiler, kırılganlığı artırabilir.
Velhasıl, TCMB’nin ara hedefi yükselterek piyasaya yakınsaması sohbetin bittiği değil, başladığı yerdir. Bundan sonraki iş, TCMB’nin oyun kurucu olması ve piyasanın kendine yakınsamasını sağlamasıdır. Vakit dar. İşler kötüye giderse, bir tur daha yukarı yönlü güncelleme zor. İşler daha iyi giderse, ara hedefin ne kadar altında kalırsan o kadar iyi. Rehavete yer yok.